![]() |
| 15 MAYIS 1997 PERSEMBE |
![]() |
17 Temmuz 1996 gecesi New York'tan kalktıktan 15 dakika sonra Long Island açıklarında Atlas Okyanusu'na çakılan TWA'nın 800 sefer sayılı Paris uçağı, parça parça biraraya getirildi.Ulusal Hava Güvenliği Dairesi (NTSB) ve FBI, şimdi dünyanın en büyük yap-bozu üzerinde, havacılık tarihinin en kanlı bulmacalarından birini çözmeye çalışıyor. 230 kişiyi ölüme götüren Boeing 747'yi ne düşürdü? Deniz Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağından atılan füze mi, bir teröristin yerleştirdiği bomba mı yoksa son anda beliren bir mekanik arıza mı? İşte bütün soru bu... Uzmanlar simulatörde dev Jumbo Jet'i sayısız kere okyanusa çaktı, laboratuvarda uçağın maketiyle binlerce deney yapıldı ama kazanın nedeni ortaya çıkarılamadı. Çaresiz kalan uzmanlar, bu bulmacayı çözmek için parçaları biraraya getirmeye karar verdi. Uçak, okyanustan toplanan parçalarla, üç aylık bir çalışma ve 500 bin dolar harcamayla bir anlamda yeniden inşa edildi. Ancak bu çalışma da araştırmacıları kesin sonuca götürmedi. FBI uzmanları "Füze, bomba ya da mekanik arıza... Üçü de olabilir ama 'Şu' demek için kesin kanıt gerek. O da bizde yok. Hâlâ uçağın yüzde 5'i okyanusun dibinde, binlerce parça kayıp. Belki bu bulmacanın çözümü, o parçalardan birinde yatıyor" dediler. Bu arada "TWA 800'ün Düşüşü" adlı bir kitap yazan eski ABC Televizyonu muhabirlerinden Pierre Salinger ile yazar James Sanders dün bir basın toplantısı düzenleyerek "uçağın Deniz Kuvvetleri'ne ait bir uçaktan atılan füze ile düşürüldüğü" iddasını yineledi. Salinger ile Sanders, uçaktaki patlamadan birkaç saniye önce radarda beliren iz ve "Bip" sesinin füzeye ait olduğunu söyledi ve Senato araştırması istedi. Bir grup uzmana göre uçaktaki delik, füze ya da bomba patlaması sonucu oluştu. Ancak bu iddiaya karşı çıkanlar, deliğin ana yakıt tankının patlaması veya denize çarpma anında oluştuğunu söylüyorlar. Her iki iddiayı da kanıtlayacak delil bulunamadı. Enkaz parçaları, bulundukları bölgelere göre kırmızı, sarı ve açık yeşil etiketlerle işaretlendi. Kırmızı etiketli parçalar, ilk patlama anında dağılanlar. Uzmanlar bu parçalar üzerinde füze ya da bomba izi arıyorlar. Açık yeşil etiketliler ise merkezi yakıt tankının patlamasıyla uçaktan kopan parçalar. Bu parçalarda mekanik bir arızaya ait ipuçları saklı olabilir. Pilot kabinine çok yakın olan bu delik, ilk bakışta akıllara "füze" olasılığını getiriyor. Ancak uzmanlar "Uçak okyanusa saatte 400 mil hızla çarptı. Bu boşluk o çarpma sonucu da oluşmuş olabilir" diyorlar. FBI'ın kimyagerleri buradaki metal parçalarda füze ya da bomba teorilerini kanıtlayacak hiç bir kanıt bulamadı. Kaza sırasında merkezi yakıt tankının patladığı kesin. Soru, bu patlamaya mekanik bir arızanın mı yoksa bombanın mı neden olduğu? Uzmanlar mekanik bir arıza sonucu, depoda oluşan statik elektriğin ark yaparak patlamaya neden olmuş olabileceğini düşünüyor. Bu dışa kıvrılmış gövde parçası, bomba teorisini ileri sürenlerin en büyük kanıtı. Ancak laboratuvar testlerinde bu metal parçasında patlayıcı izi bulunmadı. İlk başta bu bölgede, plastik patlayıcılarda da bulunan bir kimyasal madde bulundu. Ama daha sonra uçağın Mayıs 1996'da, bomba aramak üzere yetiştirilen polis köpeklerinin eğitiminde kullanıldığı ortaya çıktı. Uçağın burnunun altında yer alan bu bölge, gövdenin en çok hasar gören kısmı. Binlerce parçaya ayrılmış. Bu bölgede de füze ya da bombaya ait en küçük bir iz bile bulunamadı. Eğer 10 hafta içinde FBI füze ya da bombaya ait bir kanıt bulamazsa, araştırmayı mekanik arızanın bulunması için Ulusal Hava Güvenlik Dairesi'ne bırakacak. |
|