ÇARŞAMBA 23 TEMMUZ 1997

MİT eski görevlisi Korkut Eken ve MİT Kontrterör Merkezi eski yöneticisi Mehmet Eymür, Çatlı'yı tanıdıklarını ve Drej Ali olarak tanınan Ali Yasak'la birlikte yurtdışındaki bazı eylemlerde kullandıklarını açıkladılar.Susurluk kazasından sonra ortaya atılan iddialarla ilgili başlatılan soruşturma çerçevesinde, haklarında "cürüm işlemek için silahlı teşekkül oluşturmak" ve "hakkında tevkif ve yakalama müzekkeresi bulunan kişileri yetkili mercilere haber vermemek" suçlarından dava açılan, aralarında Özel Harekat Dairesi eski Başkan Vekili İbrahim Şahin'in de bulunduğu, 10'u tutuklu 11 sanığın yargılanmasına, İstanbul DGM'de 2'nci duruşmayla devam edildi.
Saat 10.30'da başlayan ve 5 saat süren duruşmaya tutuklu sanıklar Özel Harekat Dairesi eski Başkan Vekili İbrahim Şahin, Özel Timciler Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy, Oğuz Yorulmaz, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Bucak'ın şoförü Abdülgani Kızılkaya, uyuşturucu kaçakçısı Yaşar Öz ve tutuksuz yargılanan MİT eski görevlisi emekli yarbay Mehmet Korkut Eken katıldı. Davanın ilk duruşmasında tahliye edilen Özel Tim'de görevli polis memurları Mustafa Altunok ve Enver Ulu duruşmaya katılmadılar.
Susurluk davasının ikinci duruşmasının tanıkları, MİT Kontrterör Merkezi eski yöneticisi Mehmet Eymür ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkan eski vekili Hanefi Avcı ve Tarık Ümit'in amcası Dr. Cemalettin Ümit oldu.
Duruşma sonunda, uyuşturucu kaçakçısı Yaşar Öz ile Sedat Bucak'ın eski şoförü Abdülgani Kızılkaya için tahliye kararı verildi. Tarik Ümit olayı ile ilgili bilgilere sahip olan astsubay Ahmet Altıntaş, güvenlik nedeniyle duruşmaya gelmediği için talimatla ifadesinin alınmasına karar verildi.
Duruşmada, ilk olarak daha önce talimatla alınan ifadesi okunan Korkut Eken'in sorgusu yapıldı. Avcı'nın ifadeleri doğrultusunda kendisinin bu davada sanık olduğunu belirten Eken şöyle konuştu: "1987 yılında ordudan emekli oldum. MİT Teşkilatı'na girdim. Burada 1.5 yıl çalıştım. Daha sonra ayrıldım. Ağar döneminde timde hoca olarak 1993-96 yıllarında 2 devre çalıştım. İbrahim Şahin ilk ve başarılı öğrencilerimdendir. Ağar, İbrahim Şahin ve birtakım ülkücülerden oluşan bir grupla bir oluşum meydana getirdiğim iddia ediliyor. Yasal olmayan hiçbir iş yapmadım. Tarık Ümit'i de 1987'den beri tanırım. Bizim haber kaynağımızdı. Kaybolduğunu basından öğrendim. Ayrıca Topal ile ilgili de hiçbir bilgim yok."
Abdullah Çatlı'yla hem gerçek adıyla hem de Mehmet Özbay olarak tanıştırıldığını söyleyen Eken şöyle devam etti: "Çatlı ile beni 1988'de istihbarattayken daire başkanı tanıştırmıştı. Ancak Çatlı'nın ağır suçlardan dolayı arandığını bilmiyordum. Emniyetteyken Çatlı yurtdışı haber kaynağımızdı. Bize telefonla önemli haberler verirdi. Çete olayına karışmadım. Çatlı'nın işlediği suçları da bilmiyorum. 'Drej Ali' lakaplı Ali Yasak'ı da yurtdışında PKK'ya yönelik çalışmalarda kullandık. Hem MİT hem de emniyetle çalışıyordu. Eylemlere karışıp karışmadığını bilmiyorum. Çatlı'nın Mehmet Ağar ile tanışıp tanışmadığına ilişkin bilgim de yok."
