kapat

04 MAYIS 1997 PAZAR

Gölge Operasyonu

Kurbanlarını Amerika'ya ve İngiltere'ye götürme vaadiyle kandırıp uyuşturucu kuryeliğine zorlayan, İtalya'dan Macaristan'a, Norveç'ten Avusturya'ya kadar pekçok ülkede faaliyet gösteren şebeke, "Gölge Operasyonu"yla ortaya çıkarıldı.

3 yıl süren operasyonda, şebekenin liderlerinden Mardinli "Big Man" lakaplı Sabri Açar ile iki kardeşi, Nijeryalı Uzoma John Egbukwu ve Paul Henry Charles, İstanbul'da gözaltına alındı. DGM'ye çıkartılan şebeke liderleri tutuklandı.

46 kişilik şebekenin büyük çoğunluğu Nijerya uyruklu. Nijeryalılar, uyuşturucudan elde ettikleri parayı, ülkelerindeki rejimi devirmek için kullandıklarını, mevcut rejimin kendilerine düşman kabileden olduğunu söylediler.

Nijeryalı Uzoma John Egbukwu, Mardinli "Big Man" (Büyük Adam) lakaplı Sabri Açar, Romen Ana Maria Nastasa ve İtalyan İke Simon... Birbirleriyle hiçbir ilişkisi yokmuş gibi görünen bu kişilerin buluştuğu ortak payda uyuşturucu.

Kimi bu işte asıl parayı kazanan, kimi de ülkeler arasında taşımacılık yapan kurye rolünde. Kimi de, uyuşturucu, kara para ve fuhuşun da içinde bulunduğu batakta.

İşte bu insanlar, İtalya, Macaristan, Norveç, Avusturya, Pakistan, Litvanya, Almanya ve Türkiye'deki uyuşturucu pazarının bir bölümünü ellerinde tutuyorlardı. Ta ki, İstanbul Narkotik Polisi'nin iki aşamalı "Gölge Operasyonu" sonuçlanana kadar. Operasyonun ilk bölümü 1994'te başladı. Çeşitli yollarla şebekenin içine sızan dedektifler, ilk darbeyi 18 Temmuz 1996'da vurdu.

Uyuşturucu kuryeliği yaptığı belirlenen, aralarında Nijeryalı, Rus ve İtalyan kızların da bulunduğu 19 kişi yakalandı. Bunlardan 14'ü İstanbul DGM'ce tutuklanarak cezaevine konuldu.

İkinci bölüm başlıyor

Şebekeye önemli bir darbe vurulmasına rağmen örgüt lideri henüz yakalanamamıştı. Şebekenin organizasyon yapısını çözen polis operasyonu devam ettirmeye ve şebeke liderini de yakalamaya karar verdi. Böylece, "Gölge Operasyonu"nun ikinci bölümü başlatıldı.

Dedektifler çalışmalarını sürdürürken, cezaevine konulan kurye kızlardan Maria Basco'nun İtalya'daki nişanlısı da uyuşturucunun kurbanı oldu. Nijeryalı zehir tacirlerinden aldığı uyuşturucuyu aşırı dozda kullanan Basco'nun nişanlısı kolunda enjektörle ölü bulundu. Kötü haber kısa süre de İstanbul'a, Maria'nın kaldığı Bayrampaşa Cezaevi'ne ulaştı. Nişanlısının öldüğünü öğrenen Maria, intihar etti. Ancak geride bıraktığı notlar şebeke liderinin ortaya çıkartılması için büyük kolaylık sağladı. Maria'nın notları ve kurye kızların ifadesi üzerine yapılması planlanan operasyonun sınırları genişletildi.

