kapat

06 NISAN 1997 PAZAR
Hasan Cemal
Türkeş ve sonrası...

Türk siyaset sahnesi, bir dava adamı olan Alparslan Türkeş'in ölümüyle sıra dışı bir liderini yitirdi. Başbuğ yalnız Türkiye'de değil, bütün Türklük dünyasında Türkçülük ideolojisiyle hareketinin simge ismi olarak ün yaptı.

Karizmatik bir liderdi.

Türk radikal sağına tek başına damgasını vurdu. Milliyetçi Hareket Partisi MHP'yi bir lider partisi halinde örgütledi ve sonuna kadar öyle yönetti.

Bir üsteğmen olarak sahneye ilk kez 1944 yılında çıktı. Turancılık davasından hapis yattı. "Tabutluk"lara girdi çıktı. İsmi böyle duyuldu. 1960'da 27 Mayıs'la birlikte parladı. Genç bir lise öğrencisi olarak ben de askerin darbe yaptığını, bir bahar sabahı gün daha yeni aydınlanırken, Türkeş'in radyodan yükselen boğuk sesiyle öğrenmiştim.

1960'lar ve 1970'lerin politikasında şiddet kanlı biçimde tırmanırken, Başbuğ Türkeş taraflardan biriydi. Sürekli devletten yana olduğunu vurgulardı.

Belki de bu yüzden 1980'de siyasal hayatının en büyük düş kırıklığını yaşadı. Çünkü, devletten yana olduğunu söyleyen Türkeş'i 12 Eylül askeri yönetimi demirparmaklık arkasına attı, idamla yargıladı. Türkeş o tarihlerde "Fikirlerimiz iktidarda biz hapisteyiz" demişti.

"Şerefe Albayım!"

Türkeş'in 1980'li yıllarda radikal sağı yeniden Üç Hilal'li MHP bayrağı altında toplaması kolay olmadı. Zaman aldı. Bu arada Türkeş, 1980'li yıllarda hareketi şiddetten arındırmak ve legalde tutmak için ciddi çaba sarfetti.

Hapislik yıllarından ve siyaset yasaklarından sonra hareket bölündü. Muhsin Yazıcıoğlu liderliğindeki Büyük Birlik Partisi BBP, İslami vurgusu daha fazla, devlete daha mesafeli bir hareketi MHP tabanında örgütledi.

Türkeş, 1991 genel seçimlerinde Refah'la seçim ittifakı yaparak Meclis'e girdi. DYP-SHP koalisyonu döneminde ise parlamentoda daha çok Demirel'e yakın bir politika izledi. Bu sayede bir ucundan da olsa yıllar sonra iktidara yeniden ortak oldu.

Türkeş'i siyasal yaşamının son döneminde belki de en çok mutlu eden olay, Berlin Duvarı'nın çöküşüyle birlikte Türklük Dünyası'nın Moskova'dan, yani "Komünizm"den kurtulması oldu.

1992 yılında Başbakan Demirel'in Orta Asya gezisine katılmıştı. Kıldan bir Kırgız çadırında kımız içilirken, Demirel'in kadeh kaldırıp "Şerefe Albay'ım, şerefe!" diyerek Türkeş'e nasıl seslendiğini, Türkeş'in nasıl neşeyle mukabele ettiği hâlâ gözümün önünde...

Türkeş'i sarsan...

Türkeş, 1995 genel seçimlerinde stratejik bir hata yaptı. Seçim ittifakı konusunda DYP ile pazarlık çıtasını çok yüksek tutunca, Çiller'le anlaşamadı. Tek başına seçime girdi, fakat yüzde 10 barajını aşamadı. MHP'nin çok daha gerisindeki Yazıcıoğlu'nun BBP'si, ANAP'la ittifak halinde parlamentoya girerken kendisi dışarda kaldı.

Bu yenilgi, Türkeş'i sarsmıştı.

MHP lideriyle en son geçen Aralık ayında görüştüm. Ankara'da MHP Genel Merkezi'ndeki odasında yaptığımız sohbete oğlu Tuğrul Türkeş de katılmıştı.

