kapat

30 OCAK 1997 PERSEMBE

Miting gibi

Mehmet Ağar'ın kızı Yasemin için dün Fatih Camii'nde rahmetli Turgut Özal'ın cenaze töreninden bu yana en büyük kalabalık toplandı. 18 yaşında vefat eden Yasemin binlerce kişinin elleri üzerinde son yolculuğuna uğurlandı. Vatandaşlar da Fatih Camii'nden Zincirlikuyu Mezarlığı'na kadar yol boyunca cenazeyi çiçek yağmuruna tuttu.

Ankara'da önceki gün ölen İçişleri ve Adalet eski Bakanı Mehmet Ağar'ın 18 yaşındaki kızı Yasemin'in cenazesi, miting gibi bir törenle Zincirlikuyu'da toprağa verildi.

Yasemin Ağar'ın cenazesi International Hospital Hastanesi Morgu'ndan saat 10.15'te Mehmet Ağar ve eşi Emel ile oğlu Tolga tarafından alındı. İstanbul Valisi Rıdvan Yenişen, Bursa Valisi Orhan Taşanlar, DYP İstanbul İl Başkanı Celal Adan da cenaze alınırken hastanede bulundular.

Daha sonra cenaze aracına konulan tabut, uzun bir araç konvoyu ile Fatih Camii'ne doğru yola çıkarıldı. Cenaze, Yedikule ve Yenikapı'yı takip ederek saat 11.00 sıralarında Fatih Camii'ne getirildi.

Yasemin Ağar'ın cenazesi, cenaze aracından polisler tarafından alınarak, musalla taşına konulurken, tabutun önüne de Yasemin Ağar'ın çerçeveli bir fotoğrafı yerleştirildi. Bu arada tabuta yaklaşan bir kişi de yüksek sesle, Yasemin Ağar'a ithaf ettiği "Seni anlatmak, seni söylemek kolay değildir/ Yasemin ölmez sevgiler sönmez/Hakikat vardır başka şey olmaz" dizelerini yüksek sesle okudu. Cenaze töreni boyunca da Yasemin Ağar'ın tabutu başında iki polis sürekli nöbet tuttu.

Ağar'ın gözleri dolu

Mehmet Ağar, eşi Emel ve oğlu Tolga Ağar, cami kapısının hemen girişinde başsağlığı dileklerini kabul etti. Ağar ailesinin son derece üzgün olduğu ve Mehmet Ağar'ın zaman zaman gözlerinin dolduğu görüldü.

Cenaze törenine katılan çok sayıda kişi Fatih Camii'nin geniş avlusunu tamamen doldururken, Yasemin Ağar'ın yanı sıra 87 yaşında ölen Safiye Sekman adlı kadının da cenaze namazı kılındı.

Cenaze namazını Diyanet İşleri Başkanı kıldırdı

Cenaze namazını kıldıracak olan Adem Erim, "Bugüne kadar birçok cenaze namazı kıldırdım ancak burada Diyanet İşleri Başkanımız var" diyerek Mehmet Nuri Yılmaz'ı namazı kıldırmak için davet etti.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz'ın kıldırdığı cenaze namazı sırasında Mehmet Ağar, oğlu Tolga, DYP Milletvekili Ünal Erkan, DYP İstanbul İl Başkanı Celal Adan ve Özel Harekat Dairesi eski başkanlarından Korkut Eken ön sırada saf tuttu.

Yılmaz: Hepimiz ıstıraplıyız

Mehmet Nuri Yılmaz, yaptığı kısa konuşmada, Yasemin Ağar'ın hayatının ilkbaharında, bu dünyaya tertemiz şekilde veda ettiğini belirterek, ailesinin, yakınlarının ve herkesin kederli olduğunu kaydetti.

