![]() |
| 19 SUBAT 1997 CARSAMBA |
![]() |
Çetin Altan
Çiller ille de aklansın diye zaten çok da aydınlık olmayan Türkiye ne kadar çok karalandı. Suçluları bulunamayan cinayet dosyaları kabardıkça kabardı. Çeşitli silahlar, özellikle de pompalı tüfeklerle silahlananların sayısı yüz binleri aştı... Ülke yüzeyindeki çeşitli davaların sayısı on milyonu bulmada... Cezaevleri insan almaz oldu. Devlet içinde kurulmuş çetelerin su üstüne vuran bölümüne her gün yeni bir sanığın profili ekleniyor. İnsan haklarının alabildiğine çiğnendiği çağ dışı bir ülke damgasını uluslararası hemen her toplantıda bir kez daha yemek yanında, bir de adımız eroin kaçakçısına çıktı. Yangınlarda ziyan zebil olanlarla trafik kazalarında kavrulup gidenlerdeki artış da ayrı... Neyse ki Çiller parlamentoda aklanıyor.
Bu arada bir başka sakınca da gerek PKK'nın, gerek Güney Kıbrıs'ın, gerek Yunanistan'ın silahlanmalarını füzelerle de güçlendirmeye girişmiş olmaları... İçerde durmadan tohumları ekilen sıcak bir sürtüşme, bir anda Ege'yi de, Güney Kıbrıs'ı da, Suriye sınırlarını da elektriklendirebilir. Ve Amerika da sanıldığı kadar arkamızda durmayabilir. Böylesi uğursuz bir senaryoyu da arada sırada anımsamak zorundayız. Ortalığı cehenneme çevirecek değişik boyutlardaki yeni bir savaş sayfasından sonra "ateşkes" kararıyla birlikte anlaşma masasına hangi devletlerin katılacağını şimdiden öngörebilir misiniz? İçerdeki bozulmalar her zaman dilekçe çıkarır dış savaşlara... İçerdeki bozulmaların ise göstergeleri, hukuksallığa çeteleşmenin sürekli ağır basması, her alanda alicengiz oyunlarıyla kurnaz bir talancılığın albeni kazanmasıdır.
Türkiye'nin dış ticaret açığı büyüyor. İhracatımız hem kalitede, hem büyümede hız kesmiş durumda... İthalat ise nerdeyse ihracatın iki katı... Eldeki döviz stokları bu açığı şimdilik yanıtlayacak durumda olsa bile, kaynakları çok da berrak değil. Kayıt dışı ekonomi, turizm girdileri ve işçi dövizleriyle yatırıma yönelmeden büyüyen ve ihracatı kat kat aşan bir ithalat, sağlıklı bir ekonominin fotoğrafı sayılabilir mi? Bir de buna içerdeki paylaşım adaletsizliğinin kanlı karanlık uçurumlarını ekleyin. Bir de bir türlü teknik devlete geçilemeyişin servis eksikliğini; kanalizasyon eksikliğini, itfaiye örgütü eksikliğini, yargı binası eksikliğini... Siyasal bilimciler için kötü yönetime en somut gösterilecek örneklerden biridir Türkiye... Bir yanda mesleksiz kara yığınlar, bir yanda fırsatçılığa yumulmuş oportünistler...
Bu tabloyu daha aydınlık bir rotaya doğru yönlendirme olanağı yok mudur? Vardır. Önce parlamentodaki şu dokunulmazlık zırhını bir an önce iptal etmek gerekiyor. İkincisi kendi kendileriyle on kez çelişiye düşmüş siyasetçilerin görüntüleriyle listeleri üstünde yoğunlaşmak ve hatta bnuların CD'lerini sürmek piyasaya... Her gece saat 21'de yanıp sönen ışıklar, daha aydınlık bir Türkiye'nin tek güvencesi... Yoksa mevcut kadrolar bir Çiller'i aklayacağız derken durmadan kara bulutlar yığıyor ufuklara... |
|