kapat

01 NISAN 1997 SALI

Öger imparatorluğu

Almanya'ya ilk adımını attığında 18 yaşındaydı. Etibank'ın bursuyla Berlin Teknik Üniversitesi'nde okurken turizmi keşfetti. Hamburg'dan, Türkiye'ye direkt uçuşları gerçekleştiren ilk Türk işadamı oldu. Vural Öger, 1969'da Hamburg'da "Öger Seyahat Acentesi" ile işe başladı.

Okyanusları aşmak o ülke senin, bu ülke benim diyerek dünyayı dolaşmak, dünyayı keşfetmek istiyordu. Bu yüzden başucundan ayırmadığı kitap Jules Verne'nin "80 Günde Devrialem" kitabıydı. Bir de Evliya Çelebi'nin "Seyahatname"si. Kısacası o, dışa dönük, evrensel bir dünyanın insanıydı. Ve dünün meraklı çocuğu, ileride Metalürji Mühendisi olacak, ama ekmeğini bir başka meslekten, turizmden çıkaracaktı. O, çocukluğunun hayallerini süsleyen ülkelerin yanı sıra, dünyanın hemen dört bir bucağını kolaçan edecekti. O günümüzün Kristof Kolomb'u olacaktı. Avrupa'nın turizm devleri arasına giren Öger İmparatorluğu'nun patronluk koltuğuna oturacaktı. Türk halkının gurur kaynağı olan, Avrupa'da imparatorluk kuran Vural Öger'den sözediyoruz.

Yokluk yılları

Babası Mehmet Sait Bey bir asker, annesi Perihan Hanım kentli, İstanbullu ve hanımefendiydi. Vural Öger, başkent Ankara'da 1942 yılının 1 Şubat'ında dünyaya geldi. Türkiye'de yokluk yıllarıydı. Bir karabasan gibi dünyayı saran 2'nci Cihan Harbi'nin yükselen kirli bulutları, savaşa girmemesine rağmen Türkiye'nin üzerinde dolaşıyordu. Baba Sait Bey'in subay maaşı ile kıt kanaat geçiniyorlar, Cudiye Teyze'nin Ankara Hasırcıbaşı semtindeki iki katlı evinin girişinde bir tek göz odada yaşıyorlardı.

Sefir çocukları

Öger Ailesi, 1945 yılında, Ankara'dan Kayseri'ye zorunlu bir göç yaşamıştı. Bu göçün sebebi ise, Hitler'in ordularının, Türkiye sınırına yanaşması ile, Ankara'da yaşanan telaş yüzündendi. Genelkurmay karargahının bir bölümü, geçici olarak Kayseri Talas'a taşınmıştı. Baba Sait Öger, işte o yıllarda Genelkurmay Karargahı'nda üsteğmen olarak görev yapıyordu. Öger Ailesi, Kayseri dönüşünde Ankara Subayevleri semtine (bugünkü Bakanlıklar) yerleşmişlerdi. Bu semtte geçen yıllar, Vural Öger'in çok kültürlü bir ortamda soluk alıp vermesini ve dış dünya ile tanışmasını sağladı. Komşuları olan sefirlerin çocuklarıyla arkadaşlıklar kurdu. Bu arkadaşlarının dilinden, onların ülkelerini tanımaya çalıştı. Japonya'yı, Hindistan'ı, İngiltere'yi, Almanya'yı ve Amerika'yı... Sürekli olarak yabancı radyo istasyonlarını dinliyor, İngilizcesi'ni ilerletmeye çalışıyordu. İşte o günler, Vural Öger'in dünyaya açık bir zihniyete sahip olmasını sağlarken, bugün ulaştığı zirvenin de temelini oluşturdu adeta.

Roman kahramanları

Vural Öger'in daha ilkokul yıllarında başlayan müthiş bir okuma alışkanlığı vardı. Okuma sevgisini, büyükbabası Dr. Yaşar İkiok aşılamıştı ona. Sabahları Mimar Kemal İlkokulu'na devam ediyor, öğleden sonraları ise, bisikletine atlayıp, Milli Kütüphane'nin yolunu tutuyordu. Kitaplarda anlatılan farklı dünyalar, onun hayallerini süslemeye başlamıştı. Okuduğu kitapların büyük bir kısmı keşifler ve icatlarla ilgiliydi. Vural Öger, bu kitapları okudukça keşfetmek, icat etmek tutkusuna kapılıyor, kendisini roman kahramanlarının yerine koyuyordu. İngiltere'den yola çıkıyor, Hindistan'a gidiyor ve oradan da gemiyle Çin'e geçiyordu. Sonra da Amerika'da Kızılderililer'le savaşıyordu. Kitap okumuyor, sanki olayları yaşıyordu. Kova Burcu'nun bütün özelliklerini üzerinde taşıyan Vural Öger, kendini şöyle anlatıyor:

