![]() |
| 22 MART 1997 CUMARTESI |
![]() |
Necati Doğru
Orta Asya'daki Türk kökenli cumhuriyetlere "ağabeylik yapacaktık" ya hani ne umutlarla yola çıkmıştık. Tantanalı törenler, parlak nutuklar, sarılıp, sarılıp öpüşmeler. Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Kırgıztan'ın Devlet Başkanları'nı, önde gelen büyüklerini, öğrencilerini Türkiye'ye davet edip, Antalya'da "örse çekiç vurma, çadırlarda bağdaş kurup bazlama yeme" gösterileri yapmıştık. Türkiye ağabey olacaktı. Komünizmden yeni çıkmış, bağımsızlığını yeni kazanmış bu Türk kökenli cumhuriyetlere liderlik yapacaktı. Türkiye örnek ülke olacaktı... Kökü aynı kardeşlerine... Demokrasiyi öğretecekti.. Pazar ekonomisini belletecekti... Rekabeti, verimliliği... Kârlı çalışmayı... Liberal ahlakı taşıyacaktı. Hiç merak ettiniz mi ne oldu bizim ağabeylik? Hangi sonuçları aldık ve almaktayız? Törenler, parlak nutuklar, sarılıp öpüşmeler hepsi dumanlıdır, artistiktir. Gerçek olan hayattır.
Siyasal Bilgiler mezunu, İngiltere'de School of Economics'de dünya ekonomisi üzerine master yapmış Özgür Özkaya adlı bir uzman bana hayatın içini anlattı. Özgür Özkaya, 2 yıldan beri bir kuruluşun Orta Asya Koordinatörlüğünü ve Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Azerbaycan'da Türkler'in aldığı projeler üzerinde incelemeler yapıyor. İşini yaparken gözlem de yapıyor, tesbit de yapıyor. Bir ekonomi misyoneri gibi çalışmaya kendini adamış Özgür Özkaya'nın bana anlattığı gözlemleri ve tesbitleri şöyle: Türkler Orta Asya'yı yitiriyorlar... Ağabeylik idiası ölmek üzere... Çünkü Türkler, 1989'dan beri Orta Asyalı kardeşlerine onların bekledikleri demokrasiyi, laikliği, rekabeti, verimliliği, kârlı çalışmayı fakat kârlı çalışırken aynı zamanda ahlaklı kalmanın inceliklerini taşıyamamışlar, öğretememişler. Ne öğretmişler, ne taşımışlar? Rüşvet alıp, vermeyi... Defolu mal sokuşturmayı... Çürük, çarık hizmet sunmayı... Yuttur gitsin metodlarını... Yalanı, dolanı, kuru hayali...
Orta Asya Türk kökenli cumhuriyetlerin her birinden her yıl Türkiye'ye gelmekte olan 2000 öğrenci, Türkiye'den memnun, mutlu olmadılar. Çoğu okullarını bitirmeyerek ülkelerine geri döndüler. Şimdi onlar buralarda Türkiye'nin propagandasını değil, anti propagandasını yapmaktalar. TİKA ne yapıyor? TİKA (Türkiye İşbirliği ve Kalkınma Ajansı) adıyla kurulan bu devlet kuruluşu da boş sözler, hayali planlar peşinde koşmakta, kimsenin uğramadığı ofislerine bol maaşlı, torpilli tayinler yapılan bir yemlik merkezi haline hızla dönmekte... Kazak, Kırgız, Türkmen... Azeri, Özbek... Bu ülkelerin resmi yetkilileri ve polisine, Türk deyince akıllarına "rüşvet" geliyor. Çünkü bu ülkelere vizesiz gelmekte olan Türkler, polise rüşvet vererek vize alıyorlar. Polisler, takviye gelir elde edebilmek için Türk işadamı avına çıkmaktalar. Türk'ün Türk'e öğrettiği ilk ağızda rüşvet oluyor. Türk adı en çok.. Halk pazarlarında... Hançerleniyor... Orta Asya pazarlarında, Türkiye'de adı sanı duyulmamış markalarla satılan malların çoğu inanılmaz derecede kötü kalitede ve defolu. Taşlaşmış deterjanlar, dibine çökmüş şampuanlar, sadece yakasından başka hiç bir parçası olmadığı halde ambalaj altına saklanarak hazır gömlekmiş gibi satılan giysiler, son kullanma tarihi geçmiş margarinler, helvalar, son kullanma tarihi geçmemiş gibi gösterilen fakat içinde kurtlar oynaşan çikolatalar. Orta Asya'da yaşıyanlara "en kötü mal kimlerin, bir sıralama yap" diye sorulduğunda önce Çin mallarını, sonra İran mallarını, üçüncü olarak da Türk mallarını sayıyorlar. Bir kaç hafta önce Ukrayna'da "Burada Türk malı satılmaz" tabelaları asmış dükkanlar gördüm ve Türk olarak utancımdan yerin dibine girdim. Türkler Orta Asya'yı yitiriyor... Haberiniz olsun... |
|