Elde edilen ilk bilgiler, Nijeryalılar'a uyuşturucuyu "Big Man" lakaplı Mardinli Sabri Açar ile kardeşleri Abdulmecit ve Aziz'in temin ettiği yolundaydı. 41 yaşındaki Sabri Açar, Mazıdağı ilçesi Özlücü köyü nüfusuna kayıtlıydı. Narkotik dedeklifleri Açar Ailesi'ni de takibe aldılar. Nijeryalı ve İtalyan organizatörlerin, Açarlar'dan aldıkları eroini, İtalyan, Amerikan, Romen ve Macar, Norveçli ve Pakistanlı kuryeler yardımıyla yurtdışına çıkardıkları belirlendi.

Fatih'tekievlere baskın

6 ay boyunca yürütülen çalışmalar sonunda, şebekenin bağlantılarını tümüyle saptayan polis "Gölge Operasyonu"nda nokta koymaya karar verdi. İlk tutuklamalar Avusturya'nın başkenti Viyana'da gerçekleştirildi. Türk Polisi'nin ilettiği bilgiler ışığında, 19 Şubat'ta Lynn Bingham sahte kimliğini kullanan Romen Antoneatta Bru ile Michella Catherine Morant sahte kimlikli Ana Maria Nastasa 4 kilo eroinle yakalandı. Nastasa'nın ifadesi doğrultusunda, Avrupa ülkelerini örümcek ağı gibi saran şebekeye son darbeyi vurmanın zamanı gelmişti. Türkiye ve İtalya'da da operasyonlara başlandı. İtalyan Polisi, 21 Şubat'ta Türkiye'den getirilen uyuşturucunun alıcısı olan Obi lakaplı Nijeryalı İke Simon'ı yakaladı. Aynı gün İstanbul'da da operasyon vardı.

Polis, "Big Man" Sabri Açar, kardeşleri Abdulmecit ve Aziz'i yakaladı. Genişletilen operasyonda, John diye tanınan Nijeryalı Uzoma Johnh Egbukwu, gayriresmi eşi Romen Mihaela Grigore, Achike lakabıyla tanınan Nijeryalı Michael Achike Osaji, ülkesinde din eğitimi gören ve kurye olarak Türkiye'ye getirilen Romen Mirela Lenuta Munteanu da ele geçirildi. John Egbukwu, şebekenin Nijeryalı lideriydi. Bu kişilerin Fatih semtindeki evlerinde yapılan aramalarda zulaladıkları uyuşturucu, pres makinesi ve sahte pasaportlar da bulundu.

Yakalanlar İstanbul DGM'ce tutuklanarak Bayrampaşa Cezaevi'ne konuldu. Mirela Lenuta Munteanu ise serbest bırakıldı.

Devam eden operasyonlarda, 6 Mart'ta Fatih'te, Tanzanyalı Jma İddi, Hamis Otto, Abhmet Abdallah, Hassein Mungi ve Isanka Micomba'nın Fatih'teki evine baskın düzenlendi. İranlı Muhammed Ali'den aldıkları 400 gram eroini yurtdışına çıkarmak için zulaladıklarını söyleyen bu kişilerin evinde, sahte pasaport yapımında kullanılan malzemeler bulundu. Tanzanyalılar da DGM'ce tutuklandı.

Eroini tuvalete döktüler

Aynı gün yine Fatih'te iki operasyon daha vardı. Birinde, Tanzanyalı Shareef Slaiman, Maksia Tamim Mbaryk, Abdulhamit Mithu, Oman Musa Muadini, Salim Bope, Mwaluma Hatibu Mbwana, Sudanlı Tutafila Boma, Kenyalı İbrahim Jeremiah ve Salehe Abdullah Salehe yakalandılar. Bu kişiler, isimlerini Ramazan ve Muhammed olarak bildikleri 2 İranlı'dan kilosu 10 bin marka aldıkları 1.5 kilo eroini İtalya'ya göndermek üzere valize yerleştirirken polisin kapıyı çaldığını, korkuya kapılıp eroini tuvalete dökerek yok ettiklerini söylediler. Bu grup da tutuklanarak cezaevine gönderildi. 6 Mart'taki bir diğer operasyonda ise, 7 Tanzanyalı, 1 Ruandalı yakalandı ve DGM'ce tutuklandı.