Koceli Çetesi ile adını duyuran Hadi Özcan ve "Yeşil" olarak bilinen Mahmut Yıldırım'ı da tanımadığını ifade eden Eken, "Yeşil"in Güneydoğu'da PKK istihbaratında kullanıldığını ve daha sonra kontrolden çıktığını bildiğini anlattı.
Duruşmada Eken'den sonra ifade veren MİT Kontrterör Merkez eski yöneticisi Mehmet Eymür ise kendisinin yönetici olduğu dönemde Tarık Ümit'in istihbarat elemanı olarak MİT'te çalıştığını, daha sonra da emniyette görev yaptığını anlattı. Eymür şöyle devam etti: "Ben 1994'te tekrar göreve geldiğimde Tarık yeniden bizimle çalışmaya başladı. Ümit en son 28 Şubat 1995'te Ankara'ya geldi ve benimle görüştü. Bazı tehditler aldığını ve Abdullah Çatlı'nın adamlarının evinin etrafında dolaştığını söylüyordu. Evinde iki tane polis memuru olduğunu, Cahit Kocakaya isimli uyuşturucu işiyle uğraşan biri hakkında çalışma yürüteceğini söyledi. Sonra İstanbul'a döndü."
Tarık Ümit'in, 2 Mart 1995'te kendisini İstanbul'dan aradığını söyleyen Mehmet Eymür, "Ben bu konuşmalarımızda Mehmet Ağar ile arasının bozuk olduğunu anladım. Kendisine bu kırıklığı gidermesini söyledim. Daha sonra telefon ettiğimde 'Bayramdan sonra Mehmet Ağar ile görüşeceğim. Aramız düzeliyor. Teması sağladım' dedi. Ardından Ümit'in arabasını terk edilmiş vaziyette bulundu, kendisi de kayboldu. 5 Mart günü birkaç kişiyi görevlendirdim. Evdekilerle görüşmüşler. Kızı, damadı Nur diye bir hanım arkadaşı evdeymiş. Evde adres defterleri dahil birçok şeyin kaybolduğunu söylemişler. Ümit'in Sami Hoştan'a ait bir evde tutulduğu ve Çatlı tarafından sorgulandığı rapor edildi."
7 Mart günü Ağar'ı arayarak, durumu anlattığını söyleyen Eymür şöyle devam etti: "Tarık Ümit'in ortadan kaybolmasının ardından ben Mehmet Ağar'ı aradım. Bu konuda yardımcı olup olmayacağını sordum. Tarık Ümit sağ ise ve bırakılırsa bu problem haline getirilmez dedim. Biz Divan Oteli'nde Ümit'i en son gören Bahar Şen'e ulaşamadık. Nur Hanım'a da ulaşamadık. Ağar ilgileneceğini söyledi. Hatta bana 'Bu tosunlar bizden habersiz bir şey yapmazlar' dedi. Mehmet Ağar İbrahim Şahin'i de aradı. Ama tam olarak ne dediğini hatırlamıyorum."
Eymür, Çatlı'nın son dönemlerde kişiliğiyle ilgili bilgiler de verdi. Mehmet Eymür, "Bildiğim kadarıyla o tarihlerde Abdullah Çatlı işi iyice azıtmıştı. Kimsenin ona söz geçirebileceğini zannetmiyorum. İşi beni görevden aldırtacağını söyleyecek kadar azıtmıştı. Çatlı ile hiçbir münasebetim olmadı. Ama gıyaben dosya üzerinden tanırım. Türkiye'de altında gayet lüks arabalarla geziyordu. Dosyasında belli tarihlerde ülkücü örgütlenmesinde yer aldığına ilişkin bilgiler var. Interpol bilgileri bize gelmez. Ama İsviçre'den yollandığını biliyordum. Ankara'daki 7 TİP'li olayını biliyorum" diye devam etti.
