kapat

03 SUBAT 1997 PAZARTESI

Adını koğuştakiler koydu

O gözlerini açtığında cezaevinin duvarlarını gördü. Adını Sağmalcılar Cezaevi'nin kadınlar koğuşu mahkumları taktı: Volkan. Onun tek suçu vardı, suçlu bir annenin çocuğu olmak...

Adı Gülten Ergin... Suçu cinayet... Karar: 6 yıl 8 ay hapis cezası...

Gülten Ergin kocasını aldatıyordu. Sevgilisiyle günah dolu bir gece yaşadı. Günah gecesinin sonunda anlatmak istemediği bir nedenden dolayı 'erkek arkadaşım' diye bahsettiği adamı öldürdü. Bir gece içinde katil oldu ve katili olduğu adamdan hamile kaldı. Sonra karnındaki bebekle birlikte Sağmacılar Cezaevi'nin yolunu tuttu. Bebeğini de orada doğurdu. Minik bebek gözlerini dünyaya açtığında cezaevinin duvarlarını gördü. Adını Sağmacılar Cezaevi'nin kadınlar koğuşu mahkumları taktı: Volkan...

Doyasıya ağlayamadı

Volkan'ın yaşamı hiçbir suçu olmadığı halde cezaevinde başladı. O hiçbir zaman diğer bebekler kadar şanslı olamadı. Doyasıya ağlayamadı. Ağladığı zaman kadınlar koğuşunda "zırlatma şunu" sesleri yükseldi. O minik bir bebekti ve hiçbir şeyin farkında değildi.

Gülten Ergin, cezasını doldurmak için gün sayarken oğlu Volkan da büyümeye başlamıştı. Bu sırada bakanlıktan gelen kararla, Gülten Ergin ve oğlu Kütahya Cezaevi'ne gönderildiler. Burada kadınlar koğuşundaki yerleri hazırlandı. Ve geçmeyen günlerin sayımı yeniden başladı.

Koğuştaki tek erkek

Volkan, kadınlar koğuşundaki tek erkekti. Kısa zamanda koğuşun sevgilisi oldu. O bir bebekti ve hiçbir günahı yoktu. Ona kısa zamanda alıştılar. Kadınlar ranzaların arasına bağladıkları iki iple beşik yaptılar. Bu Volkan'ın ilk beşiğiydi. Diğer bebeklerin beşiği gibi mobilyalı, kenarları dantelli değildi. Ama en azından bir beşiği vardı.

Minik Volkan, koğuştaki kadınların "havalandırma" kelimesini çok kullanmaları nedeniyle ilk önce "hava" demeyi öğrendi. Şimdi Volkan "hava" deyince, kadınlar onu kucaklayıp havalandırmaya çıkarıyorlar. Mahkum kadınlar Volkan'a gözleri gibi baktıklarını söylüyorlar. "O koğuşumuzun tek erkeği" diyorlar.

İlk doğum günü

Kütahya Cezaevi Müdürü Ethem Çelik de Volkan'ı çok sevdiğini ve bu talihsiz yavru için çok üzüldüğünü söylüyor. Çelik "Yapabileceğim fazla bir şey yok. Sadece ilk doğum gününde bir pasta yaptırabildim" diyor.

Gülten Hanım ise Volkan'ın doğum günü için tüm personelin ve kadınlar koğuşunun seferber olduğunu, cezaevinde yapılan ilk doğum günü kutlamasından çok duygulandığını anlatırken gözleri doluyor. Genç kadın "Oğlum bugüne kadar sadece kadınları gördüğü için erkeklerden çok korkuyor. Korkup ağladığı için, müdürümüz Ethem Bey'i dahi, yaş günü partisine çağıramadık" diyor.

"Lunaparka gideceğiz"

Gülten Ergin Kütahya'ya bir gece vakti geldiklerini ve hiçbir yeri göremediklerini söylüyor ve ekliyor: "Buradan çıkınca oğlumu da alıp bütün kenti gezeceğim. İlk işim Volkan'ı lunaparka götürüp bütün oyuncaklara bindirmek olacak. Geceleyin bir otelde kalacağım. Yola gündüz çıkıp, gün ışığına doymak istiyorum."

Yarın: Berivan, tekerlekli sandalyesinde çile dolduruyor.

Prof. Yavuzer: Bu çocuklar kurtarılmalı

Çocuk ve suç konusunda önemli araştırmalar yapan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Haluk Yavuzer, anneleri hüküm giydiğinde dışarıda bakacak kimsesi olmadığı için anneleriyle birlikte cezaevine giren çocukların mutlaka buradan kurtarılması gerektiğini belirtiyor.

Bu çocukların cezaevi bünyesinde açılacak kreş ve yuvalarda korunmasını teklif eden Yavuzer şunları söylüyor: "Bu çocukların durumu toplum vicdanını daima rahatsız eden bir gerçektir. Bu çocukların iç dünyalarını anlamak, yaşadıkları ortamdan nasıl etkilendiklerini kavramak insan aklını zorlayan bir sorun. Bu çocukların kesinlikle cezaevi ortamından kurtarılmaları gerekmektedir.

Suçlu davranışın, öğrenilmiş bir süreç olduğu hatırlanırsa, bu çocukların ileride sağlıklı bir toplumsallaşmaya ulaşabileceklerini, davranış bozukluklarından, hatta suça itilmekten uzak kalabileceklerini ummak olanaksızdır.

Koşulların tüm elverişsizliğine karşın cezaevinde yaşamak zorundan olan çocukların, cezaevi bünyesinde açılacak kreş-yuva gibi kurumlarda anneleriyle birlikte korunmaları akla gelen ilk öneridir. Bu olanak gerçekleştirilemediği takdirde, çocukların bakımevleri ya da yetiştirme yurtlarında devletçe eğitilmeleri gerekmektedir."


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır) YÖRE Elektronik Yayimcilik A.S.