![]() |
| 11 NISAN 1997 CUMA |
![]() |
Çetin Altan
Federal Almanya'da Anayasa'yı Koruma Örgütü, yani Almanya'nın gizli istihbarat servisi 1996 yılı raporunu açıkladı. BBC'den öğrendiğimiz kadarıyla rapor, Almanya'daki yerli ve yabancı bazı siyasal örgütlenmelerdeki aşırılık eğilimlerinin nasıl izlendiğini açıklıyor. Bu tür örgütlenmelerdeki üye sayılarında bir artma olup olmadığını saptıyor. Bu arada RP'nin Almanya'daki flört uzantısı 24 bin üyeli İslami Görüş Örgütü üstünde de duruluyor ve örgütün bir din devleti kurma amacıyla faaliyette bulunduğu belirtiliyor. Alman yasalarını çiğnemediği, şiddet eylemlerine karışmadığı sürece, İslami Görüş örgütünün ne engellenmesi söz konusu, ne yasaklanması... Ancak bu örgütün ne menem bir örgüt olduğu da gerek Alman, gerek dünya kamuoylarına afişe ediliyor.
Almanya ta Bismarck'tan bu yana yeryüzündeki İslam ülkeleriyle toplumlarını, Batı'dan koparıp kendi nüfuzu altına doğru kaydırmaya önem verirdi. Almanya'nın endüstri devrimini geç tamamlaması kendisine geri kalmış kıtalarda İngiltere'yle Fransa'nın sahip olduğu türden geniş egemenlik alanları yaratmasını önlemişti. O nedenle de potansiyel bir Hıristiyan düşmanı olan İslam ülkeleriyle toplumlarını, Batı'dan koparma olanağı her zaman vardı. Bu özelilkteki ülke ve toplumlar, teknolojik bir gelişmeye de sahip bulunmadıklarından, Almanların ağabeyliğine sığınmayı yeğleyebilirlerdi. Aynı strateji 1. Dünya Savaşında Osmanlılara karşı da uygulanmıştı. Bugün dahi bu eski stratejinin izdüşümlerine gerek Ortadoğuda, gerek Türkiye'de az buçuk rastlanıyordu. Ve su altından bu bölgelerde bir Alman-Amerikan rekabetinden söz ediliyordu. Nitekim RP'nin Amerika'dan çok Almanya'ya yatkın olduğu da gözlerden kaçmıyordu.
Ancak Almanya'da birden bir tavır değişikliği sezilmeye başlandı. Almanya'da faaliyet gösteren İslami kökenli örgütlerin sıkı bir izlenme altında oldukları daha ayrıntılı bir biçimde ilan ediliyordu. Neydi acaba bunun nedeni? Bize kalırsa İslam ülkeleriyle İslam örgütlerinin bir çoğu, eroin kaçakçılığından sağladıkları gelirlerle silahlanıyorlardı. Ve eroin parası, bazı İslam ülkelerinin eliyle silah satan ülkelere yöneliyordu. Böylesi gizli bir trafikten ise Almanya'nın pek bir kârı yoktu. Ayrıca Amerika da, silahtan sağlanan kazançlardan hoşnut değildi. İslam dünyasının batıya kafa tutma ve ikide birde bela çıkarma yerine, Batı'yla ekonomik bir bütünleşmeye geçmesini daha çok yeğliyordu. Kalkınmış bir İslam dünyasının yaratacağı geniş halk pazarları, silah kazançlarından çok daha süreklisini sağlayacaktı Batı'nın globalleşme peşindeki sektörlerine...
İsrail-Filistin anlaşmazlığı, Ortadoğu'da İran'a kadar uzanan yeni bir yapılanmanın ilk başlangıcı olabilir. Hele böyle bir değişimi, çeşitli ödünler karşılığı, Moskova da benimserse... Unutmamak gerekir ki bu arada Yunanistan da gerek Gürcistan'da, gerek Azerbaycan'da, gerek Özbekistan'da hareket halindedir. Ve bu girişimlerinde Rusya kendisine yeşil ışık yakmaktadır.
Türkiye'ye gelince... RP'nin dışarıyla ilgili finans kaynakları daraldığında, ayrıca değişik çetelerin eroin kazançları da kısıtlandığında, ülke çok daha sağlam, tutarlı ve hukuksal bir platforma oturabilir... Bunun böyle olmasını Amerika da ister, Almanya da, Rusya da, İsrail de... Dış dinamikler Türkiye'yi güngünden içine daha çok sürüklendiği bir keşmekeş karambolünde bırakmayacaklarmış gibi görünüyor. Haydi bakalım hayırlısı... |
|