11 Mart'ta Fatih'te yapılan operasyonda, Nijeryalı İbrahim Abdulaziz, İbrahim Usuman, Yusuf Collins, Timo Badi, İfeanyi Chukwu, Musa Ali, Okoroeka Odinuta Milfordi Lozanchine, Akif Lawal, Sudanlı Ali Said, Sudi Issa Ally, Ruandalı Hüseyin Mustafa, Liberyalı Tom Eddie yakalandı. Akif Lawal'ın ağabeyi Shola Wasiu ile birlikte sahte kimlikle yakalanıp adli makamlara gönderildiği ve serbest bırakıldığı ortaya çıktı.

Bu operasyonlar sürerken, Sabri Açar ile Nijeryalı Uzoma John Egbukwu'nun ortağı olan Paul isimli kişinin Sarıyer Zümrütevler'de oturduğu belirlendi ve 19 Mart'ta bir baskında bu eve yapıldı.

Desmond diye tanınan Luzi Joes Rock, sahte İngiliz pasaportlu Roza lakaplı Romen Rozica Sin, Nijeryalı Henry Paul Okwuchukwu kimliğini de kullanan Paul Henry Charles ve Romen Viorica Romans yakalandı. Evde, daha önce kullanıldığı anlaşılan zulalı ve eroin bulaşıklı bir sırt çantası, 1 sahte pasaport, 1'er adet de İngiliz ve Avusturya pasaportu ele geçirildi. Bu kişilerden Paul Henry Charles tutuklanarak cezaevine konuldu.

Sahte 3 kimliği çıktı

Soruşturmada Desmond lakaplı Joes Rock'un tam 3 sahte kimliğ tespit edildi. Bu kişilerin kendilerini İngiliz veya Amerikalı olarak tanıttıkları, böylece kurye olarak kullanacakları kişileri kendi ülkelerine götürüp oturma izni alacaklarına inandırdıkları, ardından da kurbanlarını kuryeliğe zorladıkları anlaşıldı. Özellikle Beyoğlu'ndaki gece kulüpleri ve barlara yuvalandıkları anlaşılan bu kişilerin, Türk kızlarına İngilizce öğretmen ve Amerikan vatandaşı yapma vaadiyle kandırıp tecavüz ettikleri belirlendi.

Nijeryalılar'ın, ülkelerindeki en büyük aile grubu olan İbo kabilesinden oldukları anlaşıldı. Bu kişiler, "Mevcut hükümetin başbakanı karşı kabileden. Bize devamlı zulüm ve baskı yapıyorlar. Bu nedenle ülkeden kaçtık. Her türlü yasadışı işi yaparak elde ettiğimiz parayı, Avrupa ve Amerika üzerinden Nijerya'ya gönderiyoruz. Böylece paralarımız mevcut hükümeti düşürmek için kullanılıyor" dediler.

Narkotik Şube dedektiflerinin 1994'te başlayıp 1997'nin Mart ayında sonuçlanan ve şimdi yargıya intikal eden "Gölge Operasyonu"nda ortaya çıkan bilgiler şimdilik bu kadar. Ancak, yetkililer ele geçirdikleri bu şebeke gibi daha pek çok şebeke bulunduğunu, hem Türkiye, hem de Avrupa'daki insanları zehirlemek için uğraştıklarını söylediler.

Evlenip Türk

vatandaşı oluyorlardı

Şebeke üyelerinin sorgularında en büyük yardımcılarının, geçen yıl 18 Temmuz'da yapılan "Gölge Operasyonu"nda yakalanan, Nur Emlak'ın sahibi, zencilerin Mamy diye hitap ettikleri Aynur Kuru Toplar olduğu anlaşıldı.