Yılmaz, "Hepimiz ıstıraplıyız, ancak Cenab-ı Hakkın yüce takdirine boyun eğmekten başka çare yoktur. Ben ailesine, yakınlarına, dostlarına taziyelerimi sunuyorum. Allah sabır versin. Hakikaten büyük bir acıdır. Merhumeye Cenab-ı Hak'tan rahmet diliyorum" diye konuştu.

Mehmet Nuri Yılmaz'ın namazı kıldırmasından sonra Yasemin Ağar'ın cenazesi, babası Mehmet Ağar ve polisler tarafından omuza alınarak, tekbir eşliğinde cami avlusundan Zincirlikuyu mezarlığına götürüldü.

İlk toprağı babası ve kardeşi attı

Mezara ilk toprağı da Mehmet Ağar ve oğlu Tolga Ağar attılar. Defin işleminin tamamlanmasından sonra İmam Adem Erim dua okudu ve bir konuşma yaptı. Ölümün insanoğlu için en büyük ders, nasihat ve ibret olduğunu belirten Erim, "Bu cenazedeki birlik ruhu bütün hayatımıza yansımaz mı acaba? Cenab-ı Allah bu birlik ruhunu bütün hayatımıza yansıtsın. Bu cennet vatanın üzerinde, bu bayrağın bu ezanın huzurunda yaşayalım, inşallah" dedi.

Yasemin Ağar'ın, "ilim yolunun yolcusu" olduğunu kaydeden Erim, Ağar ailesinin gönlünün yaslı, gözünün yaşlı olduğunu ifade ederek, "Acıların en büyüğü evlat acısı, bundan büyüğü yok... Ama peygamberimiz Hz. Muhammed, bunu 6 defa tattı. Allah, Ağar ailesine peygamberimizin bu sabrını ihsan eylesin" diye konuştu.

Erim'in konuşmasını ardından Yasemin Ağar için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Mehmet Ağar kızının toprağa verilmesinden sonra bir süre daha mezarlıkta kalarak başsağlığı dileklerini kabul etti.

Geniş önlemler

Cenaze nedeniyle sabah erken saatlerden itibaren Fatih Camii'ne giden cadde ve sokaklar polis tarafından trafiğe kapatılırken, cami çevresinde de geniş güvenlik önlemleri alındı.

Güvenlik güçleri, camiye sadece tek kapıdan girişe izin verirken, törene katılanların da tek tek üstü arandı.

Cami kubbesine ve minaresine de çevik kuvvet polisleri yerleştirildi. Bomba uzmanları da cami içinde ve dışında kuş uçurtmadı.

Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'ne bağlı olarak çalışan 500'ü aşkın çevik kuvvet polisinin görevlendirildiği cenazede, cami avlusu protokolün geçişine kolaylık sağlanması ve basın mensuplarının rahat görev yapabilmesi amacıyla düzenlendi.

Cami avlusu polis barikatlarıyla çevrilirken, cenazenin konulduğu bölüm de yine barikatlar ile ayrıldı.

Cenazeye katılanlar

Cenazeye başta bakanlar, milletvekilleri olmak üzere çeşitli illerin vali ve emniyet müdürleri, belediye başkanları, emniyet mensupları, işadamları, sanatçılar, sporcular, Yasemin Ağar'ın okul arkadaşları, yakınları ve vatandaşlar katıldı.

