![]() |
| 21 MAYIS 1997 CARSAMBA |
DYP'den 'evetçi' 6 milletvekilinin son anda karar değiştirip Meclis'e gelmemesi ve BBP'lilerin 'ret' oyu vermesi ile Erbakan-Çiller hükümeti ayakta kaldı. Ancak, perde arkasında skandallar yaşandı.
Refahyol hükümeti dün Meclis'te yapılan gensoru oylamasında 6 oy farkla ayakta kalabildi. Refahyol'u BBP ile birlikte son anda oylarını değiştiren DYP'liler kurtardı. Ancak, gensoru önergesinin perde gerisinde büyük skandallar yaşandı. Önceki geceden itibaren milletvekilleri "adam adama marke" edilerek "evet" oyu vermekten vazgeçirilmeye çalışıldı. Milletvekillerinin kimisi kırmızı plakayı kaybetmemek için, kimisi muhtemel bir hükümet değişikliğinde bakanlık koltuğu kapmak için, kimisi bozulan işlerini düzeltmek için, kimisi de şantaj ve tehditle son anda tavır değiştirdi. DYP lideri ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller de, dün sabahtan itibaren, 'muhalif' milletvekilleriyle teke tek görüşmeler yaptı. "Siz bozmayın, ben bozayım" diyen Çiller, Yalım Erez'in yanında yer alan 6 DYP'liyi son anda kendi yanına çekti.
Çiller sabah saat 10.00'da gittiği DYP Genel Merkezi'nde DYP milletvekilleri Demir Berberoğlu, Osman Çilsal, Faris Özdemir, Osman Berberoğlu, Ali Uyar, Turan Arınç, Ergun Özdemir, Şamil Ayrım ve Cefi Kamhi ile görüştü. Çiller, daha sonra geçtiği Meclis'teki makamında ise Haluk Müftüler, Ali Osman Sönmez, İlhan Aküzüm, Mustafa Zeydan, Hasan Karakaya, Necmettin Dede, Mahmut Duyan, Sedat Aloğlu, Ünal Erkan ile görüştü. Görüşmelerde "Benim başbakanlığımda seçime gideriz" ve "Siz düşürmeyin, önümüzdeki hafta ben bitireceğim" diyen Çiller, kararından dönemeyeceğini söyleyen Ankara Milletvekili İlhan Aküzüm ile konuşurken ağladı. Aküzüm'ün bunun üzerine duygulandığı ve görüşmeden hemen çıktığı belirtildi. Çiller'in, Aküzüm ile görüşürken hükümetin bozulması için 15 gün süre verdiği, Mustafa Zeydan'a da "Önümüzdeki hafta içinde ben bitireceğim" dediği öğrenildi. Ünal Erkan ise görüşme sırasında Refahyol'la ilgili sıkıntılarını anlatarak, "Oylamaya katılmayacağım" dedi. Çiller, DYP'li muhalif milletvekilleriyle teke tek görüşmelerini, gensoru önergesinin gündeme alınmasıyla ilgili oylama başlayıncaya kadar sürdürdü. Doğan Güreş ile Nahit Menteşe ise, Sedat Aloğlu'nun Çiller'le görüştüğü sırada, Aloğlu'nun başkanı olduğu Dışişleri Komisyonu odasına gittiler ve Çiller'in yanından ayrıldıktan sonra yanlarına gelen Aloğlu ile görüştüler. Aloğlu'nun Güreş'e Çiller'in mesajını getirerek, "hayır" oyu kullanması konusunda ikna ettiği belirtildi.
BBP'nin 'ret' oyu vermesi dışında, Çiller'in ikna ettiği ve oylamaya katılmayarak Refahyol'un güvenoyu almasını sağlayan DYP milletvekilleri şunları: Mustafa Zeydan, Ünal Erkan, Haluk Müftüler, Cefi Kamhi, Mahmut Duyan ve Hasan Karakaya. ANAP'lı Korkut Özal, RP'li Ertuğrul Yalçınbayır ve BBP'li Hanefi Çelik oylamaya katılmazken, DSP'den son anda DYP'ye geçen Hikmet Aydın'ın da muhalefetle birlikte kabul oyu verdiği dikkat çekti.
Koalisyon partileri dışında, muhalefet partilerinin tümünün imzasıyla verilen gensoru önergesi görüşülürken, Refahlılar kavga çıkardı.
