![]() |
| 2 NISAN 1997 CARSAMBA |
![]() |
Kemal Şahin, Konyalı fakir bir çiftçi ailenin çocuğuydu. Ayağında çarık, bacağında yedi yerinden yamalı pantolonla büyüdü. Yatılı okullarda okudu. Etibank'ın bursuyla üniversite öğrenimi için gittiği Almanya'da yüksek metalürji mühendisi oldu, sonra da işadamı...
Babası Osman Çavuş, Atatürk'e büyük hayranlık duyuyordu. Bu yüzden oğlunun adını Kemal koymuştu. Oğlunun, Mustafa Kemal Paşa gibi, iyi bir asker ve komutan olmasını arzu ediyordu. Kemal Şahin, Konya'nın Beyşehir ilçesinin Taşlıpınar Köyü'nde, fakir bir çiftçi ailenin, üçüncü erkek çocuğu olarak dünyaya geldi. O doğduğunda, Toroslar'ın eteğinde bir Şahin, zirveye doğru kanat çırpıyordu. Çocukluğu ayağında çarık, bacağında yedi yerinden yamalı bir pantolonla geçen Kemal Şahin, bir gün gelecek, Avrupa'nın tekstil imparatoru olacaktı. Müthiş bir zekaya sahipti. Öğretmenleri, daha ilkokuldayken, onu keşfetmişlerdi. Ailesinin onu iyi okullarda okutacak kadar parası yoktu. Konya Lisesi'ni yatılı olarak okudu.
Almanya macerası başlıyor
Üniversite sınavlarında, Türkiye'nin en başarılı öğrencileri arasında yer aldı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi'ni kazandı, ama parasızlık yüzünden Ankara'ya gidemedi. Etibank'ın yurtdışı öğrenim bursu imdadına yetişti. Bu burs onun hayatında önemli bir dönüm noktasıydı. Etibank'ın, yurtdışı öğrenim bursunu kazanan 80 öğrenci arasında yeraldığını radyodan duyduğunda, sevincinden havalara zıplamış, "Kazandım!... Dertten kurtulduk!..." diye avazı çıktığı kadar bağırmaya başlamıştı. Bir küçük radyodan duyulan anons, onun "çarıklı kaderini" değiştirecek, "tekstil imparatorluğuna" uzanan yolun başlangıcı olacaktı. Beyşehirli fakir köylü çocuğu Kemal, Etibank'tan aldığı 2000 doları ceketinin iç cebine yerleştirmiş, çalınmasın diye de çatal iğne ile tutturmuştu. 1973 yılında Almanya'ya adımını attı ve altı aylık Almanca dil kursundan sonra, Aachen Teknik Üniversitesi Metalürji Mühendisliği Bölümü'ne kaydını yaptırdı.
Patron olmak tutkusu
Aachen Teknik Üniversitesi'nde okurken, o yıllarda Fransa'da işçi olan ağabeyleri Fahri ve Hüseyin Şahin'i ziyaret etmek üzere Paris'e gitti. Bu kristal kent onu adeta büyülemiş ve ufkunu açmıştı. Paris'ten sonra, sosyal hayatında, adeta bir deprem yaşadı. Çok uluslu kültürü tanıdı. Kendi kültürüyle Batı'nın sentezini yaptı. Gelecekte, kendi iş yerlerinde uygulayacağı organizasyon modelini, multikültürel yapıyı ve çok uluslu gücü keşfetti. Fransızca ve Almanca'yı mükemmel konuşuyordu. Sinerji'yi, güçlerin birleşimi kavramını beynine yerleştirdi. Daha çocuk yaşta öne çıkan liderlik ve insanlarla diyalog kurma yeteneğini ticari alanda kullanmak istedi. "Ticareti, gayrimüslimlere bırakmışız, biz soylu memur olacağız. Anadolu insanının çoğunda ticaret kültürü yoktu. Ben de ticareti küçük gören bir ruhla yetiştirildim. Şimdi bu tabular yıkıldı. Allah'tan ki, yıkıldı. Paris'te bulunduğum süre içinde, bütün bunları kendi kendime sorgulama imkanı bulmuştum."