Devlet Bakanları Ufuk Söylemez, Bahattin Şeker, Saim Ensarioğlu, Bekir Aksoy, Adalet Bakanı Şevket Kazan, İçişleri Bakanı Meral Akşener, Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan, Milli Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam, Adalet Bakanı Şevket Kazan, Sanayi ve Ticaret Bakanı Yalım Erez, Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu, Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna, Turizm Bakanı Bahattin Yücel, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın eşi Berna Yılmaz, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, DYP Genel Sekreteri Nurhan Tekinel, milletvekilleri Doğan Güreş, Hayri Kozakçıoğlu, Ünal Erkan, Necdet Menzir, Mustafa Taşar, Şadan Tuzcu, Hüsamettin Özkan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Yasemin Ağar'ın mezun olduğu İstek Vakfı okulları kurucusu Bedrettin Dalan, Emniyet Genel Müdürü Alaattin Yüksel, İstanbul Valisi Rıdvan Yenişen, Bursa Valisi Orhan Taşanlar, İstanbul Emniyet Müdürü Ramazan Er, İl Jandarma Alay Komutanı Kıdemli Albay Baki Onurlubaş, görevden alınan Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin, İstanbul eski Emniyet Müdürü Kemal Yazıcıoğlu, İstanbul 3. Kolordu ve Batı Garnizon Komutanı Korgeneral Edip Başer, Nevzat Ayaz, Gürbüz Çapan, Özel Harekat Dairesi eski Başkanı Korkut Eken, İhsan Kalkavan, Şadan Kalkavan, Mustafa Denizli, Orhan Keçeli, İbrahim Tatlıses, Selahattin Alpay, Süleyman Seba, Faruk Süren, Necdet Ulucan, Faruk Tınaz, Tanju Çolak, Rıdvan Dilmen, İsmail Kahraman, Hayri Kozakçıoğlu, Hasan Ekinci, Bahattin Şeker, Kaya Çilingiroğlu, Sadettin Tantan, Mustafa Taşar, Ergun Gürsoy, Alaattin Yüksel, Turhan Tayan, Necmettin Cevheri, Cemil Serhadlı, Celal Adan, Hacı Akın, Necati Süer, Tunceli Valisi Atıl Üzergün, İhsan Doğramacı, Nevşehir Valisi Şinasi Kır, Şırnak Valisi Kamil Acun, Bahattin Yücel, Türker İnanoğlu, Namık Kemal Zeybek, Berna Tokar, Reşat Altay...

Çelenk gönderenler

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in cenaze törenine gönderdiği çelenk de, Yasemin Ağar'ın tabutunun hemen arkasına konuldu. Törene ayrıca başta Başbakan Necmettin Erbakan ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller, Genelkurmay Başkanı Org. İsmail Hakkı Karadayı olmak üzere çok sayıda kişi çelenk gönderdi.

Cenazede göze çarpan diğer çelenkler şöyle:

Adnan Güngör, Onur Kumbaracıbaşı, Mustafa Taşar, İsmet Sezgin, Uğur Gür, Jak Kamhi, Recep Ordulu, İbrahim Güven, Süleyman Sazak, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Fenerbahçe Spor Kulübü, Ankara Polis Koleji, İlhan Mutlutürk, Yılmaz Sazak, Erol Simavi, Mustafa Sandal, Türker İnanoğlu, Şahin Özer, Fahrettin Aslan, Sedat Peker, DGM Başsavcılığı, Güner-Fuat Aybal...

Ankara'dan özel uçak geldi

Ağar'ın kızının cenazesine katılmak üzere bakan ve milletvekilleri de kiralanan özel bir uçakla İstanbul'a geldiler.

Sabah saatlerinde Ankara'dan havalanan 72 kişilik RJ 100 tipi uçak, İstanbul Atatürk Havalimanı apronunda Ulusoy firmasından kiralanan 5 otobüs tarafından karşılandı.

Türk Hava Yolları'ndan kiralanan uçağın getirdiği yolcular saat 11.00 sıralarında bu otobüslerle cenaze namazının kılınacağı Fatih Camii'ne hareket etti. Bu arada Elazığ'dan da birkaç otobüs dolusu kişi cenaze için İstanbul'a geldi. 72 kişi, cenazeden sonra Ankara'ya döndü.


Acının da acısı

Ahmet Vardar.