Ankara - Cumhuriyet tarihinde ilk kez, muhalefet partilerinin tümünün ortak imzasıyla verdiği 'tarihi' gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmaması dün Meclis Genel Kurulu'nda görüşüldü. Görüşmede, ilk konuşmayı, önerge sahipleri adına yapan ANAP lideri Mesut Yılmaz, "Bu önerge demokratik rejimi yüzyüze bulunduğu tehlikelerden kurtarmak için bir fırsattır" dedi. Yılmaz, milletvekillerine şöyle seslendi: "Lütfen vicdanınıza sorun, bu hükümetin otoritesini kaybettiği doğru mu değil mi? Hükümet toplumu inanan-inanmayan, laik-antilaik diye kutuplara ayırdı mı ayırmadı mı? Ekonomik dengeleri iyice bozup, insanca yaşama şartlarını ortadan kaldırdı mı kaldırmadı mı?" 50 bin askerin sınır ötesi operasyon yaptığını, ancak Başbakan'ın bu konudaki bilgileri gazetelerden öğrendiğini kaydeden Yılmaz, "Bilgisiz, beceriksiz, sorumsuz bu Hükümet biran önce işbaşından uzaklaştırılmalıdır. Hükümet düştüğü takdirde bir boşluk doğmaz, ülke hükümetsiz kalmaz" şeklinde konuştu.
Yılmaz'dan sonra DSP adına konuşan Genel Başkan Bülent Ecevit de, Refahyol'un Türkiye'yi tarihinin en ağır rejim bunalımına sürüklediğini vurguladı ve "Tarihimizde ilk kez devletle hükümet karşı karşıya gelmiştir. Şimdi Meclis, devletle hükümet arasında bir seçme yapmak zorundadır" dedi. Başbakanlık'ta iki Erbakan olduğunu ifade eden Ecevit, birinin savunduğunu, diğerinin inkar ettiğini örneklerle anlattıktan sonra, "Bunlardan hangisi gerçek Erbakan, yoksa bir gerçek Erbakan yok mu?" diye sordu. Ecevit, Meclis'te RP'liler dışında 389 milletvekili bulunduğunu belirtti ve şöyle devam etti: "Üstelik bu 389 milletvekilinin tümü RP'den tedirgin. Eğer 389 milletvekili içinden Refah Partisiz bir hükümet çıkamazsa, TBMM rejim için büyük tehlike oluşturan bir azınlık partisine teslim olmuş demektir. Türkiye'yi, RP'ye mahkummuş, mecburmuş gibi görmeye ve göstermeye kimsenin hakkı yoktur. Hele DYP'nin hiç hakkı yoktur." DYP'lilere, "Refah tehlikesine karşı sayın genel başkanınız göğsünü siper etmekten vazgeçmiş olsa bile, sizler göğsünüzü siper ediniz" diye seslenen Ecevit, konuşmasını, şöyle tamamladı: "Onun için gelin, doğal ömrü dolan bu hükümetin yasal ömrünü de, demokratik hukuk devleti kuralları içinde ve elbirliğiyle sona erdirelim. Atatürk'ün aydınlık yolunu yeniden açalım."
CHP adına kürsüye gelen Grup Başkanvekili Önder Sav da, gensoruyu ülkenin üzerine bir karabasan gibi çöken bu hükümetten ülkeyi kurtarmak için verdiklerini ifade etti. Çiller'in ifadesiyle 'Bu hükümet ya gidecek, ya gidecek' diyen Sav, şöyle konuştu: "Siyasi çıkar düşüncesiyle din sömürüsü yapanlar, Cumhuriyete, Atatürk ilke ve devrimlerine saldıranlar bugün burada yenilgiye uğrayacaklardır. !Ya şeriat ya ölüm' sarasına kapılanlara Türk ulusunun gerçek temsilcisi olduğumuzu gösterme zamanı gelmiştir. Bu hükümet ya gidecek, ya gidecektir. Hükümet gensoruyu aşamayacaktır. Aşsa bile sandığa gitmeye mecbur kalacak ve orada seçmenin şamarını yiyecektir. DYP, rejimin geldiği kritik eşiği kavramalıdır."