Ticarete 1980'de atıldı
Kemal Şahin, kendisiyle yaptığı bu muhasebeden sonra, üniversiteyi bir an evvel bitirmekten vazgeçmiş ve mezun olmadan ticarete atılmaya karar vermişti. Bu karar, onu bugünlere getirecek olan ilk adımdı. 1980 Ocak'ı, üniversite son sınıf öğrencisi Kemal Şahin'in, Almanya'da ilk kez ticarete atıldığı tarihti. Aachen'da, hemşehrisi ve sonradan kayınpederi olan Mehmet Arıkan ile birlikte, hediyelik eşya satan küçük bir dükkan açtı. Ancak bu ortaklık kısa ömürlü oldu. 1982 yılında Aachen Teknik Üniversitesi'nden Yüksek Metalürji Mühendisi olarak mezun olan Kemal Şahin, aynı yıl kendi şirketi Santex Moden GmbH'ı kurdu. "Vatanı kurtarmanın birinci yolunun, kendimi kurtarmaktan geçtiğine inandım" diyerek işe başladı. Şahinler Holding'in temelini oluşturan Santex şirketinin kuruluş sermayesi, Kemal Şahin'in üniversite yıllarında kazandığı 5 bin marktı. Yaz aylarında işçilik yapmış, dişinden tırnağından arttırarak bu parayı biriktirmişti.
Henüz 27 yaşındaydı
Kemal Bey'in iş dünyasındaki tecrübesi, "Şahinler Holding'in ilk bebeği" dediği Santex'le birlikte gelişecekti. Zirveye, tezgahta yetişerek, işportacılık yaparak, kısacası tırnaklarıyla kazıyarak yükselecekti. Kemal Şahin, Almanya'nın Aachen kentinde Santex adlı pazarlama şirketini kurduğunda 27 yaşındaydı. Tek başına yola çıkmıştı. İşe, Belçika ve Fransa'dan tabak-çanak ithal edip, bunları Almanya'daki Türkler'e pazarlamakla başladı. Daha sonra sattığı mallara, Türkiye'den aldığı seccade ve tişörtleri de ekledi. Onun tekstille ilk tanışması böyle oldu. Günde 16-17 saat çalışıyor, ayakları bedenini taşıyamaz duruma geldiğinde ancak yorulduğunu anlayabiliyordu. Ticarete atıldığı ilk aylarda, Almanya'da bir mühendisin aldığı ücret kadar, ayda 3 bin mark kazanmaya başladı. Hamallık yapıyordu, ama kendi işinin hamallığıydı bu. Faturaları kendisi düzenliyor, depoda malları kendisi paketliyor, sonra o malları kamyona sırtında kendisi taşıyor ve pazarlamasını kendisi yapıyordu. "Bunu ben ürettim, ben kazandım" duygusu, onu tüccar olmaya zorluyordu. Ticaret artık kanına girmişti. Malları arabaya yüklüyor, direksiyonun başına geçip Almanya'yı sokak sokak dolaşıyordu. Müşterileriyle yüzyüze görüşüyor, mallarını bizzat kendisi pazarlıyordu. Kemal'e en büyük zevki tattıran da işin bu pazarlama yönüydü. Müşterilerle diyalog kurmak, zaman zaman espriler yaparak, onları ikna etmek ve sonuca ulaşmak, güzel bir duyguydu. "Marketing" çalışmasını kendisi yapıyordu.