Mehmet Ağar'ı mesleğim icabı küçüklüğünden beri tanırım. Hatta ve hatta rahmetli babasıyla da çalışmıştık. Zülfü Ağar zamanında İstanbul'da Emniyet Müdür Yardımcılığı'nda bulunmuştu. Mehmet o zaman gencecik bir çocuktu. Onu daha sonra bir kaçakçılık operasyonunu yöneten genç bir komiser muavini olarak tanıdım. Bizim Mehmet, Polis Koleji'nden sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni de bitirmiş istikbali parlak bir polis şefi olarak hayata atılmıştı. Nitekim mesleğinde kademeleri birer birer aşarak genç yaşında Emniyet Müdürü olmuştu. Daha sonra Valilik ve İçişleri Bakanlığı'na kadar yükselmişti. İşte Mehmet Ağar'ı bütün bu seviyelerde görev yaparken devamlı izlemiş hatta bazen yapıcı uyarılarda bile bulunmuştum. Siz ister inanın ister inanmayın ama ben kadere inanırım... İşte kaderin kötüsü Mehmet'in başına geldi. Önce gencecik, filiz gibi kızı amansız hastalığa yakalandı, sonra şimşek gibi yükseldiği yerden habis bir kamyon kazası yüzünden ayrılmak yüzünde kaldı... Ardında da canı gibi sevdiği kızından oldu... Acının da acısı vardır derler işte en büyük acıyı böyle yaşadı Mehmet Ağar...

Cenazenin Fatih Camii'nden kalkacağını öğrenince namaz vaktinden bir saat önce Fatih'e gittim. Cami avlusunda biriken kalabalık Rahmetli Özal'ın kadar değildi ama ona yakındı. Normal cenazelerde gruplar öbek öbek toplanıp, sohbetler ederler. Burada ise öbek öbek değildi... Çünkü yüklü bir kalabalık vardı... Şöyle bir göz attığımda hemen hemen Bakanlar Kurulu'nun DYP'li bütün üyeleri oradaydı. Refah Partisi'nden, yani hükümet ortağından sadece Adalet Bakanı Şevket Kazan'ı görebildim. Askerlerden pek tanınmış sima yoktu. Sadece İl Jandarma Komutanı'nı ve bir tuğgenerali görebildim resmi üniformalı olarak. İsimleri dillere pelesenk olmuş iki ünlü sima da oradaydı. Biri Korkut Eken diğeri ise İbrahim Şahin idi. Göğüslerini gere gere kalabalığın içinde dolaşıyorlardı. Her kesimden insan vardı topluluğun içinde... Emekli polisler, emekli valilerden tutun da, tanınmış kebapçılar, gazinocular, futbol takımlarının amigolarına kadar oradaydılar... Ama benim dikkatimi celbeden daha önemli bir şey vardı orada... Bu dikkatimi çeken şey daha ziyade bayanların oluşturduğu halk topluluğuydu... Amaçları gözlerinden okunuyordu... Hepsi bu müthiş acıyı paylaşmak için oraya gelmişlerdi. Yani tecrübeli bir gazeteci gözüyle ifade etmek istiyorum ki toplama değildi bu kalabalık... Ulaşabilenler Mehmet Ağar'a başsağlığı dilediler, ulaşamayanlar ise bir Fatiha okumakla yetindiler.

Aylardır medyada yapılan spekülasyonları izleyenlerden biri olarak şöyle civarda dolaşayım da konuşulanlara kulak kabartayım dedim... Kadın, erkek, genç ve yaşlılardan oluşan topluluğun konuştukları bir hayli ilginçti. Mesela bir orta yaşlı hanım yanındakine "Ne olmuş yani?... Üç tane vatan haini öldürtmüşse..." diyordu. Bir başkası ise "Kurbanlar olsun böyle insana... Ülkesi için nelere katlanmış" ifadesini kullanıyordu. Yani anlayacağımız Tansu Çiller'in, Mehmet Ağar'a boşa destek vermediği belli oluyordu. Belirli bir kesim bütün olaylara ve yazılara rağmen Mehmet Ağar'ı tasvip ettiklerini gerek hareketleriyle gerekse konuşmalarıyla apaşikar belli ediyorlardı.