Refah'ın iktidara ortak olmasını sakıncalı buluyordu. Bu durumun askeri tedirgin ettiğini, bunun rejim açısından tehlikeli olabileceğini belirtmişti. Ecevit'in de katılacağı bir ANAYOL'un kurulmasını, bu olamıyorsa bir milli mutabakat hükümeti oluşturulmasını ve en geç 1997 sonbaharında erken seçime gidilmesini istemişti.

Politikanın ancak böyle ferahlayacağını belirten Türkeş, merkez sağın birleşmesinin önemini belirtirken, bu konuda Yılmaz'la Çiller'den fazla umutlu olmadığına da işaret etmişti.

Bu arada, bir süre önce kendisini özellikle son yıllarda yakından izleyen bir meslektaşıma Çiller hakkında ilginç değerlendirmeler yapmıştı. Çiller'le seçim ittifakına gitmemiş olmaktan dolayı pişmanlık duymadığını, çünkü Çiller'i seçim sonrasında daha iyi tanıma imkanına kavuştuğunu belirtmişti Türkeş...

Şimdi ne olacak?

Ne olacak?

MHP'nin işi zor! Çünkü MHP bir lider partisi idi. Şimdi liderini kaybetti.

Türkeş, yılların ötesinden gelen karizmasıyla radikal hareketteki birçok parçayı bunca yıl bir arada tutabilmişti. Özellikle 1980 sonrasında radikal hareket belli bir farklılaşmayı yaşadı. Taşra ülkücülüğü ile büyük şehir ülkücülüğü arasında ayrımlar ortaya çıkmaya başladı. İç Anadolu'daki taşra ülkücülüğü bir yerde daha az laik idi. Alevilere karşı daha mesafeli, daha muhafazakâr ve yenileşmeye daha kapalı idi.

Büyük kentlerde, Ege ve Akdeniz'de ise ülkücülük, daha şehirli, daha yenileşmeye açıktı. Daha laik, daha milliyetçi idi. Refah'tan korkan, Kürtçülüğe düşman oylara kur yapıyordu. Bu arada seçmen tabanını genişletmek için partiyi daha merkeze çeken politikalar izlemekten yanaydı.

Türkeş demin de belirttiğim gibi bütün bu farklılıkları kendi karizmasıyla bir arada yaşattı, dengeleri kurmasını bildi.

Ölümüyle büyük bir boşluk doğmuş oluyor. Bu boşluğu, parti içinden ya da dıştan aşıyla doldurmak çok zor gözüküyor.

MHP tabanına...

MHP tabanı, MHP'li seçmen bundan sonra çengel yiyecek.

BBP, DYP ve ANAP'tan...

Bu partiler MHP oylarını kendilerine çekmek için geçmişte olduğundan daha yoğun bir mücadele içine girecekler.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun şansı nedir? Yazıcıoğlu son dönemde İslamcı vurguyu azaltıp daha milliyetçi bir çizgiye çekmeye başlamıştı partisini. Ama yine de MHP tabanına çekici gelmesi uzak ihtimal. Çünkü onun peşinden gitmeyi, "Başbuğ'un hatırasına ihanet" olarak görenlerin sayısı bir hayli...

Geriye DYP ile ANAP kalıyor.

Her iki partide de daha önce Türkeş'le çalışmış, onun yakınında bulunmuş çok politikacı var. Susurluk öncesi Mehmet Ağar, DYP'de MHP tabanına çekici gelen bir isim olarak görülüyordu. Ama Susurluk sonrası bu durumun çok değiştiği belirtiliyor. Kimi gözlemciler de ANAP'ın şansından söz ediyor.

Bir nokta kesin:

DYP ve ANAP'ta Türkçü ve milliyetçi söylem önümüzdeki dönemde biraz daha öne çıkacak...

Tekrar başa dönersek:

Siyaset sahnesi, sıra dışı, karizmatik bir liderini kaybetti. Yarattığı boşluk hem partisinde hem Türk politikasında hissedilecek. Radikal sağda yerinden fena halde oynayan taşlar bakalım nasıl oturacak?..


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Bu sayfa YÖRE Elektronik Yayımcılık tarafından hazırlanmıştır. Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr
YÖRE Elektronik Yayimcilik A.S.