"Kova Burcu'ndan olanlar, fikirleri ile hep yedi kat gökte dolaşırlarmış. Keşfetmekten, icat etmekten, tanımadığı yerlere gitmekten hoşlanırlarmış. Mesela ben, tanımadığım, bilmediğim şeyleri keşfetmekten çok hoşlanan bir insanım."

Vural Öğer, yıllar sonra bir turizmci olarak, Kristof Kolomb'dan daha fazlasını yapacak ve dünyanın dört bir köşesini gezecek, yeryüzünün gizemli köşelerini keşfedecekti.

Öger'in gazetesi

Vural Öger, çocuk yaşta bile, on parmağında on hüneri olan birisiydi. En önemli hüneri de, henüz ilkokul çağında, tek başına bir gazete çıkarmasıydı. "Yenişehir Gazetesi" adını koymuştu. Dört sayfaydı. Ancak öyle matbaada filan basılmıyordu. Vural Öger'in, dosya kağıtlarına yazdığı haber ve makalelerden oluşan dört sayfalık, el yazması basit bir gazeteydi bu. Gazetenin Yazı İşleri Müdürü de, Başyazarı da kendisiydi. Bütün yazıları o hazırlıyordu. Gazeteye konu olan haberler, genellikle mahallede olup bitenlerdi. Vural, ayırca gazetenin sayfalarına resimler, karikatürler yerleştiriyor, fıkralar ve bilmeceler ekliyordu. Sonra da hazırladığı bu gazeteleri, koltuğunun altına sıkıştırıp, sokakta gelip geçenlere tanesi 2.5 kuruşa satmaya çalışıyordu. Bu onun, ilk ticari deneyimiydi. Müşterilerle, birebir diyalog kurmayı, 8-9 yaşında öğrenmişti. Çocukluğunda edindiği bu tecrübe onun, gelecekteki işadamlığı hayatı için bir zemin teşkil edecekti belki de... İstanbul'da anneannesinin yanında kaldığı yıllarda, gazetelerden kesekağıdı yapıp Beşiktaş semtindeki bakkallara satması, onun çocukluk yıllarındaki ikinci ticari deneyimiydi. Bu dönem, Vural Öger'in ortaokul yıllarına rastlıyordu.

Şiddetten nefret etti

1955 yılında, 13 yaşında tanık olduğu 6-7 Eylül olayları, Vural Öger'de derin izler bırakmıştı. Şiddet ve kaba kuvvetten hep kaçtı, hep nefret etti. Onun, dahi bir çocuk olduğunu ilk keşfeden ilkokul öğretmeni Bayan Hikmet Asal'dı. Vural Öger'in annesine sık sık şu telkinde bulunuyor, "Bu çocuğa dikkat edin, ileride çok iyi yerlere gelecek. Gerekirse boğazınızdan kesin, bu çocuğa mutlaka tahsil yaptırın!" diyordu. O, orta öğrenimi boyunca da, bütün öğretmenlerinin gözdesi olmuştu. Dışa dönük kişiliği, atak ve rahat hareketleri ile zihinlerde kolayca yerleşmesini biliyordu. Düzgün diksiyonu ve akıcı konuşması sebebiyle, Türkçe dersinde kitap okuma görevi hep Vural Öger'e veriliyordu. Öğretmeni, "Vural gibi okuyun!" diyerek, onu sınıfa örnek gösteriyordu. İngilizcesi de mükemmeldi. Her yazılı ve sözlü sınavdan 10 puan alıyordu. Vural Öger'in, Türkiye'de öğrencilik yılları hep "Number one" ile geçti. İlkokulu, ortaokulu ve liseyi birincilikle bitirdi.