Zenginliğin rüyası
Aradan bir yıl geçmişti. Kemal Şahin'in kurduğu Santex şirketi 1983 yılına gelindiğinde 1 milyon mark ciroya ulaşmıştı. Çocukluk yıllarını, yedi yerinden yamalı pantolon ve çarık giyerek geçiren, liseyi yatılı, üniversiteyi devletin sağladığı bursla okuyan Taşlıpınar Köyü'nün yoksul Kemal'i, Almanya'da 28 yaşında "mark milyoneri" olmuştu. Fakat o, buna bir türlü inanamıyordu. Zaman zaman kendisine, "Rüya mı görüyorum acaba?" diye soruyor, gerçekle düşü birbirine karıştırıyordu. Çünkü, gündüzleri kasasında, geceleri ise rüyasında hep markları sayıyordu. Oysa zenginlik bir düş değildi. 1983 yılı, Kemal için bereketli bir yıldı. Taleplerde müthiş bir patlama olmuş, özellikle tişört satışları zirveye ulaşmıştı. Santex 1983'te cirosunu, geçen yıla göre on kat arttırmış ve 10 milyon markı yakalamıştı. Santex'e, yerden gökten bereketin yağdığı 1983 yılında Kemal Şahin, bekarlığa veda ederek, kendi sultanlığına son vermiş, gönlünün sultanı Hacer hanımla dünya evine girmişti.
Konteks-Bilkont-Santex
Her geçen gün artan müşteri sayısı ve siparişler, Kemal Şahin'in uykularını kaçırmaya başlamıştı. Türkiye'den malalmak ona büyük bir keyif veriyor, aynı zamanda üzüyordu da. Fason firmalar siparişleri zamanında karşılayamıyordu. Kemal, istediği kaliteyi yakalıyamıyordu. "Eğer büyümek istiyorsam, bu düzenin Türkiye ayağını da kurmam lazım" diyerek, 1984 yılında İstanbul'da Konteks Konfeksiyon A.Ş.'yi kurdu. 1985 yılında bu şirketi, Bilkont Dış Ticaret Şirketi izledi. Bilkont şirketi, gelecekte müthiş bir başarı yakalayacak ve Türkiye'de tekstil ve hazır giyim sektöründe en fazla ihracat yapan şirket unvanını kazanacaktı. Kemal Bey'in çalışma temposu, şirketlerine de yansımıştı. Konteks-Bilkont-Santex üçlüsü başarıdan başarıya koşuyordu. 20 milyon mark ciroya ulaşılmıştı. 1982 yılında 5 bin markla iş hayatına atılan Kemal Şahin, zirveye çıkışını sürdürüyordu. Dört yıl içinde cirosunu kırka katlamış, 1 milyon marktan, 40 milyon marka yükseltmişti. Saatte 400 kilometre sürat yapan Japon treni gibiydi. Rüzgar gibiydi... Ama Türkiye'deki lokomotifler, bu hıza ayak uyduramıyordu. Boyahaneler sorun yapıyor, kumaşlar hatalı boyanıyordu. Kemal Bey kararını vermişti, büyümek istiyorsa, kendi tesislerini kurmalıydı. 5 milyon mark yatırım yaparak İstanbul'da ilk boyahanesini kurdu. 1986 yılı, Kemal Şahin'in Türkiye'de alt yapıyı güçlendirdiği dönem oldu. İzmir'de Beltek Konfeksiyon Fabrikası'nı, İstanbul Çorlu'da Şahinler Mensucat Fabrikası'nı faaliyete geçirdi. Bu arada, Almanya'da pazarlama ağını da güçlendirerek, Adessa Moden GmbH'yı devreye soktu. "Moda Terminal" adını taşıyan perakende mağazalar zincirini kurdu. Almanya'yı bir ağ gibi saran Moda Terminal, 1996 yılına gelindiğinde 170 mağazaya ulaştı.
Tarihi kaledeki Şahinler
Anadolu'nun bağrından kopup gurbete uçan Toroslar'ın şahini Kemal'in son konduğu zirve ünlü Drossweg Kalesi'ydi. Kemal Şahin, yaklaşık 150 yıllık geçmişi olan Aachen'daki bu kaleyi 1986 yılında 5 milyon marka satın alarak, bir moda merkezine dönüştürdü. 1996 yılına gelindiğinde ise, Aachen Würselen'de 35 milyon mark yatırımla dev bir tesis kuran Kemal Şahin, bu tesisleri Şahinler Holding'in ve Santex Grubu'nun Avrupa merkezi haline getirdi.
