kapat

11 NISAN 1997 CUMA
Selahattin Duman
Jüri üyesi olarak neler hissettim?

Cosmopolitan Dergisi ile bluejean üreten Lee firmasının ortaklaşa düzenlediği "Yılın Genç Kızı" yarışmasında jüri üyesiydik.. Onlar bu yarışmaya "Cosmo Lee Girl 97" adını takmışlar..

Allah için jüri üyeliği görevini tam hakkıyla yaptım..

İşin en zor kısmı giyinme faslıydı.. Smokin giyecektim.. Yine kilo verdiğimizden pantolona hakim olamadık.. "Alışmadık popoda don durmaz.." derler ya! Bizim smokinin pantolonu da "dikiş tutmayan demokrasimize" döndüğünden, gerimiz hem askeri hem sivil müdahalelere açık kalıyor..

Smokinden vazgeçip, takım elbiseye meylettim.. Fakat içimde de bir korku.. En son gazetenin bilmem ne yıldönümünde giyinmişim.. O günden bu yana akibetleri hakkında fikrim yok..

Korka korka çıkardım takımları.. Onu denedim, bunu denedim. Sonunda koyu lacivert bir takıma karar verdim.. bu kez de kemerler olmadı.. Bir iki delik eksik geliyor..

Atrium'a gittik.. Orada İtalyan malları satan bir mağazadan kendimize bir kemer aldık.. Peşin parayla.. Fiyatı biraz canımı yaktı.. Gazeteye giderken "Keşke kemeri, Alibeyköy'deki kooperatif dairemle takas etmeyi teklif etseydim.. Parayı repo yapardım.." diye düşündüm..

Ayakkabıyı unuttum..

Yarışmanın finalleri Discorium'da yapıldı.. Benim gecikeceğimi hesapladıklarından başlama saatini 20.00 olarak tebliğ ettiler.. Gazetede otururken her yarım saatte bir, halkla ilişkilerden Esra kızımız yanıma gelip hatırlatma yapıyordu..

- Selahattin Bey, yarışmanın başlamasına beş saat kaldı..

Odama tam vaktimde çekilip giyinmeye başladım.. Günlük çulları bir poşete tıktım.. Herşey yerli yerine oturdu.. Lakin siyah kundura getirmeyi akıl edememişim..

Ayağımda Hush Puppies'in kahverengi botları var.. Mübarek kunduranın tabanı sanki eski otomobil lastiğinden yapılmış.. Boyumu bir santim yüksek tuttuğundan günlük hayatımda bunları tercih ediyorum ama özel bir geceye de bunlarla gitmek olmaz..

Bizi "güzelden anlarız.." diye jüri üyesi yaptılar.. Yani estetik anlayışımızı üst düzeyde bulduklarından.. Şimdi bu ayakkabılarla gitsek, en azından jüri üzerinde kuşku yaratacağız..

O panikle odamdaki evrak dolaplarına saldırdım, ayakkabı arıyorum..

***

Biliyorum.. Evrak dolabında ayakkabı aramak, tarifi size biraz tuhaf gelmiştir.. Ama öyle.. Benim evrak dolaplarında; evrak dışında ne ararsanız vardır..

Patlamış tamir bekleyen futbol topları, eski tişörtler, pazardan sebze meyva taşımaya yarayan çekçek arabası, tüpgaz, promosyon ofisinden çalıp çeyizime kattığım teflon tavalar, plastik kahvaltı takımları.. İnanmayacaksınız ama harç malası bile var.. Kim getirdi, niye saklarım bilmiyorum..

Bir çift rugan ayakkabı buldum.. Ama giyemedim.. Smokin aksesuarı çünkü.. Bir torbanın içinden şık bir İtalyan ayakkabı çıktı..

Sevinçten havaya zıplayacaktım.. Beşiktaş yöneticisi Aydın Ayaydın yollamış.. Valencia maçı için iddiaya girmiştik. Kazanmıştım.. Adamcağız ayakkabıyı hemen alıp göndermiş.. Yeşim de dolaba tıkmış..

Ben ise alacağımı tahsil edemedim diye üç dört kez aleyhine yazı yazmıştım.. Sekreterimle iletişim sorunu yaşadığımızdan oluyor bunlar.. Sonunda süslenme işini tamamlayıp yola çıkabildik ve saat 20.30'da da Discorium'a vasıl oldum..

Beni kazıklamışlar..

Mekana girdiğimde yarışmacı kızların anaları ile gazetecilerden bir de organzasyon komitesinden başka kimse yoktu.. Beni resmen oyuna getirmişler.. Çünkü diğer davetliler ve jüri üyeleri saat 22.00'ye doğru gelmeye başladılar..

Bizim adımız "Hiçbir yere zamanında gidemez"e çıktığından böyle bir tedbir almışlar.. Resmen kazıklandık yani..

Sağı solu seyrediyorum.. En çok da Cosmo'da çalışan Özlem Sarsılmaz'ı seyrettim.. Bu kızcağız Cosmo'nun moda editör yardımcısı..

Zaten bu kadın dergilerinde çalışanların hepsinin böyle fiyakalı ünvanları vardır.. Muhabire ekonomi haberi toplayan bir dergi muhabirine doğrudan doğruya "muhabir" derseniz yakışık almaz.. "Globalleşen Dünyada Türkiye'nin Yerini İzleme Masası Başkan Yardımcısı" demek daha uygun olur..

Bu Özlem'in ünvanı da derginin akıldaneleri tarafından "Moda Editör Yardımcısı" olarak tesbit edilmiş..

***

Etrafta o kadar konu varken gözlerimi neden bu kıza taktığıma gelince..

Bir kere Özlem güzel bir kız.. Vücudu mütenasip, endamlı nazlı, yürüyüşü sazlı, bakışları manalı.. Yani şaşı bakmıyor..

Çok güzel bir gece elbisesi giymiş.. Mini etekli elbisesi lavicert parlak bir kumaştan yapılmıştı.. Altına da siyah file çorap geçirmiş..

İşte bu çorap yüzünden bakışlarım kızcağıza kilitlendi.. Balıkçıların hamsi avlarken kullandıkları ağ gibi iri gözenekli ve siyah iplikten çorap kıyafetine çok da uymuş.. Lakin birtek ayak parmaklarının itirazı var..

Açık ayakkabı giydiğinden bu itiraz açıkça belli oluyor. Parmakların her biri çorabı delip dışarı çıkmış.. Her parmak ayrı ayrı bağımsızlığını ilan etmiş..

Kızcağız ordan oraya seyirtirken, parmakları ağdan kurtulmaya çalışan balık gibi çırpınıyordu.. Oda eğilip eğilip çorabı parmaklarının üzerine çekerek, duruma hakim olmaya çalışıyordu..

Sonunda mücadeleyi parmaklar kazandı. Yarışma boyunca kafalarını dışarı çıkarıp, çevreyi özgürce seyrettiler.. Böylece ben de şahane vakit geçirmiş oldum..

Yarışma faslı yarına kaldı.. Yarın ayrıca "Kımıl zararlısının bu tür yarışmalara etkilerini" de irdeleyeceğiz.. Yazıyı okurken not defterleriniz yanınızda olsun..


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Bu sayfa YÖRE Elektronik Yayımcılık tarafından hazırlanmıştır. Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr
YÖRE Elektronik Yayimcilik A.S.