Rüya gerçek oluyor

Kütahya Lisesi'nden üstün başarıyla mezun olan Vural Öger, çoçukluk yıllarında, ruhuna işleyen, dış dünyaya açılma tutkusunu gerçekleştirmek istiyordu. 18 yaşındaydı ve artık ufkunu genişletecek olan projelere çoktan hazırdı. Fransa'ya gitmek, Paris'i görmek istiyordu. Ama subay olan babası, ağırlığını koymuş Almanya'ya gitmesini söylemişti. Sümerbank bursuyla Amerika'da, Etibank bursuyla Almanya'da yüksek öğrenim yapmaya hak kazanmıştı. Yüksek öğrenim için gidilecek ülke, Amerika değil, babası Sait Bey'in ısrarla istediği Almanya oldu. 1960 yılının Mart ayında, Almanya'ya uçmak üzere, Sabena Havayolları'na ait uçağa bindi. Çift pervaneli, 4 motorlu olduğunu öğrendiği uçakla 5 bin metreye yükseldiklerinde, şu soru geçti aklından: "Acaba uçak bu yükseklikten, ne kadar zamanda düşer?" Kağıdı kalemi çıkardı, fiziğin kurallarını, hız hesaplarının formülünü yazdı. Uçağın 39 saniyede, yere çakılacağını buldu. Korktu sonra... Uçak düşmesin diye Allah'a yalvardı... Ama o, yıllar sonra uçaklarla öylesine haşır-neşir olacaktı ki, bütün dünyayı, hem de çok sık olarak bu ulaşım aracı ile dolaşacaktı.

Almanya'daydı... Rüyaları artık gerçek olmuştu. Berlin Teknik Üniversitesi Metalürji Mühendisliği Bölümü'ne kaydını yaptırdı. Berlin'e gelen 31'inci Türk'tü. Berlin Başkonsolosu onu, "Gel de bir Türk yüzü göreyim!..." diye karşılamıştı.

Turizmle ilk tanışma

Öğrencilik yıllarında, Alman firmalarında staj yaptı, bu dönemde Alman firmalarındaki iş anlayışı ve yönetim organizasyonlarını kavramaya çalıştı. Turizmle ilk tanışması, mühendislik öğrenimini sürdürürken oldu. Berlin Teknik Üniversitesi'ne ait olan "Artu" ismindeki seyahat acentesinde çalışmaya başladı. Bu acente, üniversitede öğrenim gören öğrenciler için, Atina'ya, İstanbul'a uçak seferleri düzenliyordu. Vural Öğer, sattığı her biletten yüzde 5 komisyon alıyordu. Para kazanmaya başlaması sosyal konumunu da etkilemişti. Kaldığı öğrenci yurdundan çıkıp, Berlin'in en güzel semtlerinden birinde, Hallen Gölü'nün kenarında bir ev tuttu. Hemen bir araba aldı. Öğrencilik yıllarında amatör bir şekilde başladığı turizm işi, Vural Öger'in hayatında bir dönüm noktası oluşturacaktı. Gelecekte kendi firması Öger Tours'u kurduğunda, Berlin'de kazandığı deneyimlerin büyük faydasını görecekti.

Öger Seyahat Acentesi

1969-1970 öğretim yılında Vural Öger, Berlin Teknik Üniversitesi'nden, Yüksek Metalürji Mühendisi olarak mezun oldu. Mesleği ile ilgili bir işte çalışmayı düşünmüyordu. Aklı hep, öğrencilik yıllarında yaptığı turizm işindeydi. Türkiye'ye geri dönme konusunu da aklından çıkarmıştı. Almanya artık onun için ikinci vatandı.

Arayış içinde olduğu günlerde, bir arkadaşının nikah şahitliği için gittiği Hamburg'da kader onun yüzüne gülecekti. Nikah dönüşünde, Hamburg'da bir Türk lokantasına girdi. Türk yemeklerini özlemişti. Lokantanın duvarında asılı bir ilan dikkatini çekti. İlanda, "Düsseldorf'tan Türkiye'ye uçak seferleri" diye yazıyordu. Merak etmişti, "Hamburg'dan, Türkiye'ye hiç uçak seferi yok mu?" diye sordu. Yoktu. Hamburg ve çevresinde yaşayan Tükkler, otobüslerle Düsseldorf'a gidiyor, oradan da uçakla Türkiye'ye. O anda kafasında bir şimşek çaktı Vural Öger'in. "Hamburg'dan, Türkiye'ye uçuş düzenleyecek bir organizasyon oluşturmak. Tur operatörlüğü işine el atmak." İşte böyle bir düşünce geçti aklından. "Hamburg'da kaç Türk var?" diye sordu. "25 bin Türk" dediler. Vural Öger, bu işi aklının bir köşesine yazmıştı. Kısa bir süre sonra da, bu porejeyi gerçekleştirmek üzere, Berlin'den ayrılıp, Hamburg'a yerleşti.

