![]() |
| 14 MAYIS 1997 CARSAMBA |
![]() |
Güngör Mengi
Devletin dışarda itibarını düşürmüş, içerde iktidar kabiliyetini yitirmiş bir koalisyonun "gitmeyeceğim" diye direndiği bir ülke az bulunur. Refahyol bize bu "az bulunur rezalet"i yaşatmaya devam ediyor. Refah Partisi'nin ısrarını bir ölçüye kadar anlamak mümkündür. Erbakan, demokratik yoldan geldiği koltukları aynı şekilde terketmeyi sevmiyor. Onu millet, Türkiye Odalar Birliği'nin başından polis zoruyla uzaklaştırıldığı olayla tanımıştı. İkinci neden Refah'ın eline geçirdiği fırsatı devlet içinde örgütlenmek için sonuna kadar kullanma fikridir.. Üçüncüsü.. Refahyol iktidarında uğranılan bozgunun zararlarını telâfi etme çabası.. Refah'ın ideolojisi ile iktidarda yapmak zorunda kaldığı icraat arasında doğan çelişkiler uçurumu partiye pahalıya mal olacaktır. Refah yöneticileri şimdi bu zararın faturasını basın ve ordu başta olmak üzere dışındaki çevrelere çıkarmaya uğraşıyor.. Gerilimi ve kutuplaşmayı artırmak pahasına halkın gözünde mağdur konuma girmeye çalışıyor. Çiller'i anlamak da mümkün.. Çünkü o partisini bu maceraya, kişisel güvenliğini sigortalayacağı hesabıyla atmıştır. Mecliste Refah'ın yardımı ile Yüce Divan'a gönderilmekten kurtularak amacına varmıştır. Ama halkın vicdanında aklanmadığını, siyasi rüzgar dönerse adalet katında temize çıkamayacağını düşündüğü için direnmektedir. Bu koalisyonla ülkeye zarar vermekten başka bir şey yapamayacağını görmüyor olamaz. Seçmenlerinin kendisini terkettiğini, ülkenin başına sardığı dert nedeniyle halkın öfke ve hınç içinde olduğunu da bilmiyor olamaz. Korkularını anlıyoruz. Ama arkasındaki DYP milletvekillerine ne oluyor?. Suçluluk kompleksi onların da mı basiretini bağladı?. Çiller'in seçmene ihanetini düne kadar "ülkeyi hükümetsiz bırakmamak" gerekçesiyle savunuyorlardı; şimdi neyi bekliyorlar? Demokrasilerde aslolan ülkedir. Erdem, lidere bağlılık değil, halka hizmettir. DYP gibi tarihi kökleri olan bir partide parlamenterlik yapmak, ülkeyi bugünkü duruma düşmekten koruyacak özveriyi zamanında göze almayı gerektirirdi. DYP milletvekilleri bu konuda iyi sınav veremediler. DYP'nin seçmenine ve partinin misyonuna lâyık olamadılar. Millet hiç değilse bu aşamada sorumluluklarına sahip çıkmalarını onlardan bekliyor. Çiller'i ikna ederek veya gerekirse onu aşmak pahasına ülkeyi Refahyol kâbusundan kurtarmalarını istiyor. Boş duran iki bakanlık koltuğu, bir çoğu devletin en yetkili koltuklarını yıllarca işgal etmiş 121 milletvekilinin gözünü kör etmemeli. Bu millet onlara çok şey verdi. Borçlarını ödemenin zamanı geldi!
"Türkiye laik bir ülkedir. Bu laikliğin gerçek manada teminatı Refah'tır.. Türkiye ne Cezayir ne de İran olur. Bunu herkes bilsin!" Bu sözler dün Erbakan'ın ağzından çıktı. Meclis grubunda laikliği kuvvetle savunurken İran ile Cezayir'in adını da ilk kez "kötü örnekler" olarak andı. Erbakan ile çevresindekilerin laikliğe, İran ve Cezayir örneklerine samimi olarak böyle baktıklarına gerçekten inanmak isteriz. Ama Erbakan ve Refah yöneticileri, iktidar dönemlerinde bu inancı, bu güveni millete vermediler. Vermek istemediler. Dünkü konuşma memnuniyet vericidir ama inandırıcı olmaya yetmeyecektir. Komutanlar, irtica ile mücadele konusunda alınmış MGK kararlarını hayata geçirmek için toplanıp anlaştılar, ertesi gün Erbakan şeriat isteyenlerin hayali olan iki ülkeyi kötüleyip laikliğe sahip çıktı. Tabii ki insanlar Refah'ın rüzgâr çıktığı için eğildiğinden şüphe edeceklerdir. Hele "Şeriat kanla gelecek, fıstık gibi olacak" diyen milletvekili halâ kovulmamışsa! |
|