![]() |
| 14 MAYIS 1997 CARSAMBA |
![]() |
Can Ataklı
Oğuz Özerden Türkiye'de başarılı işlere imzasını atmış eski bir meslek arkadaşım. İngiltere'de eğitim görürken aynı zamanda gazeteci olarak da çalışmıştı. Asıl amacı akademik kariyer yapmaktı önceleri, ama hayatın zorlukları ya da tesadüfleri onu gazeteci de olmaya itmişti. Ancak Türkiye'ye dönünce durum değişti. İngiltere'den parlak fikirler ve projelerle döndü. Bugün herkesin "Alo Bilgi" diye tanıdığı ve giderek yaygınlaşan 900'lü hatların Türkiye'deki ilk uygulayıcısı Oğuz Özerden'dir. Özerden, 900'lü hatlardan inanılmaz paralar kazandı. Hatta birkaç yıl önce bazı yayın organları kendisini "Jet milyarder" olarak tanıtmıştı. Ancak Özerden'in gönlünde, az önce söylediğim gibi "akademik kariyer" yatıyordu. Çok para kazanmak değil, iyi birşeyler yapmak daha önemliydi onun için. 900'lü hatlar "bir anda milyarder olmayı" sağlıyordu belki ama "iyi şeyler yapmak" keyfini vermiyordu insana. İşte bu duygular içinde kolları sıvayan Oğuz Özerden, kendisine inanan ve destek olan idealist insanlarla bir üniversite kurmaya soyundu. Sıkıntılı ve zor günler geçirdiler ama yılmadılar ve bugünün "Bilgi Üniversitesi"ni ortaya çıkardılar.
Asaf Savaş Akat
Prof. Asaf Savaş Akat'ı gazetemizde yazılarından tanıyorsunuz. Akat aynı zamanda Bilgi Üniversitesi Rektörü. Geçenlerde "Bizim okulu gördün mü?" diye sordu. "Bir kere gelmiştim" dedim. Ama benim gittiğim yer Emirgân'daki eski merkez binaymış. Asıl okul Maslak'taymış. "O zaman bir gel gör, neler yapıyoruz" dedi. "Peki" dedim. Bilgi Üniversitesi Maslak'ta, Emlâkbank Genel Müdürlüğü'nün hemen yanında. Okulun kapısına geldiğimde, ne yalan söyleyeyim içimi bir heyecan kapladı. Kaç yıl geçti, bir üniversitenin kapısından girmeyeli. Tabii rektöre çıkacağım. O ayrı bir heyecan. Üniversite yıllarımızda bırakın rektörü görmeyi, asistanları koridorda yakalarsak ne mutlu bize. Kolay mı öyle rektörün odasına girmek. Bakmayın siz üniversitelerde disiplin falan kalmadı sözlerine. Her öğrenci rektör denildiğinde biraz çekinir. Neyse ki bu kez rektör aynı zamanda "meslek dostumuz" olduğu için korkmadan ama biraz heyecanlanarak Prof. Asaf Savaş Akat'ın odasına girdim. Benimle birlikte Oğuz Özerden de içeri geldi.
Okul değil yaşam
Prof. Asaf Savaş Akat "Biliyor musun, buradaki sloganımızı?" diye sordu. Sonra da ekledi "Okul için değil, yaşam için öğrenmeliyiz." Güzel slogan. Okulda öğren öğrebildiğin kadar, sonra hayatta bunların hiçbirini kullanama. Ne anlamı var ki. Önemli olan öğrenilenlerin hayata geçirilebilmesi değil mi? Akat ve Özerden birlikte anlattılar. Okulun kuruluş yıllarını ve gelişmesini uzun uzun size de aktarmak istemiyorum. Çünkü önemli olan sonuçtur. Anladığım kadarıyla Bilgi Üniversitesi artık dönüşü olmayan "iyi" bir yola girmiş. Okul, sağlam temeller üzerine oturmuş. Şimdilik 1000 öğrencisiyle ileriye doğru koşuyor. Bilgi Üniversitesi İngiliz Postmouth Üniversitesi'nin programını uyguluyor. İngiltere'nin 125 yıllık, Özerden'in deyimiyle "genç" bir üniversitesi olan Postmouth dünyanın en gözde okullarından biri.
Çifte denetim
Akat, "Bilgi Üniversitesi Türkiye'de bir yeniliği başlattı" dedi. Bu çifte denetimmiş. Yani hem Türkiye'deki üniversite sisteminin denetiminde, hem de akademik olarak uluslararası denetime açık. Avrupa'nın önde gelen akademisyenleri okulun müfredatından, sınav sistemine hatta sınav kağıtlarına kadar incelemede bulunuyormuş. Böylelikle kalitenin düşmesi önleniyormuş. Oğuz Özerden, "Bir başka özelliğimiz de bu okuldan çifte diploma alınabilmesi" dedi. Öğrenciler, diyelim ki, girdikleri bölümde ilk yılı İstanbul'da okudular. Sonra dilerlerse, ikinci sınıfı İngiltere'de okuyabiliyor. Kısacası bu okula girdikten sonra öğrenci istediği sınıfı ister burada, ister İngiltere'de okuyabiliyor. Sınavlarda başarılı olursa da hem Bilgi Üniversitesi hem de Postmouth Üniversitesi diploması alabiliyor.
