kapat

22 MART 1997 CUMARTESI
Hasan Cemal
Konu mankeni...

Bazı yazılar istemeye istemeye yazılır. İçinden gelmez kalem oynatmak. Öylesine bir konudur ki, neresinden tutsan elinde kalacakmış gibi bir duyguya kapılırsın.

Zira her yanı yamuktur!

Ama yine de kendini mecbur hissedersin bir şeyler söylemeye. Çünkü tersi, okura saygısız bir davranış olur. Sonunda ite kaka bilgisayarının başına oturursun.

Tıpkı bugün olduğu gibi...

Konu malum:

Konu mankeni! Tacizci doktor!

Televizyonda reyting rekorunun kırılması sürpriz de değil, şaşırtıcı da değil. Çünkü işin içinde cinsellik var. Yani, Mehmet Yılmaz'ın dünkü yazısına "Sizi gidi röntgenciler, sizi!" diye ince bir alayla attığı başlığın yansıttığı gibi müşterisi bol bir konu...

O yüzden, reyting rekoru herhalde mesleki bakımdan bir beceri ya da başarının ürünü değil.

Her şey mübah mı?

Gazeteci milleti için güzel bir slogandır:

Haber eşittir hayat!

Gazetecilik bir yerde haber, haber ise gerçek demektir. Haberci ya da eski deyişle muhabir gerçeği kovalar. Bunu bir hayat tarzı olarak benimsediği için gerçeğin peşinde yaşar.

Peki, ya tacizci doktor olayı?

Gerçeğin peşinde koşmak mı?..

Bir yere kadar öyle, ondan sonra değil. Doktorun masum olduğunu söyleyen yok. Meslek ahlakını hiçe saydığı anlaşılıyor. Tacizci... O yüzden, bu gerçeğin yakalanıp sergilenmesi yolunda gösterilen çaba hiç kuşkusuz habercilik...

Peki, konu mankeni ile mi?

Gizli kamera ile mi?

Tuzak kurarak mı?

Habercilikte her şey mübah mı?

Reytingi, tirajı önceleyen bazı mesleksel kriterler, ahlaki değerler yok mu?

Ucuzlatmak...

Televizyonda ben de izledim.

Habercilik ucuzlatılmıştı!

Konu mankeniyle, gizli kamerayla bu işi yapanlar, iyi iş yapmamışlardı. Gerçeği kovalamak bu değildi. Haber, habercilik bu değildi.

Soranlar var:

-Peki o zaman gerçek nasıl ortaya çıkacaktı? Bir doktorun ahlaksızlığı nasıl sergilenecekti?

Hukuk dışılığı düşünün!

Yargısız infazları düşünün!

O zaman bu sorunun yanıtını bulabilirsiniz. Gizli kameralı-konu mankenli tuzaklar ya da medyatik linçler, gazetecilik mesleğinin bir parçası değildir. Bu yola başvuranlar demin de belirttiğim gibi haberciliği ucuzlatıyorlar. Bir yanda doktorluk mesleğinin değerleri hiçe sayılırken, öbür yanda bizim mesleğin etiği çiğneniyor, saygınlığı darbe yiyor.

Gerçeği ortaya çıkarmak için her yolu mübah saymaya kalkarsanız, bunun için hiçbir kural tanımazsanız, o zaman kendinizi uygar bir toplumda değil, yargısız infazların, medyatik linçlerin kol gezdiği, hukuk yoksunu bir ormanda buluverirsiniz.

Çuvaldızı kendimize...

Çuvaldızı kendimize batıralım.

Medyamızda medyatik linç var mı? Var.

Aşırı şiddet var mı? Var.

Ölçüyü taşıran seks var mı? Var.

Kişilik haklarına tecavüz var mı? Var.

Cevap hakkına saygısızlık var mı? Var.

Haberleri değişik kaynaklardan yeterince kontrol, yani İngilizce deyimiyle check etmeden vermek var mı? Var.

Haberleri ince ayrımlara dikkat etmeksizin vermek var mı? Var.

Abartmak var mı? Var.

Gazeteci milletinin aklı başında hiçbir ferdi çıkıp da bütün bunları yok sayamaz. Her şey gözlerimizin önünde.

Artılarımızı unutmuyoruz.

Ancak eksilerimiz de fazlasıyla göze batıyor. Bu eksilere daha çok eğilmek zorundayız. Kendi denetim mekanizmalarımızı geliştirmeliyiz. Mesleğin saygınlığıyla etkinliğini arttıracak yazılı yazısız kuralların, geleneklerin oluşturulması için bir yerde "işyeri fetişizmi"ni aşarak elbirliği yapabilmeliyiz. Çünkü, mesleğin saygınlığı ve etkinliği elden giderse, bu meslekten doğru dürüst ekmek yenmez. Ya da o mesleğe artık gazetecilik denmez.

Onun için konu mankenlerini bırakıp işin gerçeğine bakalım lütfen!

RTÜK ve sansür...

Gazeteci milleti bütün bunları açıkta tartışabilmeli, artılarını çoğaltmak için kafa kafaya vermeli. Ama aynı zamanda omuz omuza vereceği bir konusu daha var medyanın:

Sansüre karşı mücadele...

RTÜK beklendiği gibi tam bir sansür kurulu haline geldi. Tacizci doktor yayınları nedeniyle Kanal D ile Show TV hakkında verdiği kapatma kararları tam bir sansür niteliğindedir.

Yayınları onaylamayabilirsiniz. Ben de beğenmedim. Ancak, bunun cezası kapatma değildir. Bir yayın yüzünden bütün bir kanalı, bütün seyircileri cezalandırmak olamaz bunun cezası...

Açık toplum, demokrasi kolay değil. Ölçüleri yakalamak, oturtabilmek hepimiz için zaman alıyor, zaman alacak; n'apalım?..


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Bu sayfa YÖRE Elektronik Yayımcılık tarafından hazırlanmıştır. Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr
YÖRE Elektronik Yayimcilik A.S.