Uzun süredir "Asabı Bozuk Bir Adam" bayağı doğru şeyler söylüyor. Ülkenin sorunlarıyla ilgili sağlıklı değerlendirmeler yapıyor. Sorunlara "özgün" çözüm önerileri getiriyor. Kimseden korkmadan, çekinmeden, hiç bir hesap peşine düşmeden, bıkmadan usanmadan "inandıklarını" tekrarlıyor. Kitap bastırıyor. Özel bir TV kanalında dile getiriyor. İşini gücünü bıraktı, bir parti kurdu.
İkide bir denilir ki "Abicim bu memlekette herkes palavra konuşuyor. Kimse kafayı çalıştırıp, reçete yazmıyor. Çözüme yardımcı olmuyor..." Alınız işte reçete... Alınız işte çözüme yardımcı olma arayışı... Ama şu anda kimse reçete veya çözüm ile ilgilenmiyor. "Horoz dövüşü" herkesin ilgisini daha çok çekiyor.
"Asabı Bozum Adam" Besim Tibuk. Besim Tibuk Rize'nin Fındıklı ilçesi Arılı Köyü'nde doğmuş. Mungul, Kars ve İzmit'te okumuş. İzmit Lisesi'ni birincilikle bitirince Amerika okullarında bir yıl eğitim görmeleri için öğrencilere burs sağlayan AFS isimli Amerikan Eğitim Kurumu aracılığıyla ABD'ye gidip California'da okula devam etmiş. Türkiye'ye dönünce önce Eczacılık Fakültesi'ne girmiş, sonra Mülkiye'ye geçmiş. DİE'deki yabancı danışmanlara tercümanlık yapmış. İstanbul'a gelmiş "tercüman rehber" olmuş. Rehberlerin ortak olacağı bir ticari işletme olarak NET Grubu'nun kuruluşuna öncülük etmiş. NET Grubu büyüyerek 1980 yılında NET Holding olunca başına geçmiş. Şimdi bütün bunları geride bırakan Besim Tibuk kendi kurduğu "Liberal Demokrat Parti"nin başkanı. Hayat hikayesini Işıl Alatlı ve Hakan Çizen'in kaleme aldığı "Asabı Bozuk Bir Adamın Portresi" isimli kitaptan aktardım. (Dem Yayınları, 2. Baskı Nisan 1996, 188 s.)
Bakınız bu "Asabı Bozuk Adam" neler söylüyor:
- Bugün Türkiye'de çözülemeyecek sorun yoktur.
- Devletin eğitim, sağlık, ulaşım, haberleşme, sosyal güvenlik ve kültür konularında verdiği hizmetler yetersiz, kalitesiz ve pahalıdır. Bu hizmetler özel girişimcilere ve halkın kuracağı vakıflara bırakılmalı, vergi muafiyetleri ile de desteklenmelidir.
- Çözüm bekleyen en acil sorun adalet ve yargıdır. Yargı gücü, başkan ve üyelerini toplumsal iradenin belirleyeceğği bir yüksek mahkemeye ve buna bağlı etkin bir adli mekanizmaya ait olmalıdır. Adalet ve yargıda çalışanların yaşam standartları yükseltilmelidir.
- Ülkemizde asıl "insan hakları ihlali" suçlulara değil, mağdurlara yapılmaktadır. Bu nedenle infaz yasası kaldırılmalıdır. Devletin, kişiye zarar vermiş bir suçluyu affetme yetkisi yoktur.
- Adaletsizliğin ve yozlaşmanın en büyük sebebi devletçi ekonomik sistemdir.
- Ekonomide en büyük sorun; yüksek faizli iç borç ve bunun neden olduğu yüksek enflasyondur. Bir dolara eşit değerde Yeni Lira uygulaması ve alınacak diğer tedbirlerle bu sorun yok edilebilir. Ancak bundan sonra özelleştirmeyi gerçek değerinde yapmak mümkün olacaktır.
- Yüksek faiz ve enflasyon düşürülür, vergi makul düzeye indirilirse, üç yıl sonra işsizlik kalmaz.
- İşsizliğin en büyük nedeni devletin işveren olmasıdır. Çözüm özel sektörün gelişmesindedir. Özelleştirme olur da devlet ekonomiden elini çekerse, işsizlik ortadan kalkar.
- Devlet iş değil, işsizlik yaratır. Bugün işsizliğin en büyük nedeni devletin işveren olmasıdır. Çözüm özel sektörün gelişmesindedir. İşyerleri büyüdükçe, yeni işyerleri açıldıkça, işçi talebi de artar. Ülkede özel sektörün gelişmesi işçiye daha çok talep, daha yüksek ücret demektir.