Yeni kampüs
Prof. Akat ve Özerden'le okulun bölümleri üzerine de sohbet ettik. Şu anda Bilgi Üniversitesi'nde 4 fakültenin 17 bölümü var. Öğrenci kayıtları ilk kez bu yıl Merkezi sistemden yapılacak. Yani öğrenciler başvuru formuna artık Bilgi Üniversitesi bölümlerini de yazacaklar. Tabii okul paralı. Prof. Akat, "Ancak şunu söylemek gerek. Bir üniversite için önemli olan, ödenen paranın, gerçek hayata geçince sağlanacak başarı ile ne kadar kısa sürede geri döneceğidir. Bilgi Üniversitesi kaliteli öğrenciler mezun edecek. Bu da hayattaki başarıyı artıracaktır. Yapılan yatırım kazanılan başarının altyapısı olacaktır" dedi. Oğuz Özerden bunun üzerine söze girdi "Sen bizi asıl önümüzdeki yıldan itibaren izle. Bugün, Maslak'ta dar bir alanda çalışıyoruz. Ancak Kuştepe'deki kampüsümüz bitmek üzere. Orası gerçek bir üniversite kampüsü olacak. Orada hem eğitim, hem de öğretim olanakları çok büyüyeceği gibi öğrencileri hayata hazırlayacak sosyal aktiviteler de uluslararası standartlarda olacak" dedi. Kampüs yıl sonuna kadar bitecekmiş. Prof. Asaf Savaş Akat ve mütevelli heyeti başkanı Oğuz Özerden'e "Yeni kampüsü görme" sözü de vererek Bilgi Üniversitesi'nden ayrıldım.
Bu yazının sonu
Eğitim tartışmaları, son günlerin baş gündem maddesi. 5 yıl mı, kesintisiz 8 yıl mı yoksa 5 artı 3 mü tartışmaları içinde, bir avuç idealist insanın kurduğu eğitim merkezini görmekten dolayı çok mutlu oldum. İnsan "Keşke bu yaşta değil de öğrencilik yaşlarında olsaydım" diyor ister istemez. Türkiye belki kötü günler yaşıyor. Ama şurası unutulmamalı. Türkiye'deki aydınlık, çağdaş, ileriye dönük pırıl pırıl kafalar, bu ülkeyi geriye götürmek isteyen çağdışı zihniyet karşısında ezici bir çoğunluğa sahip. Türkiye'nin ileri gitmesini kimse engelleyemeyecektir.
Pazar günü Sultanahmet meydanını dolduranların temel sloganı "İmam Hatipler kapatılamaz"dı. Konuyu hiç bilmeyen biri İmam Hatip Liseleri'nin kapatılacağını zanneder. Oysa ortada okul kapatma falan yok. Yok ama, İmam Hatip Liselerini kendi siyasi partilerinin gelecekteki oy ve militan tabanı olarak görenler bu kafa karıştırıcı yanlış bilgilendirmeyi yapmaktan kaçınmıyor. Oysa 8 yıllık kesintisiz eğitime geçildiğinde kapanacak olan İmam Hatip Liseleri değil, bu okulların orta bölümleri. Sadece İmam Hatip Liseleri'nin orta bölümleri mi kapatılacak. Hayır, özel eğitim veren tüm okulların orta bölümleri de bu karar gereğince kapatılmak durumunda kalacak. Örneğin bugün onbinlerce minik öğrencinin sınavlarında ter döktüğü Anadolu Liseleri ve Kolej'lerin'in de orta bölümleri olmayacak bu durumda. Bu okullar, ancak kendi ilkokullarını kurdukları takdirde, kesintisiz 8 yıla uygun hale gelebilecekler. Aksi takdirde bu okullar lise çağından başlayacak. Aslına bakarsanız, kesintisiz 8 yıl diye dayatmak yerine YÖK kanununda küçük bir değişiklikle istenen sonuç alınabilirdi. Şöyle: "Meslek Liseleri'nden mezun olanlar, üniversite sınavlarında, kendi branşları ile ilgili öğretim programlarını seçebilirler." Bu durumda eşitsizlik de ortadan kalkmış olacak. Çünkü, düşünün biri meslek diğeri normal liseden iki öğrenci üniversite kapısına geliyor. Her ikisi de kazanamazsa, meslek lisesi çıkışlı olanın bir iş bulma umudu var. Buna karşılık lise mezununun hiçbir yeteneği yok.
Dün yürüdük. Son günlerde basına yönelen saldırıları protesto etmek için Cağaloğlu'nda Gazeteciler Cemiyeti'nin önünden Vilayet'e kadar sembolik bir yürüyüş yaptık. Bugün basına saldırarak haklarında olumsuz şeylerin yazılmasını önleyeceklerine inananlar var herhalde. Basın yazmak için özellikle kötüyü ve olumsuzu aramaz. Ancak varolanlar yazıldığında bunlardan rahatsızlık duyanlar olmuştur, olacaktır. O halde çare susturmak için şiddet kullanmak değil, yazılan yanlışlık ve olumsuzlukları ortadan kaldıracak önlemler almaktır. Bugün herhangi birimizin susturulması çok kolay. Tutarsın bir adam, alnının ortasından vuruverir. O gazeteci böylelikle susar belki de, ya kalanlar.. |
|