![]() |
| 11 NISAN 1997 CUMA |
![]() |
Ali Rıza Kardüz
Kenan Bulutoğlu, Plancıdır. Dünya Bankası uzmanıdır. Bakanlık sandalyasına oturmuş bir iktisat hocasıdır. İktisadın içini dışını, ıcığını cıcığını bilir.Kenan Bulutoğlu "Ekonomik krize girer mi?, Kriz Tehlikesi ciddi mi? Kriz atlatıldı mı?" şeklindeki tartışmalara şaşırıyor... "Yavuuu... Türkiye krizin içinde... Sizin krizi fark etmeniz için illa da kepenklerin kapanması, ülkenin batması mı lazım?" diye soruyor.
Krizin göstergeleri neler? Kenan Bulutoğlu "Krizin içindeyiz... diyor. Ve de krizin göstergelerini sıralıyor: (1) Kamu kesimi açığı, ulusal gelirin yüzde 10'unun üzerinde dolanıyor. (2) Kamunun borç stoku ulusal gelirin yüzde 60'ını aştı. (3) Devletin faiz ödemeleri bütçe gelirinin yarısından fazlasını yutar oldu. (4) Hazine o kadar müşkül durumda ki, 12 aylık bütçe avans hakkının tamamını yılın ilk ayında Merkez Bankasından çekti bitirdi. (5) Bankalar yüksek faizin cazibesinde varlarını yoklarını Hazine Bonolarına bağlıyor. Yatırıma ve üretime kredi olarak beş kuruş gitmiyor. (5) Esas amacı verimi artırmak, ülkenin kurulu tesislerini daha iyi değerlendirmek olan özelleştirmenin cıvığı çıktı. Üç beş kuruş bulup açık kapamak arayışında özelleştirme yangın yeri satışına döndü. (5) Hükümet piyango icat ederek, emeklilik hassı satarak günü kurtarma telaşında. (6) İthalat ihracatı katladı. Merkez Bankası "konreti" gibi para basıyor. (7) yıllık enflasyon yüzde 80'nin, aylık enflasyon yüzde 6'nun yüzde 7'nin altına düşmüyor. (8) Fiyatlar o kadar hızlı artıyor ki, dükkancılar hergün artan fiyatlara göre değişecek etiketleri yazmar için özel adam tutar oldu. (9) Simitçiler bile günlük tahsilatlarını akşam üzeri dövize çeviriyor. Bu durumda "Kriz olur mu?" diye soranlara şaşırılmaz mı? Kriz nasıl olur? İşte kriz denilen şey budur...
Batmanın göstergeleri neler?
Biz kriz'e kriz demeyiz, kriz bizi batırmayınca... Biz Türk'ler hep "kriz" içinde yaşadığımız için, kriz'de yaşamayı normal sayıyoruz ve de "ekonomi batmaya başlayınca" telaşlanıyoruz. Ekonomi nasıl "batma noktasına gelir?" Biz bunu 1994 Nisan'ında gördük. Ama unuttuk. Batmanın göstergeleri nelerdir? Hükümet enflasyonu düşük tutmak arayışında döviz fiyatındaki artışı enflasyonun gerisinde bırakır. Ucuz döviz nedeniyle ithalat artar. Dövizle kısa vadeli borçlanma patlar. Hükümet döviz açığının büyümesi karşısında paniğe kapılıp döviz fiyatını enflasyonun gerisinde bırakır. Ucuz döviz nedeniyle ithalat artar. Döizle kısa vadeli borçlanma patlar. Hükümet döviz açığının büyümesi karşısında paniğe kapılıp döviz fiyatını enflasyonun üzerinde ayarlamaya başlar. Bu arada gene paniğe kapılıp dövizin olumsuz etkisine faizin olumsuz etkisini eklememek arayışında faizi olduğu yered tutar veya aşağı çeker. O zaman Türk Lirası'ndaki yatırımlar "hoooppp" diye dövize kayar. Bankalardaki, borsadaki, bonodaki, repodaki, piyasadaki Türk Liraları üç günde çekilir, dövize döner. Ve ekonomi batar.
Krizden ve batmakdan başka çare yok mu?
Kenan Bulutoğlu diyor ki, "1996 Yılında Avrupa Topluluğu'na karşı gümrükleri indirdiğimizden ithalat hızlandı." Dövize hucumu önleme arayışında döviz fiyatı ayarlamaları da enflasyonun gerisinde tutulunca ihracat gelişemedi. Dış açık büyüdü... Hükümet dış açağın büyüdüğünü görüyor ama, tehlikesine rağmen dış açıktan hoşlanıyor. Çünkü dışarıdan gelen kaynak seviyesinde iç kaynaklara daha fazla yüklenmekten kurtuluyor. İç kaynaklara daha fazla yüklense faizler daha da artacak. Sonuç olarak krizden ve batmakdan kurtulmanın tek yolu var: Kamu finansman açığını kapatmak. Bunun Türkçe ifadesi "bütçe açığının azaltılması, hazmedilebilir ölçüye" getirilmesidir. (Dikkat buyurunuz bütçe açığının kapatılması ÑÑ / delik bütçe gibi hayallerden söz eden yok... Hazmedebilir ölçüye insin yeter!..) Kamu finansan açığı kapatılmadan döviz fiyatı ile oynayarak, faiz fiyatı ile oynayarak krizi sürdürmekten başka bir şey yapılamaz. Batma geciktirilebilir. Ama bu bir kriz yönetimidir. Krizi beklemeye gerek yok. Ekonomi zaten yıllardır kriz şartlarında yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. |
|