Eymür, Susurluk kazası öncesi Çatlı ile ilgili kendisine birtakım bilgiler geldiğini de ifade ederek, "Bakan gibi gezer, polis kimliği kullanır, Ankara Sheraton Oteli'nde kral dairesinde kalırdı. Son dönemlerde İbrahim Şahin ile arası açıktı. Nedeni de, Çatlı'nın kontrolden çıkmış olmasıdır."
Çatlı ile hiç görüşmediğini, ancak hakkındaki dosyalardan gıyaben çok iyi tanıdığını da kaydeden Eymür, hatta bu konuyu gazeteci Uğur Mumcu ile de konuştuğunu bildirdi. Eymür, Çatlı'nın Bahçelievler Katliamı olayını ve Türkiye'deki eylemlerini bildiğini anlattı.
Abdullah Çatlı'nın kendisiyle çalışmadığını belirten Mehmet Eymür, "Bizim teşkilatla çalışmış olabilir. Eğer birlikte bir çalışma varsa, bu bir hatadır. Burada kimin kimi kullandığı önemlidir. Çatlı, Haluk Kırcı, Abdurrahim Buğday ve ülkü ocaklarından edindiği arkadaşlarıyla bir gruptu. Emniyetle çok yoğun ilişkileri olduğu söyleniyordu" diye konuştu.
Susurluk Davası'na, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi eski Başkan Vekili Hanefi Avcı ve Tarık Ümit'in amcası Cemalettin Ümit'in tanık olarak dinlenmesiyle devam edildi.
Hanefi Avcı ifadesinde, "Bunlar, terör için çalışırken daha sonra kirli işlere bulaştılar. Hangilerinin ne rol aldığını ise bilmiyorum" dedi. Polislerin İbrahim Şahin'in, sivillerin de Korkut Eken'in etrafında toplanarak, yasadışı faaliyetlere girdiğini savunan Avcı, "Asli görevlerini sürdürürken birtakım yasadışı faaliyetlere girildiğini gözlemledim. Kimin olduğunu söyleyemem ama, yasadışı faaliyetlere girildiğini tahmin ediyorum. Susurluk'tan önce de bana yüzlerce isthbarat geliyordu. Bir kanıya varamamıştım. Ama, Susurluk kazasından sonra elde edilen belgeler sonucu bu kanıya vardım" diye konuştu.
Cemalettin Ümit ise Tarık Ümit'in kaçırılmasına ilişkin toplanan deliller doğrultusunda Mehmet Ağar'a bir mektup yazdığını ancak cevap alamadığını anlattı. Ağar'ın İçişleri Bakanı olmasından sonra ziyaretine gittiğini söyleyen Cemalettin Ümit, izlenimlerini şöyle anlattı: "Kodlayarak yazdığım polis memurlarının gerçek adını sormadı. Demek ki biliyordu. 'Tarık Ümit'in arabasını ayrı, kendisini ayrı yerlere götürdüler' dedim, ayaklarını yere vurarak, 'Bunu nereden biliyorsun' diye tepki gösterdi. Sanki bir şey bilmiyormuş gibi konuştu. Halbuki Korkut Eken birinci, İbrahim Şahin ikinci maşasıydı" dedi. Tarık Ümit'i "bir tilki gibi kurnaz ve akıllı" olarak nitelendiren Cemalettin Ümit, "Tarık son zamanlarda, emniyet güçlerinin şer güçlere yönelik çalışmaları bırakıp, menfaat temini için çalıştıklarını söylüyordu" dedi. Duruşma, 12 Eylül'e ertelendi.
VELİ SARIBOĞA (SHA)-ERHAR DOĞAN-CEMAL KÖYÜK-SERDAR CANİPEK