kapat

PERŞEMBE 14 AĞUSTOS 1997

Humeyni'nin kızı da Hatemici

Humeyni'nin kızı Zehra Mustafavi, Tahran Üniversitesi'nde felsefe ve mantık hocalığı yapıyor. Aynı zamanda İran'ın en büyük kadın kuruluşunun da başkanı. Tahran'daki bürosunda görüştüğümüz Mustafavi, son seçimlerde özgürlük vaat eden Hatemi'yi desteklediğini belirterek şunları söylüyor:

NURİYE AKMAN

"Bu toplumun imamın kurduğu sağlam temelleri var. İster Hatemi Bey gelsin iş başına, isterse başkası, bu temeller değişmez. Hatemi Bey'in özellikle gençlerin kültürel seviyesini yükseltme konusuna ağırlığını koysun. Ama tabii üstüne basıyorum ki temellerimizde herhangi bir değişme olmayacaktır."

Humeyni'nin kızı Zehra Mustafavi 57 yaşında. Ama olduğundan daha genç görünüyor. Tahran Üniversitesi'nden felsefe doktorası almış ve halen aynı üniversitede felsefe ve mantık hocalığı yapıyor. İran'ın en büyük kadın kuruluşunun başkanı. Bu kuruluş aynı zamanda siyasi, kültürel ve sosyal bir parti olarak kabul ediliyor.

Zehra Mustafavi ile Tahran'daki bürosunda görüştük. Bize ayrılan kısa sürenin yarısı tercümeyle geçti. Büro, tek katlı bahçe içinde bir evdi. Ayakkabılarımızı dışarda çıkarttık. Evin salonu konferans ve toplantılar için düzenlenmişti. Sandalyeler ve kürsü olarak kullanılan bir masa vardı salonda. Arka planda bir büfe bulunuyordu. Üstüne Hz. Ali'nin bir resmi konmuştu. Duvarlara Humeyni, Hamaney, Rafsancani resimleri asılmıştı. Yerler halı kaplıydı. Büroda çalışanlar kadındı.

Küçük sade bir oda

Zehra Mustafavi bizi küçük odasında kabul etti. Son derece sade döşenmiş odada koltuklar hasırdı. Çalışma masasının üstünde çerçeve içinde Humeyni'nin fotoğrafı bulunuyordu.

Zehra Hanım hicapta çarşafı tercih etmişti. Fotoğrafı çekilirken çarşafın açılmamasına büyük özen gösterdi. Yüzünde hiç makyaj yoktu. Yeşile çalan bal rengi gözleri gençliğinde çok hoş bir hanım olduğunun işareti gibiydi. Ona göz renginin çok güzel olduğunu söyledim. Çok şaşırdı ve teşekkür etti. Belki de bu yüzden vedalaşırken tokalaşmayla yetinmedi, beni kucakladı.

Humeyni'nin kızıyla 2 yıl önceki İran gezimde de konuşmak istemiştim. Ancak izin verilmemişti. Görüşmeyi bu kez gerçekleştirmekten memnun fakat sorularımı sere serpe, dobra dobra, uzun uzun, detaylı ve çok yönlü olarak soramadığım için üzgünüm. Ülkesinin içinde bulunduğu hassas durum ile isminin ve konumunun taşıdığı önemi biliyorum. Yeterli zaman bulabilseydim bu hassasiyetleri korur yine de daha açık mesajlar elde edebilirdik. İranlı kadınların durumunu dünyalı hemcinslerinden ayırt ederek konuşabilseydik bundan Türkiye'nin de İran'ın da kendine göre alacağı dersler olabilirdi.

Hassas dengeler

Yine de İran İslam Cumhuriyeti'nin kurucusunun kızının, İranlı entellektüellerin ünlü "recal" tartışmasında kadınların safında yer almasından ve kadınları politikayla daha çok ilgilenmeye çağırmasından hoşnut kaldım. Eminim ki biraz daha "samimi" konuşabilseydik bunun bir erkek engellemesi değil, bir sistem anlayışından kaynaklandığı konusunda fikir birliğine varacaktık.

Bayan Mustavafi'nin bile son seçimlerde daha çok özgürlük vaat eden Hatemi'yi desteklemesi, İran'ın geleceği için beslenen iyi niyetlerin boşa olmadığını gösteriyor. Hatemi yanlıların, oylarıyla işbaşına getirdikleri yeni cumhurbaşkanlarına, vaadlerini yerine getirme şansı tanımak adına, konuşmalarında hassas dengeleri gözetici bir üslubu seçmeleri çok akıllıca. Şansları açık olsun.

'İmamın yadigarıyız'

- Rahmetli kardeşiniz Ahmed'in adı resmi konuşmalarda "yadigar" olarak geçiyor. Bir oto yolunuza da "yadigar" adı verilmiş. Fakat sizin adınız resmi tören ve konuşmalarda hiç geçmiyor. Bu acaba kadın olduğunuz için mi böyle? Siz de bu topluma babanızın bir yadigarı değil misiniz?

