![]() |
| 22 MART 1997 CUMARTESI |
![]() |
Mehmet Altan
Argoda "Fransız olmak" konuyla yakından uzaktan ilgili olmamak anlamına geliyor... Örneğin, iki kişi hararetle mimariden söz ediyor ve oradaki üçüncü şahıs mimariden hiç anlamıyorsa, kendisinin "bu konuda Fransız" olduğunu söylüyor.
Dünkü gazetelerde "Türk" ve "Fransız" olduğumuz konuları şöyle bir ayırıverdim. "Taciz" konusunda fevkalade Türk'tük. Herkes işi gücü bırakmış, Susurluk'u bir yana koymuş, tacizi konuşmaktaydı... Asker gözetiminde laiklik süreci de Türk olduğumuz konular arasındaydı... Asker ne dedi, ne yaptı, nasıl yaptı, soruları revaçtaydı. Meclis'in ise esamesi bile okunmuyordu... Bütün dünyanın gözlerini dikmiş olduğuÿ20"ABD-Rusya Zirvesi"ne ise yarı Fransız gibiydik. Türkiye'nin kaderini de önemli ölçüde belirleyecek olan Finlandiya'daki buluşma, derinlemesine yorumların konusu olmamıştı. Halkın kutlamalarından ürken devletin "Nevruz'u da resmileştirmesi" haberleri bile zirve toplantısı haberlerinden daha fazlaydı.
Halbuki ABD-Rus Zirvesi'nin bizi çok yakından ilgilendiren "özü" yanında, eğlenceli magazin tarafı da vardı. Herkesin Yeltsin'i sağlıksız, Clinton'u ateş gibi beklediği zirvede, ABD Başkanı'nın geçenlerde tendonunu koparmasıyla tam tersi bir manzara çıktı. Clinton'un sakatlığı Yeltsin'i daha sağlıklı göstermeye yetiyordu. Clinton'un uçağında kendisine yapılan fizik tedavi, bacağını hareket ettirememesi nedeniyle yeniden düzenlenen tuvalet, Yeltsin'in 70 milyon dolara malolduğu söylenen son model İlyuşin 96 tipi uçağı, oturarak el sıkışmaları bu türden haberlerdendi... Clinton ile Yeltsin'in, Fin Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari'nin deniz kıyısındaki, granit ve camdan yapılmış modern konutundaki akşam yemeği de aynı familyadandı... Menüde ise kaz suyu çorbası, somon füme, fırında rengeyiği ve İskandinav tatlıları bulunduğu açıklandı.
Resmen dün başlayan görüşmelerin içeriğine gelince: Asıl sorunu "NATO'nun genişlemesinin" oluşturduğu biliniyor. Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti birinci dereceden adaylar... Rusya ise özellikle Estonya'nın, Letonya'nın, Litvanya'nın bu örgüte üye olmalarına şiddetle karşı çıkıyor. NATO'nun genişlemesinin kendi güvenliğini tehdit edeceğini ileri sürüyor. Hatta gerekirse, Çin, İran ve Hindistan ile alternatif bir birliğe gidebileceklerini bile söylüyor... ABD ise Rusya'yı hem rahatlatacak, hem de NATO'nun genişlemesini gerçekleştirecek bir formül peşinde...
Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması'nda (AKKA) Rusya lehine yeni düzenlemeler yapılması, bu ülkeye yapılan parasal yardımların artırılması, Rusya'nın G-7'ler arasına alınması da gündemdeki diğer maddeler...
NATO'nun genişlemesinin en çekişmeli konu olarak ortalıkta durması ise Almanya'nın dünyanın değişen güç dengelerindeki rolüne bağlanıyor. Uzun süredir Türkiye'yi de fazlasıyla etkileyen bir ABD-Alman rekabeti var... Zirveyi izleyen tek Türk gazetecisi olan Yasemin Çongar, Finlandiya'daki Türk Büyükelçisi Akın Altuna'nın "Almanya'nın çoktandır eskisi gibi bir Batı ülkesi olmaktan çıkıp, merkezi güç haline geldiğini" söylediğini bildiriyordu. Rusya, Almanya'yı Baltık'ta siyasi rakip görüyor. Amerika ise Almanya'nın Orta Avrupa'da güçlenmesinden hoşlanmıyor. Almanya ise Avrupa Birliği'nin silahlı örgütü olan Batı Avrupa Birliği'ne (BAB), nüfuz alanında saydığı ülkeleri alarak güçlenme peşinde... Böylece ilk etapta NATO şemsiyesine giremeyecek olan ülkeler, Almanya vasıtasıyla BAB'a girerek, bu ülkeye güç verecekler... Amerika ise NATO'yu doğrudan büyütmek istiyor. Çünkü NATO'ya hakim ama Avrupa Birliği'ne aynı oranda söz geçiremiyor.
Almanya, AB ve BAB ile nüfuzunu pekiştirmeye oynuyor. ABD, NATO aracılığıyla duruma hakim olma çabasında. Rusya ise bu iki gücün de sınırlarına dayanmasını istemiyor.
Türkiye de bu çekişen güçlerin manyetik alanında. Örneğin, Almanya'nın Türkiye'yi Avrupa Birliği'nden dışlayan son çıkışıyla, Erbakan'ın "Batı'ya soğuk bakan" tezleri güçlendi. Ardından da Erbakan resmen Almanya'ya davet edildi... Amerika ise, Türkiye'yi Batı'dan kopararak kendi denetimine almak isteyen Almanya'ya karşı, Türkiye'nin AB üyeliğini destekliyor. Bunun için de bir an önce Yunanistan ile siyasal pürüzlerin temizlenmesini sağlayarak AB üyeliğini zorlaştıracak olan olası bir Yunan vetosunu engellemek istiyor. Rusya ise kendi nüfuz alanı saydığı yerlerdeki Türkiye'nin eylemlerine soğuk bakıp, Kürt kartına sarılıyor.
Türkiye'nin yarı Fransız kaldığı zirve, bu güç dengelerinin yeniden oluşması açısından büyük önem taşıyor... Kartlar yeniden dağılacak... Biz içerdeki bireysel "tacizler"e fazlasıyla kapılmış durumdayken, bizim ulus olarak taciz edilmemize yol açabilecek zirve seviyesindeki muayeneleri ıskalamaktayız. |
|