![]() |
| 22 MART 1997 CUMARTESI |
![]() |
Ahmet Vardar
Türkiye'nin en büyük sosyal güvenlik kurumu olan ve 25 milyon kişiye hizmet veren SSK'da, kötü yönetim ve politikalar yüzünden bu günlere gelindi. Nüfusumuzun yüzde 41'ine hizmet veren koskoca bir kurum iflas etmek üzere ama kimin umurunda, yine işçinin bordrolarından primleri paşa paşa kesiliyor. Vatandaşın 3 dakikada muayene olup, tedavisi yapılması için en az 5 tane ayrı ayrı kuyruğa girmesi, hastaneye yatmak için de 7 ay beklemek zorunda kaldığı kimsenin umrunda değil. Bu sorunlar anlaşılacağı gibi yeni değil, uzun bir geçmişe dayanan sorunlar. Bunların bir an önce halledilmesi, bir çare bulunması gerekiyor ama ne var ki böyle olmuyor... Sayın bakan, geçenlerde Kocaeli'nin Kandra ilçesinde kamu çalışanlarından bir faks aldım. Bana SSK ve devlet hastanelerinden aldıkları reçetelerin, eczanelerden yüzde 20'sini ödeyerek almaları gerekirken, ilacı ücretlerinin tamamını ödeyerek aldıklarını, nedeninin ise eczanelerin SSK ile problemleri olduğunu SSK'dan paralarını alamadıklarını bu yüzden de anlaşma yapamadıklarını söylüyorlar. Durum böyle olunca da vatandaş reçetesinin yüzde 80'ini almak için Kocaeli SSK hastanesine gitmek zorunda kalıyorlar. Bunun içinde 100 kilometre yol katederek hem eziyet çektiklerini, hem de hakaret dinlemek zorunda kaldıklarını söylüyorlar. Pekii, ya gidemeyenler,gidemeyecek kadar özürlü olanlar, çalışan sigortalılar ne yapsın. İşler böyle olunca görünen o ki, bordrosundan kesilen para hem SSK'ya kalacak, hem de ilacın parasını cebinden ödeyecek... Sayın bakan, dediğim gibi SSK'ın yıllar öncesine dayanan sorunları var. Bunların hemen halledilmesi gibi bir beklentimiz yok. Ancak Kandra ilçesindeki gibi diğer il ve ilçelerimizde de aynı vatandaşlar bu konuyu size şahsen iletmişler ama bir çözüm bulamamışlar, ben şimdi buradan size bir kez daha sesleniyorum. Bu insanların hali ne olacak?...Yoksa yine mi sahipsiz kalacaklar...
Otobüs firmaları yolcularının can güvenliğini sağlamak zorunda olduğu gibi mal güvenliğini de sağlamak zorundadırlar. Yani otobüs işletmeciliği göründüğü kadar basit bir iş değildir. Baştan aşağı sorumluluk ister. Bu ticaretin bir kuralıdır, sorumluluğunu bilmeyen sonunda sizin gibi rezil olur kalır. Remziye Akgün İstanbul'da oturan oğlunu ziyaret etmek için 3,5 ay önce Kayseri'den firmanızın otobüsüyle yorucu bir yolculuktan sonra İstanbul'a geldi. Yolcular bagajlarını alıp gitti ama Remziye teyze bavulunu bulamadığından muavine sordu, sorduğu anda muavinden "ben senin bavulunun bekçisimiyim" diye bir zılgıt yedi. Yaşlı kadıncağız neye uğradığını şaşırarak terminaldeki büronuza girip bavulunun kaybolduğunu söylediğinde "bavulunuzun bulunması için gerekenin yapılacağını, bulunmadığı takdirde kaybolan eşyalarının tanzim edileceğini" söylediniz ancak aradan bunca gün geçmesine rağmen bugün yarın diyerek ne kaybolan bavulu buldunuz ne de kadıncağızın zararını karşıladınız. Üstüne üstlük birde "git istediğin yere şikayet et nasıl olsa birşey olmaz" diyerek birde kafa tutuyorsunuz. Yazıklar olsun sizin gibi adamlara hiç olmazsa kadıncağızın yaşına saygı gösterin, 69 yaşındaki bir insanada böyle davranılır mı?... Şimdi Remziye teyzenin valizini mi bulursunuz yoksa zararını mı karşılarsınız orasını bilemem ama bu işi halletmezseniz gösteririm size gününüzü... |
|