Yeni Dünya ile tanışma
1991 yılı, Kemal Şahin'in, moda dünyasında fırtınalar koparacak olan Vestino markasını piyasaya sürdüğü yıldı. Kemal Bey, 1992'de Şahinler Grubu'nun uluslararası gücüne güç katan bir başka şirketi faaliyete geçirdi. Santex Fashion B.V., Hollanda'da kuruldu. Kemal Şahin, aynı yıl ilk kez tekstilin dışına taşarak, turizm sektöründe yatırıma girişti. Antalya Belek'te, ünlü tatil köyü Club Mega Saray hizmete açıldı. 1994'te Edirne'de Modavizyon Vestino Konfeksiyon Fabrikası, 1994 yılında ise Çorlu'daki Bilkont Tekstil Entegre Tesisleri devreye girdi. Kendi alanında dünyanın en büyük birkaç entegre tesisinden birisi olan "Çorlu Bilkont" 210 milyon marklık bir yatırımla gerçekleştirildi. Aynı yıl, Şahinler Ailesi'nin bünyesindeki Bilkont Dış Ticaret Şirketi, 285 milyon marklık ihracat ile Türkiye'de hazır giyim sektöründe bir rekora imza attı. 1994 yılı, Şahinler'in yüksekten uçuş yılıydı. Avrupa Kemal Bey'e dar gelmiş, Atlas Okyanusu'nu aşarak, ABD'ye Yeni Dünya pazarına adım atmıştı. New York'ta "Santex Fashion USA" adlı şirket kuruldu. Aynı yıl Türkiye'de Mills Fashion A.Ş. faaliyete geçti.
Şahin'in pazar taktiği
Kemal Bey, büyürken ilginç bir yol izliyordu. Avrupa'da veya Amerika'da hangi şirketi kursa ki bu şirketler genellikle pazarlama şirketleri hüviyetinde oluyorlardı, bu şirketler mal üretecek olan kardeş şirketi Türkiye'de tesis ediyordu. Önce pazar bulunuyor, pazarlama şirketi kuruluyor, hemen onun ardından, o şirkete mal üretecek olan şirket ve tesisler devreye giriyordu. Kemal Bey, kendi tesislerinde üretiyor, kendi şirketleriyle ihraç ediyor ve yine yurtdışındaki kendi pazarlama şirketleri kanalıyla satış yapıyordu. Toptan satış yaptığı gibi, yurtdışındaki kendi mağazalar zincirinde perakende satış gerçekleştiriliyordu. Kemal Şahin, bu organizasyon taktiğini ticarete ilk atıldığı 1982 yılından beri titizlikle uyguladı. Satrançta taşları ustalıkla oynuyor, sonunda hep şah diyordu. Almanya'da Santex, Türkiye'de Konteks, Türkiye'de Delta Moda, Almanya'da Base-Line, Amerika'da Santex Fashion, Türkiye'de Mills Fashion taşlarını ileri sürüyordu.
