Zalimlerin korkulu rüyası, mağdurların can dostu ve Türkiye'nin korkusuz kalemi Sayın Ahmet VARDAR beyefendi...
Ben Avusturya'dan malulen emekli olmuş bir işçiyim. Halen Yozgat ili Boğazlıyan ilçesine bağlı Başhoroz köyünde ikamet etmekteyim. Adım Mehmet Temur...
Son zamanlarda sağlık durumum iyice bozuldu, hiç beklenmedik bir anda bayılıp düşüyorum. Kayseri'de ikamet etmekte olan çocuklarımın yanına gittiğimde acilen hastalandım. Sigortadan (Yurtdışı) emekli olduğum için çocuklarım beni Kayseri SSK hastanesine götürdüler. Ben Yozgat'ta ikamet ettiğim için ancak Yozgat'ta muayene olabilirsin ya da Yozgat'tan Kayseri'ye sevk ettirmen lazım dediler. Sözün kısası bana Kayseri SSK hastanesi git muayeneni Yozgat'ta ol diyerek beni kovdu.
Çocuklarım bunun üzerine beni paralı olarak Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesine götürdüler. Sağolsunlar buradaki doktorlar benimle yakından ilgilenerek film ve tahliller istedi. Onları da paralı olarak yaptırdım. Bana beyine giden damarlarının birinde incelme var bunun için renkli film diye tabir ettikleri bir filmin daha çekilmesi gerektiğini söylediler. Beni muayene eden doktorun biri doçent birisi de profösör. Bunların ikisi de aynı teşhisi koydu. Bundan sonraki tedavimin daha pahalıya patlayacağını ve bana külfet olmasın diye SSK'dan resmi sevkle gelmemi önerdiler. Ben de Yozgat'a gittim, Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk yapılmasını istedim (muayenemi olduktan sonra). Yozgat SSK hastanesindeki doktor bey sevkimin uygun olduğunu ancak, Kayseri SSK hastanesine yapabileceklerini söyledi. Sağolsun o doktor prosedürün gereğini yerine getirdi ve beni Kayseri SSK hastanesi Nüroloji servisine sevk etti. Kayseri Nüroloji servisindeki doktor Hasan Özkirişci ismindeki bir doktora muayene oldum. Bu doktor inanın oturduğu yerden bile kalkmadan bana sorduklarına göre ilaç yazdı, bunları kullan geçer dedi.
Tıp Fakültesindeki filmlerin, tahlillerin, profosörlerin, doçentlerin teşhisine mi inanayım, yoksa oturduğu yerden kalkmadan muayene eden doktora mı inanayım?...
Moralman yıkılmış bir vaziyette dışarı çıktım, oradaki hasta vatandaşlardan birisi bana aynen şunu söyledi; "bunların dini imanı para, özel yazıhanesine git, özel muayene parası ver, bak sana o zaman nasıl ilgi gösterirler..." O vatandaşın sözünü tutarak özel yazıhanesine gittim, 2 milyon 500 bin lira para verdim. Yarın SSK hastanesine gel sıra almana gerek yok, direk benim servisime gel orada seni iyice bir muayene edeyim, ilaçlarını yazayım, ne gerekiyorsa onu yaparım diyerek beni biraz olsun ümitlendirdi. Neyse hastaneye vardım sıra bile almadan direk doktorun yanına vardım, özel yazıhanesinde verdiğim paranın yüzü gözü hürmetine yerinden kalkarak bana bazı hareketler yaptırdı, vücudumu inceledi ve iki tane ilaç yazdıktan sonra "sende bir şey yok" diyerek olayı bitirdi. Ben de "Tıp Fakültesindeki profosörlerin teşhisini doktor beye anlatarak, onlar tahlil ve filmleri inceledikten sonra bana teşhis koydular ve daha emin olmak için de renkli film çekilmesi gerektiğini söylediler" dedim ve "bu filmi burada çektirin yoksa beni Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk edin" dedim, dediğime de pişman oldum. O doktor oldu bir arslan, bana öyle bir kükredi ki inanın kalp hastası birisi olsa oracıkta can verirdi. Sözü uzatmayalım; Yozgat'taki doktorlar filmleri inceledi Kayseri'ye sevkimi uygun gördü. Kayseri SSK hastanesindeki Nüroloji servisindeki doktor Hasan Özkirişci ise oturduğu yerde ilaç yazarak benden para umdu ve umduğunu da aldı ama yine de ne benim istediğim filmleri çektirdi ne de Tıp Fakültesine sevk yaptı. O kadar hastanın içerisinde mektep medrese görmüş, mürekkep yalamış tıp adamına hiç mi hiç yakışmaz hareketlerdi...
Ben Avusturya'daki doktorlara da gittim, inanın insana insan değerini Avrupa'da veriyorlar. Avusturya doktorları beni muayene ederken bir çocuk sever gibi okşayarak güler yüz ve tatlı dille muayene ediyorlar. İnsan doktordan ayrıldıktan sonra psikolojik olarak iyileştiğini hissediyor. Bizim doktorlarda ise tam tersi oluyor. Sağlam olarak SSK hastanesine git, inanın hasta olarak eve dönersiniz.
Şimdi soruyorum; yıllardır yurt dışında kazma kürek çalışarak ülkesine döviz getiren, çalışma gücü tükenince malulen emekli olan bir insanın tedavi olması için karşılaştığı bu olaylar insanlığa yakışır mı?... Bu ülkede insana insan değeri ne zaman verilecek?... ya da Hasan Özkirişci gibiler ne zaman adam olacak?...
Bu sağlık sorununu ve insanlık ayıbını gazeteniz aracılığıyla duyurmanızı ümit eder, sağlık, sıhhat, mutluluklar ve uzun uzun ömürler diliyorum...
Mehmet TEMUR
Başhoroz köyü Boğazlıyan/YOZGAT