- Bismillahirrahmanirrahim. Sizin düşündüğünüz gibi değil. Biz de imamın yadigarıyız. İmamın 3 kızı ve 2 tane oğlu vardı. Birinci oğlu da vefat etti. Ondan da yadigar olarak bahsedilmiyor. Yadigar statüsü bir kız erkek meselesi değil. Eğer öyle olsaydı imamın en büyük oğlu da yadigar olurdu Ahmet Bey gibi. Ahmet'e yadigar denmesi, onun çok daha fazla imamın yanında olması, siyasi mücadelesinin bütün aşamalarında onunla çalışması yüzünden. Şimdi nereye gidersek bizi de imam yadigarı olarak kabul ediyorlar.

- Babanız yaşasaydı İran'ın bugününde neler hoşuna gider neler hoşuna gitmezdi?

- Şimdiki rejim de imamın izinde yürüyor. İmamın en fazla üstünde durduğu nokta fakirlere destek vermek, onları iyi bir duruma getirmek ve İran'da istikrarın tamamiyle kurulması idi. Bugün de bizim bütün yetkililerimiz bu hususların üstünde duruyorlar. Toplumun bugünkü durumu, özellikle siyasi açıdan tam onun istediği gibi. O bugün yaşasaydı memnun kalırdı bundan. Sadece bir nokta var belki O daha fazla üstünde durmamızı isterdi o da fakirlerin durumu. Maddi durumları kötü olanlar tabii eğitime daha fazla yönelemiyor.

- Bir tek bu mu hoşuna gitmezdi?

- Yok. Biz gelebileceğimiz en iyi yere yeri gelmemişiz daha. Hâlâ imamın istediği noktaya gelemedik.

- Humeyni'nin İran'ın durumuyla ilgili canını sıkan başka bir şey olmaz mıydı?

'Sağlam temeller var'

- Aklıma gelmedi şu anda .

- İran'da yeni bir dönem başladı. Arkasında 20 milyon oy olan Hatemi daha fazla düşünce özgürlüğü vaat ettiği için seçimi aldı. Hatemi'nin cumhurbaşkanı olması size ne ifade ediyor?

- Bu toplumun imamın kurduğu sağlam temelleri var. Bu temeller ister Hatemi Bey gelsin iş başına, isterse başkası, değişmez. Bütün cumhurbaşkanları bu esaslar üzerinde çalışır. Ve rehber de (Hamaney) onun bu temeller doğrultusunda yürüyüp yürümediğini kontrol eder. Ama aynı esasları koruduğu sürece siyasette ve ekonomide farklı kişisel yollar seçilebilir. Hatemi Bey çok düşünür bir insan olduğu için kişisel özgürlükler meselesi üstünde daha fazla duruyor. Seçtiği farklı yol budur. Biz onun gelecekte daha fazla ülke meseleleri üstünde durmasını bekliyoruz. Bu demek değil ki Haşemi Bey bunun üzerinde durmadı. Ama onun ilk dönemi savaşla geçti. O devrede bu temel meselelerin üstünde eğilmeye fazla zaman bulamadı. Şimdi artık savaş dönemini geride bıraktık. Bu konulara daha fazla eğilebiliriz. Hatemi Bey'in özellikle gençlerin kültürel seviyesini yükseltme konusuna ağırlığını koysun. Ama tabii üstüne basıyorum ki temellerimizde herhangi bir değişme olmayacaktır.

- Seçimlerde Natık Nuri'yi mi desteklediniz, Hatemi'ye mi oy verdiniz?

- İran İslam Cumhuriyeti Kadınlar Kuruluşu aynı zamanda bir siyasi parti olduğu için, çok çeşitli toplantılar düzenleyerek kimi destekleyeceğini araştırdı. Sonunda ekseriyetle Hatemi'yi destekleme kararı aldı ve onun için propaganda yaptı ve ona oy verdi.

- Sayın Hatemi ile bir akrabalık bağınız olduğunu duydum. Eğer bu doğruysa onun kişisel özelliklerinden biraz söz eder misiniz?

'Teyzemin damadı'

- Aramızda çok yakın bir kan akrabalığı yok. Hatemi Bey benim teyzemin kızının kocası, onun damadıdır. Benim kızkardeşimin damadının kardeşidir. Böyle uzak akrabam olduğu için kendisiyle ilgili çok hatıram yok. Sadece şunu söyleyebilirim. Dayım, Hatemi Bey'in bakanlık döneminin tanığıdır. O derdi ki, Hatemi Bey bakanlığı sırasında kendi ailesine mektup yazsa o mektubun pul parasını cebinden verirdi. Bakanlığın parasını özel işleri için harcamazdı.

Halbuki İrşad Bakanlığı'nda her gün çok sayıda paket, mektup postaya verilir. Tek bir mektubun lafı bile olmazdı. Ama Hatemi bu konuda çok hassastı.

- Meclis'in bugünkü kompozisyonu içinde kendisini bekleyen engeller sizce neler?

- Bizim sistemimizde bütün güçler cumhurbaşkanının elinde değildir. Bize özgü bir dengemiz var. Cumhurbaşkanı anayasada yazılı hak ve güçlere sahiptir.