Muhalefet sözcülerinin açıklamalarına karşı, koalisyon partileri Refah ve DYP sözcülerinin gensoru gerekçelerini, şaşırtıcı değerlendirmelerle karşıladılar. Refah Sözcüsü Necmettin Aydın, verilen her gensoru önergesinin hükümeti biraz daha sağlamlaştırdığını öne sürdü. Terörün bitmek üzere olduğunu, ülkede bolluk ve bereket bulunduğunu, halkın huzur içinde yaşadığını iddia eden Aydın, "Medya ve muhalefetin gayretleri bu tabloyu değiştirmeye yetmeyecek" dedi. Aydın, İçişleri Bakanı Meral Akşener'in 'geceyarısı baskını' ile Emniyet Genel Müdürü Alaaddin Yüksel'i görevden almasıyla ilgili laf atılması üzerine de, "Türkiye'de hukuk egemendir" diye konuştu. Aydın, 'yargıya başvurusu kabul edilen Emniyet Genel Müdürü'nü bile koltuğuna oturttuklarını' söyledi. DYP adına konuşan Grup Başkanvekili Saffet Arıkan Bedük de, basına çatarak, "Basın hükümeti düşürme görevini üstlenmişse, yani taraf olmuşsa, bu halkın tarafsız haber alma hakkının ihlal edilmesi demektir" dedi. Geçmişte otelerde ve motellerde kurulan hükümetin demokrasiye verdiği zararın ve sürdüğü lekenin hala devam ettiğini öne süren Bedük, bu hükümetin düşürülüp yerine bir yamalı bohçanın kurulmaya çalışıldığını ama bunda muvaffak olunamayacağını söyledi. Konuşmalardan sonra yapılan oylamaya 538 milletvekili katıldı ve gensoru önergesinin gündeme alınması 265'e karşı 271 oyla reddedildi. 2 milletvekili de çekinser kaldı.
Ankara- ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın, Genelkurmay Başkanlığı'nın Başbakan Necmettin Erbakan'ın "Ordu ile uyum içindeyiz" şeklindeki açıklamasını, "Biz Atatürk düşmanlarıyla uyum içinde olamayız" diyerek yalanladığını söylemesi üzerine, Meclis'te kavga çıktı. Hükümet hakkındaki gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmaması görüşmeleri sırasında söz alan Devlet Bakanı Abdullah Gül, Yılmaz'ın, Kuzey Irak'a yapılan operasyondan hükümetin bilgisi olmadığı yolundaki açıklamasının doğru olmadığını söyledi. Gül'ün konuşmasını tamamlamasından sonra sataşma olduğu gerekçesiyle söz isteyen Yılmaz, bu iddianın sahibinin Emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ olduğunu bildirdi. Elekdağ'ın, hükümet tarafından Yunanistan ile müzakereleri yürütecek Akiller Konseyi'nde görevlendirildiğini anımsatan Yılmaz, "İddia doğru değilse o zaman hükümet gaflet içinde" dedi. Genelkurmay Başkanlığı'nın ciddi bir kurum olduğunu, bugüne kadar asılsız hiçbir haberi tekzipsiz bırakmadığını kaydeden Yılmaz, "Tıpkı, Başbakan'ın 60 milyona 'Ordu ile uyum içindeyiz' demesinden sonra, 'Biz Atatürk düşmanlarıyla uyum içinde olamayız' demeleri gibi" dedi. Yılmaz'ın bu sözleri üzerine, bir RP'li milletvekili, kürsüye cep telefonunun aküsünü fırlatırken, bazı RP'liler de tükürerek ve bağırarak kürsüye yürüdüler. ANAP milletvekillerinin de kürsü önüne gelmesi ile birlikte iki grup arasında yumruklaşmaya ve karşılıklı tekme atmaya varan kavga yaşandı. Bazı bakanlar da, Yılmaz'ın bulunduğu kürsüye yürürken, idare amirleri ve diğer milletvekillerinin kavgayı önlemeye yönelik çabaları sonuçsuz kaldı. Kavganın giderek büyümesi üzerine oturumu yöneten Meclis Başkanı Mustafa Kalemli, çalışmalara 10 dakika ara verdi.