İyi bir gelecek görüyordu bu kentte. Nitekim öyle de oldu. Hamburg'un kenar mahallesinde, aylığı 350 marka bir büro kiraladı. Cebinde toplam 3 bin mark vardı. Bütün sermayesi buydu. Paranın bir kısmıyla büroya halı aldı, kendi elleriyle döşedi, duvarlarını yine kendisi boyadı. Genç Vural, bu mütevazı büroda Öğer Seyahat Acentesi'ni kurdu.

İlk charter sefer

Berlin'de İnşaat Mühendisliği okuyan kardeşi Ünal'ı da yanına çağırdı. İki kardeş sırt sırta vermişlerdi. Hamburg'da Germany adındaki şirketten, 18 bin marka bir uçak kiraladılar. 29 Haziran 1969 tarihinde... Uçak, 114 kişilikti. Türkler'in yoğun olduğu yerlere gittiler. İki hafta içinde tüm biletleri satmayı başarmışlardı. 28 bin mark toplamışlardı. 18 bin markı uçak şirketine vermişler, 10 bin mark kendilerine kalmıştı. O dönemde 10 bin mark büyük paraydı. Hamburg'dan, İstanbul'a ilk uçuş gerçekleştirilmişti. Sıra ikincisindeydi. Dört hafta öncesinden reklamını yapmaya başladı. Uçuş tarihine, daha üç hafta varken, uçak dolmuş, rezervasyonlar kapatılmıştı. Vural Öger, bir boşluğu görmüş ve zamanında doldurmuştu. Hiçbir rakibi de yoktu o zamanlar karşısında. Bir uçak, bir uçak daha derken, işler büyümeye başlamıştı.

Jet hızıyla büyüme

Üniversitede okurken amatörce uğraşılan turizm, artık Vural Öger'in profesyonelce ilgilendiği bir çalışma alanı haline gelmişti. 1970 yılından itibaren gurbetçilerin anavatana "charter seferleri" ile gönderilmesinden sonra büroları yaygınlaştırmak istiyordu. Başlangıçta Hamburg'u kendisine "üs" olarak seçen Vural Öger, daha sonra bu zincire, Türkler'in yoğun olarak yaşadıkları kentler olan Berlin, Hannover, Stuttgart ve Münih'i ekledi. 1969'da doğan Öger Seyahat Acentesi, serpilip büyüyordu. Vural Öger, bütün bunları gerçekleştirirken, daha 28 yaşında bir delikanlıydı ve bir yıl içinde ulaştığı ciro 1 milyon marktı.

İlk yıllarda Kuzey Almanya'da yaşayan Türkler'in anavatana uçabilmesini sağlayan bir charter uçak kuruluşu olarak faaliyete başlayan Öger Seyahat Acentesi, yıllar içinde gelişip büyümüştü. Bu şirket 1972 yılında Öger Türk Tur GmbH adı altında yeni bir hüviyet kazanmıştı. 70'li yılların sonlarına gelindiğinde, Öger Türk Tur iyice serpilmiş, Almanya'nın her tarafına yayılmıştı. Vural Bey, artık bir değil birçok uçak şirketiyle anlaşmalar yapıyor, uçuşlar organize ediyordu. Derken, Türkler'in yanı sıra Almanlar da tek tük, Öger Türk Tur kanalıyla uçmaya başlamıştı.

Vural Öger, Öger Türk Tur'u, Almanya'nın dışına taşırıp, uluslararası bir isim yapmaya karar vermişti. Ama önce dünyayı tanımalıydı. Çocukluğunda okuduğu kitaplarda, hayallerini süsleyen ülkeleri dolaşmaya başladı birer birer. Vural Bey, önce gezip tanıdığı ülkelere, daha sonraki yıllarda Almanya'dan turlar düzenleyecekti.