Meclis'te ona sorun yaratılacak, engeller çıkartılacak diye bir şey söz konusu değil. Hatemi kanunlara saygı gösterdiği sürece herhangi bir sorunla karşı karşıya kalmaz ve kimse de ona bir sorun yaratmaz. Sadece herkes kendi fikrini söyler. Bu fikirler belki Hatemi'nin hoşuna gider belki hoşuna gitmez. Onu şimdiden bilemeyiz.

- Fatıma Haşemi'nin başında olduğu bir kadın kuruluşu daha var ülkenizde. Onlarla sizin aranızda bir görüş farklılığı var mı?

- Biz siyasi bir kuruluşuz onlar daha çok bir yardım kuruluşu. Her ikisi de topluma yararlı olmaya çalışıyor.

- Sizce bir kadın devlet başkanı olabilir mi?

'Recal kişi demektir'

- Evet olabilir.

- Seçimlerde kadınlar da aday olmak için başvurdu ama hiçbirinin adaylığı kabul edilmedi. Bu, sizde ne tür duygular uyandırdı?

- Kadınların cumhurbaşkanı olması için herhangi bir engel yok İslam'a göre. Bizim anayasamızda cumhurbaşkanı olabilme şartları açıklanırken "recal" kelimesi kullanılıyor. Bu kelimeyi bazıları "erkek" olarak yorumlamak istiyor. Bazıları da, özellikle kadın grupları recal demek kişi demektir, kişi erkek ya da kadın olabilir şeklinde açıklıyor. Bana göre de recal kişi demektir.

- Kadın adayların "siyasi birikimlerinin yeterli olmadığı" gerekçesiyle adaylıklarının kabul edilmediği açıklandı. Bu gerekçe size inandırıcı geldi mi?

- Ben Şurayı Negehban'ın üyesi olmadığım için kadınların neden kabul edilmediğini bilmiyorum. Sadece kadınlar değil, aynı zamanda çok sayıda erkeğin de adaylığı reddedildi. 242 kişi başvuruda bulundu sadece 4 kişiyi kabul ettiler. Reddediliş nedenleri açıklanmadı. Kadın ve erkek ayırımı yapılmadı.

- Bu ülkenin düzeni, bir kadının devlet başkanı olmasını kaldırabilir mi?

- Eğer recal kelimesinin kadınları da kapsadığı yorumunda birleşilirse neden olmasın? Bir kadın da en üst makamlara gelebilir.

- İran kadınının en önemli sorunu ne?

'Erkekler fırsat tanımıyor'

- Bütün dünyada olduğu gibi erkekler bize fırsat tanımıyorlar. İngiliz parlamantosuna bakın, Fransa'ya bakın, bütün dünya kuruluşlarına bakın kadın sayısı ne kadar az. Siz bir gazetecisiniz bunu daha iyi anlarsınız. Erkeklerden şikayetimiz bayanlara fırsat hakkı tanımak istememeleri. Biz bunun mücadelesini veriyoruz. Başka bir şikayetim de hanımlardan. Hanımlar da siyasetle ilgilenmek yerine, güzellikleriyle meşgul olmayı tercih ediyorlar. Ülke sorunları üzerine ciddiyetle eğilmiyorlar. Bu toplumun yararına çalışmak konusunda kendilerini sorumlu hissetmiyorlar. Daha önemlisi ne yapacaklarını bilmiyorlar ve güçlerinin farkında değiller. Eğer kadınlar yeterli çabayı gösterseler, siyasi bilinç ve bilgi düzeylerini, kültürel durumlarını yükseltme konusunda telaş etseydiler kesinlikle erkekler buna engel olmayı başaramazdı. Ve kadın istediği her yere gelebilirdi.

- Bu genellemelerin dışında İran kadının özel bir engellenme durumu yok mu?

- İran kadını da tüm dünya kadınları gibi fırsat eşitliğinden yararlanamıyor .

- İran kadınlarının mesela Türk kadınlarından daha fazla zorluk ve engellemeyle karşılaştığını düşünüyor musunuz acaba?

- Bizim anayasamıza göre kadın ve erkek arasında siyasi, kültürel, eğitimsel ve iş hayatı açısından herhangi bir fark yok. Herkes istediği üniversiteye girebilir. İstediği alanda çalışabilir, uzmanlaşabilir. Benim size vurgulamaya çalıştığım husus, kadınların siyasi katılıma daha aza meraklı olduğudur.

- Sorumun cevabını alamadım. Peki hicap yasağı kalksa acaba kadınların kaçta kaçı açık gezmeyi tercih eder İran'da?

- Çok azı.

- İran'da benim şu anki hicabım gibi açık renk pardösü ve ancak yarısı kapalı başlarla dolaşan kadınlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

- İslam'a göre kapanmanın tek bir modeli ve rengi yok. Yüzde makyaj olamayacak ve takılar görünmeyecek, yüz ve eller açık olacak. Kusura bakmayın işim var. Bir yere yetişmem lazım.

- Ama daha yeni başlamıştık. Aydınlanmak istediğim çok konu vardı.

- Önceden verilmiş sözüm vardır. Geldiğiniz için teşekkür ederim.

Yarın : Kadın milletvekilleri


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr