
Aydın'da 2 kişinin öldüğü kazada düşen uçağın su motoru, branda gibi malzemelerden yapıldığı belirlendi. Kazada ölen Diş Hekimi Ünverdi'nin havacılık tutkusunu anlatan mektubu ile ölüm haberi aynı gün yayınlandı.Nazilli- Aydın Bozdoğan ilçesine bağlı Osmaniye köyü yakınlarında Perşembe akşamı düşen ve Diş Hekimi Doğan Kerim Ünverdi (46) ile arkadaşı Ali Enver Sertaş'a (34) mezar olan uçağın, su motoru, branda ve benzeri malzemeler kullanılarak yapıldığı anlaşıldı.
Nazilli'de çerezcilik yapan Ali Enver Sertaş tarafından yapılan uçağın, havacılık kayıtlarında bulunmadığı saptandı. Sertaş'ın, yaptığı "hava taşıtı"na, göstergeleri denemek amacıyla pilotluk brövesi olan arkadaşı Diş Hekimi Doğan Kerim Ünverdi ile birlikte bindiği, Sertaş'a ait tarladan havalanan uçağın bir süre sonra düşerek parçalandığı belirlendi.
Jandarma yetkilileri, üzerinde sadece "TC UU CJ" yazan, "uçak bile denilemeyecek" nitelikteki planör tipi hava aracının enkazını, bir kamyonetle jandarma karakolu bahçesine getirildiler. Bozdoğan Cumhuriyet Savcılığı'nın, kazayla ilgili soruşturmaya başladığı ve enkazın bir teknik heyet tarafından inceleneceği kaydedildi. Göstergelerin incelenmesi sonucu uçağın 121 kilometre kadar uçtuğu anlaşıldı.
Ali Enver Sertaş ile Doğan Kerim Ünverdi'nin cenazeleri dün öğle namazından sonra düzenlenen cenaze töreniyle toprağa verildi.
Uçağın sahibi olan arkadaşına pilotluk öğretmeye çalışırken kazada yaşamını yitiren Diş Hekimi Doğan Kerim Ünverdi'nin ölüm haberi ile Radikal Gazetesi'ne gönderdiği havacılık tutkusunu anlatan mektubu, rastlantı sonucu, aynı gün yayınlandı.
Ünverdi, Radikal'in dünkü sayısının "Havacılık" sayfasında yayınlanan mektubunda, havacılık tutkusu ve Cessna-172 tipi uçağıyla Fransa'dan Türkiye'ye gelişinde yaşadığı serüveni anlatıyor:
"Cessna-172 uçağımla Padernborn'dan havalanıp Fransa'nın kuzeydoğusundaki askeri bir havalaalanından Fransa'ya giriş yaptım, küçük bir kasaba yakınındaki meydana inip benzin ikmali yaptıktan sonra Nice'e uçtum. Akdeniz kıyılarını takiben Floransa'ya ulaştım yine ikmalden sonra konaklama ücretlerinin yüksekliği nedeniyle daha küçük ve askeri niteliği olan Siena meydanına inip konakladım, ama ertesi günü hayat boyu unutamayacağım bir durumla karşılaştım. Sabah gerekli olan işlemler yapıldıktan sonra havalanmamla beraber çok kuvvetli bir hava akımı ile karşılaşmam bir oldu. Dağlık bir bölge olduğu için yükselince atlatabileceğimi düşünürken hava akımlarının etkisiyle yükselmek şurada dursun, hayatımı, dolayısıyla uçağı kurtarmayı amaç edindim.
Emniyet kemerlerim sarsıntıdan çözülünce koltukta hoplayıp başımı kabin tavanına çarptım, bu arada önüme gelen engellere göre de uçağı belirli bir seviyede ancak tutabiliyordum. Bu arada sağa sola bakarken uçağın kanat uçlarının veya 1/3 kısmının yaptığı esnemeyi, dolayısıyla bu tip bir uçağın kondisyonunu gözlerimle görerek şahit oldum. 25-30 dakika süren zorlu bir mücadeleden sonra o hava koridorundan kurtulup normal rotama girdim ve Roma'ya ulaştım. Oradan Bari'ye geçip, ertesi günü Brindisi de ikmal yaptıktan sonra Kerkira adasına uçtum."
TC-DKU isimli uçağını 1993 sonundan bu yana Nazilli'deki "stol meydan niteliğindeki bir yerde tuttuğunu" belirten Ünverdi'nin mektubunda, yaşadığı bir sorunun anlatımında, havacılık tutkusu yer alıyor.