Değişen Türkiye ve Öger

1980 yılına gelindiğinde Türkiye kabuk değiştirmeye başlamıştı. Piyasa ekonomisinin gerekleri yerine getiriliyordu. Türkiye, tarihi, denizi ve güneşiyle, dış turizmin hizmetine sunuluyordu. Bu yeni anlayış, çok geçmeden yabancıların, özellikle Almanlar'ın dikkatini çekmeye başladı. Vural Öger, Alumna turistleri Türkiye'ye taşıma projesini, işte bu safhada uygulamaya soktu. Hamburg'dan İstanbul ve Antalya'ya direk uçuşlar düzenledi. Bu turlar, Vural Öger'in zirveye çıkışında bir zemin oluşturdu. Rahmetli Özal'ın gayretleriyle, 1983'ten itibaren Türkiye'de başlatılan turizm hamlesi, ardı ardına kurulan tatil köyleri ve turistik tesisler, yabancı turistler için Türkiye'yi bir cazibe merkezi haline getirmişti. Turizmdeki atağımız, Vural Öger'in büyümesini daha da hızlandırdı. Türkiye'de turizmin dünyaya açıldığı dönemde, Vural Öger, Hamburg'da Öger Tours GmbH'yı kurdu. Bu şirket, kısa zamanda büyük başarılara imza attı.

Kapalı kutu açılınca

1989 yılına gelindiğinde Sovyetler Birliği dağılmış, ortaya yeni devletler çıkmıştı. Doğu ve Batı Almanya birleşmenin sevincini yaşıyordu. Sevinenler, sadece bu iki kardeş ülke değildi. Bu yeni dönemle birlikte yeni ufuklara yelken açan girişimciler de seviniyorlardı. İşte bu girişimcilerden birisi de Vural Öger'di. Kapalı kutu açılıyor, yeni fırsatlar da müşterilere sunuluyordu. Vural Öger'in bu günlere gelmesinde, iki Almanya'nın birleşmesinin de büyük bir rolü vardı. Bu yeni dönem, onun işine büyük bir ivme kazandırmıştı. Zira yaklaşık 2 bin marklık işsizlik parasıyla Doğu Almanlar, paralarını harcayacak, gezecek ülke arıyorlardı. Ve Öger Tours onlara bu ülkeyi bulmuştu: Türkiye'yi... Sonuçta Vural Öger, bu yeni fırsatı, çok iyi değerlendirmiş ve şirketine atılım yaptırmıştı. Hatta denilebilir ki, iki Almanya'nın birleşmesi en çok Öger Tours'a yaramıştı.

Lufthansa ile evlilik

Vural Öger'in, en önemli ataklarından birisi de, Öger Tours'un, Alumna devi Lufthansa ile olan ortaklığı oldu. Vural Öger, Öger Şirketler Grubu'na bağlı Öger Tours ve ATT Touristik şirketlerinden yüzde 10'luk hisseyi Alumna havayolu Lufthansa'nın yan kuruluşu olan Condor'a verdi. Vural Öger'in, 1969 yılında temelini attığı Öger Tours, 1995 yılında Lufthansa-Condor ile yaptığı evlilik sonucunda iyice güçlenmişti. Öger Tours bugün, Almanya'nın köklü ve büyük turizm şirketleriyle başa güreşiyor.

Avrupa'da 7, Türkiye'de 8 olmak üzere 15 şirketi bünyesinde bulunduran Öger Şirketler Grubu, 1994-95 yılında yapmış olduğu toplam 720 milyon marlık ciro ve taşımış olduğu 682 bin 430 yolcu ile Almanya'nın TUİ, Neckermann, LTU ve ITS gibi dev turizm şirketlerinin de içinde bulunduğu "10'lar Kulübü"ne girmeyi başardı.

Avrupalı Türk

Dünyanın 21 ayrı turizm beldesine turlar organize eden Öger Tours, geçtiğimiz turizm sezonunda Türkiye'ye 118 milyon dolarlık döviz girdisi sağladı. Öger Tours Yönetim Kurulu Başkanı Vural Öger, yalnızca Türkiye'ye döviz sağlamakla kalmıyor, ülkesinin tanıtımı için büyük bir mücadele de veriyor. Hamburg Türk İşadamları Derneği'nin başkanı olan Vural Öger, Almanya'da bir Türk lobisi oluşturma gayreti içinde. "Biz Avrupalı'yız, ama kalbimiz her zaman Türk kaldı" diyen Vural Öger, "Hayatı boyunca, Türk-Alman dostluğunu pekiştirmek için çalıştı. Türkiye'yi iyi temsil etti" diye anılsın istiyor.

Yarın: Okumaya gitti işadamı oldu: Kemal Şahin


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Bu sayfa YÖRE Elektronik Yayımcılık tarafından hazırlanmıştır. Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr
YÖRE Elektronik Yayimcilik A.S.