PAZARTESİ 14 TEMMUZ 1997

Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanvekili Hanefi Avcı, Gazi Mahallesi'nde 21 kişinin öldüğü 12 Mart 1995'teki olayları "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın başlattığını söylediAnkara- Türkiye'de karanlıkta kalmış bazı olaylar gün ışığına çıkmaya başladı. İstanbul Gazi Mahallesi'nde 12 Mart 1995'te meydana gelen ve 21 kişinin ölümü, 225 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan olayların provokasyonla başladığı ve olayların ardında Susurluk çetesinden "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın olduğu anlaşıldı.
Meclis Susurluk Komisyonu üyeleri ile önceki gece bir yemekte buluşan Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanvekili Hanefi Avcı, 32'nci Gün programındaki "Gazi olayları örgüt işi değil. DHKP-C, PKK, MLKP gibi örgütler çözüldü bu işi yapan bulunamadı. Benim kuşkum bu işin ardında Susurluk benzeri bir çetenin varlığıdır" sözlerinin hatırlatılması üzerine şu yorumu yaptı:
"Gazi olaylarında Kalaşnikof ile kahveyi tarayan ve olayları başlatan Yeşil'dir. Bu olay kesin provakasyondur. Biz olay sonrası yaptığımız araştırmalarda bu isme ulaştık. Özellikle olayda kullanılan taksinin şöförünün bagaja kilitlenip sonra arabası ile birlikte yakılması eylemi yasadışı bir örgüt işi değildir."
Avcı, Yeşil'in neden böyle bir provokasyona giriştiğini ise MİT mensubu Tarık Ümit cinayeti ile bağlantısı olabileceği yönünde değerlendirdi. Avcı olay sonrasında ise tüm yasadışı örgütlerin Gazi Mahallesi'ne gelerek provakasyonu kendi çıkarları doğrultusunda eylemlere dönüştürdüklerini belirtti. Olaylar sırasında İstanbul Emniyet Müdürü olan Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir de, "Olaydan sonra bazı sonuçlara ulaştık. Yeşil'in üzerine çok düştük ama yakalayamadık" açıklaması yaptı.
Susurluk komisyonu üyesi CHP Milletvekili Fikri Sağlar ise "Olaylar öncesi Jandarma çok önemli biçimde MİT'çi Tarık Ümit cinayeti ile ilgileniyordu" dedi ve şunları söyledi:
"Olay yeri jandarma bölgesi. İstanbul İl Alay Jandarma Komutanlığı, Gazi olayları öncesi çok yoğun biçimde, Silivri'de arabası bulunan ve kendisi kaybolan Tarık Ümit cinayeti ile ilgileniyor. Jandarma komutanına bu olayın çözümü için özel istek yapılmış. Jandarma bu olayın ardından Ümit cinayetini bırakıp Gazi Mahallesi'ne kayıyor. Komisyonda ifade veren ve Ümit cinayetiyle ilgilenip hem cep telefonlarına hem de Özel Harekatçı Ayhan Çarkın, Ziya Bandırmalıoğlu, Ercan Ersoy ve Oğuz Yorulmaz isimlerine ulaşan, onları Ataköy Karakolu'nda gözaltına alan ve sonra İbrahim Şahin'in devreye girmesiyle serbest bırakmak zorunda kalan İstihbaratçı Astsubay Ahmet Altıntaş'ın ifadesi önemlidir. Bu kişi komisyonumuzda, 'Gazi olayları çıkınca Ümit cinayetini bıraktım, bir daha ilgilenemedim sonra da tayinim çıktı' demiştir. Jandarma, Susurluk çetesine o günlerde ulaşmak üzereydi. Gazi provokasyonu ile bu engellendi."
Yeşil'in adı Meclis Susurluk Komisyonu'nda da sık sık gündeme geldi. Yüksekova Çetesi'ni ortaya çıkaran Astsubay Hüseyin Oğuz, "Yeşil çok önemli bir kişidir. Birçok faili meçhul cinayette parmağı vardır. konuşursa iç savaş çıkar" dedi.
Hanefi Avcı da komisyondaki ifadesinde, "Bu kişiden Jandarma, istihbarat elemanı olarak yararlandı. Sonra Yeşil, kendi çıkarı için para tahsilatçısına dönüştü" dedi. Susurluk Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış ise "Yeşil kod adlı çete mensubunun banka hesabının çok yüklü olduğunu gördük" demişti.
Gazi Mahallesi'nde 12 Mart 1995 günü meydana gelen olaylardan sonra Meclis Araştırma Komisyonu kurulmuş ve başkanlığına halen MHP'de olan Erzurum Milletvekili İsmail Köse getirilmişti. Aynı komisyonun üyesi CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen, o günlerde yaptıkları araştırmalarda da Gazi olaylarının bir provokasyon olduğunu belirlediklerini belirterek SABAH'a şunları söyledi:
"Olayları tırmandıran en önemli etken kahveyi tarayanların polis müdahalesi ile karşılaşmamış olması. Olayda bir polis-ülkücü işbirliği vardır. Kahve tarayan provokatörlerin başlattığı iş, bazı emniyet görevlilerince tamamlanmaya çalışılmıştır. Devlet içinde yuvalanmış bir karanlık gücün yani kontgerillanın parmağı vardır. Gazi olaylarında polisin içinde resmi silahlarını değil cinayet silahlarını kullanan ya da polis olmadığı halde polisle birlikte hareket eden karanlık bir güç vardır. Ben tüm bu iddialarımı aynı ifadeler ile 28 Haziran 1995 günü Meclis'e sunulan komisyon raporuna ekli muhalefet şerhinde belirttim. Şimdi o karanlık güç ortaya çıkıyor."