Tam 26 şirket kurdu
Beyşehir'in Taşlıpınar Köyü'nün "Çarıklı Kemal"i, 14 yılda müthiş hamleler yaptı. Türkiye'de 17, Amerika'da 2, Hollanda'da 1, Avusturya'da 1, Fransa'da 1 ve Almanya'da 4 olmak üzere, toplam 26 şirket kurdu. Almanya'da 20 toptan ve 170 perakende mağazaları ile 190 noktada satış yapar hale geldi. Sıfırdan başladı, 1 milyar 350 milyon mark ciroya ulaştı. Yurtdışında çoğunluğu Alman 1200, yurtiçinde 7800 olmak üzere toplam 9000 kişiye iş imkanı sağladı. Türkiye'ye yüzmilyonlarca dolarlık yatırım yaptı, fabrikalar kurdu. Geçtiğimiz yıl ülkemize 315 milyon mark döviz girdisi sağladı. Tesislerinde yılda 50 milyon parça mal üreterek, erişilmesi güç bir rekora imza attı. Yurtdışında sahibi olduğu Santex Grubu, Avrupa'da ilk 100'ün, Almanya'da ilk 20'nin içinde yeraldı. 14 yılda kurulan imparatorluğu ve müthiş yükselişe akıl sır ermiyordu. 28 yaşında mark milyoneri, 40 yaşında mark milyarderi olan Kemal Şahin, acaba bu işe ne diyordu? "Valla benim de hafızam almıyor. Bu noktaya nasıl geldiğime, zaman zaman ben de şaşırıyorum." Ortada bir Şahinler Holding gerçeği vardı. Neydi işin püf noktası? Neydi başarının sırrı? Kemal Bey, şöyle açıklıyor bu sırrı:
'Büyük bir ordu sanki'
"Büyük bir birikim, büyük bir organizasyon. Yani benim organizasyonum. Bizdeki organizasyonun gücüne bakıyorum da, büyük bir ordu sanki. Severek çalışan, görevini yapan, hem de zevkle yapan 9000 insan. Esas başarı onlara ait. Bir ekibin, bir felsefenin başarısı. Ülkeyi yönetecek bir ordu aslında. Esas güç bu işte. Para değil. Bu güçle siz, kaç tane milyar markı kazanırsınız. Esas önemli olan bu gücü, bu organizasyonu oluşturmak. Genç insanlara güvenirim ve onlara imkan veririm. Alumna, Türk ve diğer milletten çalışanlar bütünleşti benimle, benim felsefemle. 22 yaşında bir Alumna kızına, 'Geç işin başına sorumlusun' dedim. 100 bin mark harcıyor. Bir Alumna firmasında 100 bin markı harcamak için bir sürü kişinin imzası gerekir. Ben yetki ve sorumluluk verdim. O kız gittiği yerde, benden daha çok patronluk yapıyor, benim şirketlerimi, benim gibi sahipleniyor." Kemal Şahin'in, artık bundan sonraki hedefi dünya devleriyle güreşmek, hatta onları geride bırakmak. Mesela bir Benetton'u geçmek. Toroslar'ın Şahin'i Kemal Bey, ağabeyleri Fahri ve Hüseyin Şahin, Şahinler Holding'i bundan sonra bakalım hangi zirvelere taşıyacak? Bunu zaman gösterecek.
Avrupa Türk İşadamları ve Sanayicileri Derneği'nin kurucuları arasında yeralan ve iki dönem başkanlığını yapan Kemal Şahin, Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne üyeliği için lobi yapan kişilerin başında geliyordu. Gümrük Birliği müzakerelerinin sürdürüldüğü bir dönemde, Kemal Şahin, Avrupa Parlamentosu'ndan bir grup üyeyi Antalya'ya davet etmişti. Amaç lobi yapıp, Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne girişini sağlamaktı. 30 Haziran 1995 gecesiydi. Kemal Şahin'in, Antalya Belek'teki Mega Saray Tatil Köyü'nde kalan Avrupalı parlamenterler yemişler içmişler, gecenin saat 12'sinde dans etmek için piste fırlamışlardı. Avrupa Parlamentosu heyetinin ağır toplarından, İnsan Hakları Alt Komisyonu Başkanı Alman Bayan Milletvekili Marlene Lenz de heyette yeralanlar arasındaydı.
Dansa davet etti
Dostluk rüzgarlarının estiği bir sırada Kemal Şahin, Marlene Lenz'i piste dansa davet etti. Daha önce kendisine yapılan teklifleri geri çeviren Bayan Lenz, Kemal Bey'i kırmamış ve onunla dans etmeye başlamıştı. Bayan Lenz'in, Kemal Bey'e, "Çok güzel dans ediyorsunuz" sözlerine karşılık, Kemal Bey de, "Umarım bu güzel dansı, Gümrük Birliği'nde de sürdürürüz" cevabını vermişti. Kemal Şahin'in, Marlene Lenz ile yaptığı dans, Türk işadamları arasında "Gümrük Birliği dansı" diye yorumlandı ve hafızalardan silinmedi. Zaten bu danstan altı ay sonra da Türkiye'nin Gümrük Birliği üyeliği, Avrupa Parlamentosu tarafından onaylandı. |
|