Bu konuların bir haberci olarak içinde olma hasebiyle durumun bu merkezde olduğunu gözledim ve bu yazıyı yazdım...


"Her güne kendi acısı yeter"

Fügen ÜNAL ŞEN

İstanbul'da insanın iliklerini donduran keskin bir soğuk. Fatih Camii'nin avlusunda buz gibi bir rüzgar esiyor. Caminin avlusunu mahşeri bir kalabalık doldurmuş.

İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar'ın kızı Yasemin'in cenazesine katılmak için sabahın erken saatlerinden itibaren siyasiler, işadamları, sanatçılar, spor dünyasının tanınmış isimleri cami avlusunda yerlerini almışlar.

Bir uçtan bir uca tıka basa dolu olan avlunun bir köşesinde iki musalla taşı var. İkisinin üstü de dolu. Musalla taşlarından birinin üstünde, önünde gülümseyen fotoğrafıyla birlikte 18 yaşındaki Yasemin Ağar'ın tabutu, diğerinde 87 yaşındaki Safiye Sekban'ınki.

Yasemin, Safiye Teyze'den daha önce alıyor yerini. Onun için gelenler henüz camiyi doldurmadan annesi Emel, babası Mehmet ve ağabeyi Tolga'nın önünde, tabutuna gülümseyen bir fotoğrafı yaslanmış bir biçimde, namaz vaktini bekliyor.

Safiye Sekban'ın yakınlarıysa, caminin bu kadar kalabalık olacağını düşünemediklerinden mi nedir, biraz geç geliyorlar Fatih Camii'ne. Yüzlerce polisin çevrelediği camiye girerlerken, yanlarından geçen tanınmış simalara bir mana veremiyorlar belki de.

Avluya girer girmez, tabutu bu insan selinin arasından geçirip musalla taşına yerleştirirlerken, Yasemin için avluyu dolduranlar onlara yol açıyor, omuz veriyor, destek oluyor. Safiye Sekban'ın tabutu da uçarcasına Yasemin'in yanına yerleştiriliyor. Hatta avluda, Yasemin'in cenaze törenini izlemek için gelen bazı meraklı vatandaşlar "Ah, zavallı çocuğun cenazesi geldi" işte diyerek dua okumaya başlıyorlar bilmeden.

Safiye Teyze'nin ailesi kalabalıktan hem memnun hem de şaşkın...

Cenazenin başında nöbet beklerlerken, Yasemin'in cenaze namazını kıldıran Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, "Bir cenazemiz daha var. Arkasında bu kadar kalabalık bir cemaatle namaza duracağımız Safiye Hanım için, hatun kişi niyetine" diyerek avluyu dolduranları ikinci cenaze namazına çağırıyor.

Belki bir gün önce ya da bir gün sonra hayatını kaybetse cenaze namazına az sayıda kişinin katılacağı Safiye Sekban için bütün avlu namaza duruyor.

Namazlar kılındıktan sonra Mehmet Nuri Yılmaz, Safiye Sekban'ın yakınlarına "Cenazenizi alabilirsiniz" diyor. Safiye Sekban'ın tabutu kalabalığın da yardımıyla uçarcasına camiden çıkarılıyor.

Birkaç dakika sonra da, önce babası Mehmet Ağar'ın omuzladığı Yasemin'inki...

Cenazeler ve cemaat kapıdan çıkınca, Fatih Camii'nin avlusu her zamanki sakinliğine dönüyor. Türk Eğitim Vakfı'nın çelenklerinin üstündeki isimleri toplamaya çalışanların telaşı dışında birkaç kişi kalıyar camii avlusunda. Safiye Sekban'ın yakınları bir köşede ağlarken insan, "Her ölüm biraz erkendir" sözünü daha iyi anlıyor.


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır) YÖRE Elektronik Yayimcilik A.S.