![]() |
| 14 MAYIS 1997 CARSAMBA |
![]() |
M. Ali Birand
WASHINGTON Artık hükümetin günlerini saymaktan bıktım. Her gün yenilerinin pazarlandığı karanlık senaryolardan da, fena halde sıkıldım. Bir yanda, ülkenin ancak süngü sayesinde kurtulabileceğine inanmış olanlar ile çıkarları nedeniyle keyifle darbe isteyen, gecikilen her güne üzülenler... Öte yanda, kışkırtıcılığı bir sanat haline getirmiş radikal dinciler. Bütün bunların arasında bir de alternatif hükümet formülleri arayanlar var... Bu kısır döngü artık toplumu baydırdı. "Ne olacaksa olsun" noktasına gelindi. Darbe olacaksa olsun... Yeni hükümet kurulacaksa kurulsun... Erken seçim tarihi açıklanacaksa açıklansın... Ancak bir şeyler olsun. Bu köşeyi izleyenler bilir. Tek kurtuluş yolu olarak seçimi görüyorum... En kötü ve tehlikeli çözüm ise, askeri müdahale... Doğrusu, o kadar çok tartışıldı, o kadar çok çiğnendi ki, askeri müdahale de adeta eskitildi. Neyse, ben bu kısır döngüyü bir süre için sizlere emanet edip, Washington'a gidiyorum. Biraz ciddi konular konuşmak, ciddi insanlarla politika yapmak ve Türkiye'nin gerçekten nereye gittiğini, neyin ne zaman patlayacağını öğrenmek için gidiyorum. Türkiye'nin nabzını Washington'da tutacağım. Dünyanın nereye gittiğine de Washington'dan bakacağım. Tabii, hasislik etmeyeceğim. Bütün duyduklarımı ve gördüklerimi sizlerle paylaşacağım.
Herkesin kendine göre başka bir sorunu var. Kıbrıs'ın şu sıralarda en sıkıntılı ve karamsar kişisi Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş. ABD'ye hareket etmeden önce KKTC Cumhurbaşkanı ile dertleşerek, değerlendirmeler yaparak bir gün geçirdik. Dertli, zira Kıbrıs'ın üstüne kapkara bir bulut gelmesine rağmen Ankara'da kimseler oralı olmadı... Büyük olasılıkla önümüzdeki 1-2 ay içinde, Avrupa hem Türk, hem de Rumlar'ın üzerine çullanacak ve Klerides ile Denktaş'ın, uzun bir aradan sonra ikili müzakereye başlamalarını sağlayacak. "Masaya oturmak" demek, bazı konularda ödün vermek demektir. İşte Denktaş'ı rahatsız eden de bu... Ödün vermek zorunda kalacağından dolayı değil, nerede ve hangi noktaya kadar geleceğimizin, nerede duracağımızın hâlâ kesin çizgilerle saptanmamış olmasından rahatsız. Ankara'daki istikrarsızlık, en çok Kıbrıs'ı etkiliyor. Türkiye'nin en ince hesapları yapması, en dikkatli ve bilinçli kararları alması gerektiği bir dönemde büyük bir siyasi çalkantıdan kurtulunamıyor. Refahyol'u şimdilik kaderine bırakalım... Ve Denktaş-Klerides diyaloğuna bakalım. Bugün geldiğimiz nokta pek hoş değil... Biz istediğimiz kadar "iki eşit egemen devletin bir araya gelmesi" formülünden söz edelim, Batı kararını vermiş durumda... Onlara göre Rum yönetimi AB'ye tam üye olacak... Türk tarafı bunu engellememeli... Arttırılmış ve güvenceye alınmış azınlık hakları ile yetinilmeli... Hele garanti anlaşmasıymış, Türkiye'nin müdahale hakkı gibi konuları görmek dahi istemiyorlar... "Egemenlik" kelimesinin duyulması dahi alerji yaratıyor. Rumlar bu durumdan son derece memnunlar. Tek hataları kendilerinden çok emin olmaları. Hiç ödün vermeden AB'ye katılmayı planlıyorlar. Oysa Avrupalılar akıl veriyorlar: "Çok olumsuz davranmayın. Tam üye olduğunuz zaman kendiliğinden çözülecek sorunlarda bugün ödün verin. Nasıl olsa yarın geri alacaksınız." Ancak pek dinletemiyorlar... İşin bu yanı da Rumlar'ın dar görüşlülüğü... Kendilerini daha şimdiden AB'nin tam üyesi olarak görüyorlar. Avrupa da hukukun üstünlüğü gibi işlerle meşgul değil, bir an önce siyasi bir çözümle konuyu kapatmaya çalışıyor. İşte Denktaş'ı rahatsız eden manzara bu... Sırtını dayayacağı güç başka işlerle meşgul, dayatanlar ise güçlü... Bir de takvime bakalım... Eğer önümüzdeki yaz ayları atlatılabilirse, Denktaş-Klerides görüşmelerinin başlaması yıl sonunu bulur. Zira sonbaharda Rumlar'ın cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Şimdi BM ve AB ön planda. Tarafları yumuşatmaya çalışıyorlar. Görüşmeler kıvama gelince ABD devreye girecek ve bastıracak. İşte bu çerçevede 1997 artık "Kıbrıs'ta siyasi çözüm yılı" değil. Bu yıl hazırlıklarla geçecek. Genel saldırı 1998'de bekleniyor. 1998 çok hareketli bir yıl olacak. Bir yandan, Kıbrıs'ın AB'ye tam üyelik müzakereleri başlayacak. Öte yandan da, ünlü füzeler Ada'ya sokulmaya başlanacak. Ve bütün bu hengame içinde de Denktaş ile Klerides çözüm pazarlığı yapacaklar. Tüm aktörler rollerini gayet iyi biliyorlar. Ankara hariç. Ankara, bırakın Kıbrıs oyunundaki rolünü, yarın akşam ne yapacağını bilemiyor. Bizim kaderimiz de bu olsa gerek... |
|