Aynur Kuru'nun, şebeke üyelerine İstanbul'un çeşitli semtlerinde kısa süreli evler bulduğu ve ev sahiplerini de "Bunlar Amerikalı Türkiye'ye iş seyahatine geldiler" diye kandırdığı belirlendi. Bu evlerde uyuşturucu teslimatının yapıldığı, kuryenin bir başka ülkede yakalanıp İstanbul'daki evin adresini vermesi durumunda bile, bu ev bir ay içinde boşaltıldığı için şebekenin asıl üyelerine ulaşmanın mümkün olmadığı ortaya çıktı. Söz konusu evlerin aylığı bin ile 5 bin dolar gibi yüksek rakamlarla kiralandığı da öğrenildi.

Sorgular sırasında Aynur Kuru'nun bir marifeti daha günışığına çıktı. Kuru, yabancı uyruklu şebeke üyelerinin Türk vatandaşlığına geçmesine yardımcı olduyordu. Kimsesiz kadın, kız ve erkeklere yüksek paralar veren Aynur Kuru, söz konusu kurbanlarının yabancılarla formalite evliliği yapmaya razı ediyordu. Zaten kendisi de kocasından formalite gereği boşanarak, kocasının bir zenci kadınla evlenmesini sağlamıştı. Yasadışı işlerden kazandığı paraları ise lüks otellerin kumarhanelerinde harcıyordu.

Cep telefonu yolsuzluğu

Şebeke üyelerine ait cep telefonlarının konuşma dökümlerinde, diğer ülkelerdeki örgüt elemanlarıyla iletişimin telefonla sağlandığı ortaya çıktı. Bu kişilerin, Türkiye'de üzerilerine telefon kaydettiremedikleri için Türk vatandaşlarını kullandıkları, Türk kurbanlarına 1000 dolar vererek cep telefonu satın aldırdıkları, bu telefonlarla sık sık uluslararası görüşme yaptıkları ve telefonu borcundan kapanıncaya kadar kullandıkları belirlendi. Şebekenin bu yöntemle 70 cep telefonu kullandığı ve Türk Telekom'u 250 milyar liraya yakın zarara uğrattığı ifade edildi.

Kurye kızın kardeşinin

parmaklarını doğradılar

Uyuşturucu şebekesinin kullandığı kuryelerden biri de Romen 19 Şubat'ta Viyana'da yakalanan Romen Ana Maria Nastasa idi.

Bedava tatil vaadiyle İstanbul'a getirilmiş, Türkiye'den yurtdışına para, altın ve pırlanta taşıması istenmişti. Bu şekilde Avusturya'ya birkaç sefer yapmış ve sonunda uyuşturucu kuryesi olarak kullanıldığını farketmişti. Vazgeçmek isteyince de lüks bir otel odasında 7 gün boyunca işkence görmüştü. Sonunda istenileni kabul etmiş ve Amerikan Hastanesi'nde bir süre tedavi gördükten sonra yeniden işbaşı yapmıştı. Ancak Almanya'ya bir mal götürdüğünde kayıplara karıştı.

Ellerindeki en iyi kuryelerden birinin şebekeye bu şekilde zarar vermesini bir türlü hazmedemeyen Aziz Açar, Natasa'nın Romanya'daki erkek kardeşini kaçırttı. Romen kuryenin erkek kardeşinin elini kıyma makinesine sokarak parmaklarını parçaladılar. Makineden çıkan parmakları da ailesine paket ile gönderen ölüm tacirleri, kızlarının kendilerine kazık attığını ve en kısa zamanda ortaya çıkmasını söylediler. Ailesiyle telefonlaşan Natasa erkek kardeşinin başına gelen felaketi duyunca Almanya'da şebeke elemanları ile tekrar bağlantıya geçerek taşımacılığa devam edeceğini söyledi. Bu gelişmeler üzerine şebekenin elinde rehin olarak tutulan erkek kardeşi serbest bırakıldı.


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Bu sayfa YÖRE Elektronik Yayımcılık tarafından hazırlanmıştır. Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr
YÖRE Elektronik Yayimcilik A.S.