NOTLAR
* Meclis dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Muhalefetin BBP hariç blok olarak desteklediği gensoru önergesi öncesi kulisler çok hareketliydi. Çiller gensoru önergesi görüşülürken Genel Kurul Salonu'na girmedi ve Meclis'teki odasında görüştüğü milletvekillerine "Kendi hükümetimizi düşüremeyiz, gerekirse bu hükümeti biz bitiririz" mesajları verdi. * Gensoru oylaması öncesi birbirlerine çengel atan iktidar ve muhalefet, sık sık "Güneş Motel" benzetmesi ile karşılaştılar. 12 Eylül öncesi CHP de AP'den 11 milletvekili transfer etmiş ve bu operasyon İstanbul'daki Güneş Motel'de yapılan bir toplantıda karara bağlandığı için "Güneş Motel operasyonu" olarak anılmıştı. * Kuliste ANAP'lı İlhan Kesici ile sohbet eden DYP Genel Başkan Yardımcısı Hayri Kozakçıoğlu "Böyle olmaz. Gensoruda bütün DYP milletvekilleri töhmet altında bırakılıyor. Gensoru reddedilir, sonra gerekirse biz kendimiz bitiririz" dedi. * Yıldırım Aktuna da, Cefhi Kamhi'nin kendileri ile birlikte hareket etmek için Tevrat'a el basarak yemin ettiğini bildirdi. DYP'li Ali Osman Sönmez, partiden istifa edeceği ya da oylamaya katılmayacağı şeklinde söylentiler çıkarıldığını belirterek "Yok böyle bir şey. Nereden çıkarıyorlar anlamıyorum" dedi. Sönmez hükümetten sıkıntıları olmasına rağmen parti disiplinine uyma kararı aldı. * Kulislerde, oylamanın kritik olması nedeniyle milletvekilleri üzerindeki baskılar yoğunlaşırken, bazı milletvekillerine tercihlerini değiştirmeleri için "para teklifi" yapıldığı yolunda çeşitli söylentiler yayıldı. Kilis Milletvekili ve Genelkurmay Eski Başkanı Doğan Güreş, Genel Kurul Salonu'na girerken Turizm Bakanı Bahattin Yücel'e takılarak, "Biraz paraya ihtiyacım var, paran var mı?" şeklinde espri yaptı. CHP'li Algan Hacaloğlu da gazetecilere, "Ortalıkta büyük paralar dönüyormuş, bize de bir şey düşer mi?" diye takıldı. * ANAP Grubu adına konuşan Kamran İnan, Tansu Çiller'i Dışişleri Bakanlığı'na az gittiği gerekçesiyle "part-time Dışişleri Bakanı" olarak nitelendirmesi Genel Kurul Salonu'nda gülüşmelere neden oldu. * Kazadan sonra sadece Meclis'in açılışında Genel Kurul Salonu'na giren ve muhalefetin verdiği 12 gensoru oylamasına katılmayan Aydın Menderes, Başbakan Erbakan'ın ısrarı üzerine dünkü kritik oylamaya katıldı. Erbakan, Menderes'i kapıda karşılarken, Adalet Bakanı Şevket Kazan, Menderes'in tekerlekli sandalyesini iterek salona girmesine yardımcı oldu. Menderes, oylama öncesi, "Gensorunun aleyhinde, hükümetin lehinde oy vereceğim" dedi. * Erbakan'ın seçim ittifakı garantisi verdiği BBP'liler de Genel Kurul Salonu'nun üst bölümündeki locada oturdular. BBP'liler, kulislerde görünmemeye özen gösterdiler.
Ankara- Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, muhalefetin hükümeti düşürmeyi amaçlayan gensoru önergesine destek olmayacaklarını açıklarken, "Gerekçeleri beğenmediklerini" söyledi ve "Türkiye'yi meçhule götüremeyiz" dedi. Partisininin Başkanlık Divanı'nı ardından da Genel Yönetim Kurulu'nu (GYK) toplayan Yazıcıoğlu, gensorunun gündeme alınmaması yönünde oy kullanmalarının hükümeti desteklemek anlamında olmadığını bildirerek, "Gensorunun gerekçelerine katılmıyoruz. Gensorunun gerekçelerinde rejimin tehdit altında olduğu söyleniyor. Biz buna katılmıyoruz ve Türkiye'yi meçhule götürecek bir yapılanmaya destek veremeyiz" dedi. Yazıcıoğlu iktidarın yanısıra muhalefetin de Türkiye'nin kriz ortamına girmesinden sorumlu olduğunu bildirerek, "Muhalefet iktidar karşısında milli iradeyi daha belirgin bir biçimde tesis etmek yerine halka karşı yapılan dayatmalara destek olmuştur. Bu olumsuzluktan hem iktidar hem de muhalefet sorumlu" diye konuştu. Gensoru ile hükümetin düşürülmesinin ardından ortaya konmak istenen hükümet modellerini eleştiren Yazıcıoğlu, "Burada belirsiz, temelsiz ve şaibeli gibi görünen bir hükümet alternatifi henüz belli bile olmamıştır. Bu meçhule alet olamayız" dedi. Gensoru gerekçelerini eleştiren Yazıcıoğlu, "Siz bir gensoru vererek, hükümeti düşürmeyi düşünüyor musunuz?" sorusuna da şöyle yanıt verdi: "Bu hükümette gensoru sadece bugün verilir diye bir şey yok. Önümüzdeki günlerde daha sağlıklı alternatifler bulunabilir. Daha farklı gerekçeler bulunabilir. Gerekçeleri daha iyi hazırlanabilir. Onun öncülüğünü de yeri geldiğinde yapabiliriz." |
|