kapat

21 OCAK 1997 SALI

SABAH'IN dev araþtýrmasý / 7


Doktor raporu önce deli, sonra akýllý dedi!

HULUSÝ TURGUT yazdý

Said Nursi, Padiþah Abdülhamid'in huzurunda, alýþýlmýþýn dýþýnda bir üslup ile konuþtuðu için önce askeri mahkemeye çýkarýlmýþ, ardýndan da týmarhaneye (akýl hastanesi) kapatýlmýþtý. Bu arada týmarhane doktoru ile karþý karþýya gelip, ona içini döküyordu. Doktor, kendisini dikkatle dinlemiþ, daha sonra da þunlarý söylemiþ: "Eðer Bediüzzaman'da zerre kadar mecnunluk (delilik) eseri varsa, dünyada akýllý adam yoktur."

Said Nursi, doktor raporu ile girdiði týmarhaneden, yine doktor raporu ile çýkar. Tabii, kendisini önce Yýldýz Askeri Mahkemesine, sonra Týmarhaneye gönderen Zaptiye Nazýrý (Ýçiþleri Bakaný) Þefik Paþa'nýn yine huzuruna alýnýr. Karþýlýklý atýþma, aynen devam eder. Þimdi, tarihi kaynaklardan, bu ilginç atýþmayý izleyelim:

Þefik Paþa : Padiþah sana selam etmiþ, bin kuruþ da maaþ baðlamýþ. Memleketine dönünce, otuz lira yapacakmýþ. Ayrýca, seksen altýn göndermiþ.

Said Nursi : Ben, maaþ dilencisi deðilim. Bin lira da olsa, kabul etmem. Kendim için gelmedim, memleketim için geldim. Hem de, bana vermek istediðiniz rüþvet, "sus payý"dýr.

Þefik Paþa : Ýrade'yi reddediyorsun, irade reddolunmaz.

Said Nursi : Padiþah darýlsýn, beni çaðýrsýn, ben de doðruyu söyleyeyim diye reddediyorum.

Þefik Paþa : Sonucu kötü olur.

Said Nursi : Sonucu deniz olsa, geniþ bir kabirdir. Ýdam olunsam, bir milletin kalbinde yatacaðým. Ben, milletimin sorunlarýný, Devletime iletmeye geldim, maaþ kapmaya gelmedim.

Þefik Paþa : Senin isteklerin, Bakanlar Kurulu'nda görüþülüyor.

Said Nursi : Doðu'ya üniversite açýlma isteðimi ikinci plana ittiniz. Ama, bana maaþ baðlama düüncenizi birinci plana çýkardýnýz.

Þefik Paþa : Ne demek istiyorsun?

Said Nursi: Ben, hür yaþadým. Özgürlüklerin meydaný Anadolu daðlarýnda büyüdüm. Bana, hiddet fayda vermez. Boþuna yorulmayýn. Beni Fizan'a, Yemen'e nereye sürerseniz sürün razýyým.

Yarýn: Said Nursi Teþkilat-ý Mahsusa hizmetinde.


'Aczmendiler bizden deðil'

Fethullah Gülen: Kýlýk kýyafetleri ürkütücü

Nur Cemaati liderlerinden Fethullah Gülen, "Aczimendi Olayý" konusundaki sorularýmýz üzerine, konuyu þöyle deðerlendirdi:

Hulžsi Turgut- Günümüzde, bir "Aczimendi Olayý" var. Medyadaki görüntüsü ve siyasilerin beyanlarý ile bu konuyu nasýl deðerlendiriyorsunuz?

Fethullah Gülen- "Aczimendi", çok hassas bir konu. Bunlar, yeni çýktýlar, yani üç-beþ senelik ömürleri var.

Hulžsi Turgut- Bunlarýn, Nur Cemaati ile bir alakalarý var mý?

Fethullah Gülen- Bunlardan bazýlarý, belki Nur Cemaati ile çok ciddi alakasý olan bazý zat'larýn yanýna gidip gelmiþ olabilirler. Ben, baþlarýndaki zat'ý þahsen görmedim, ama kardeþini tanýrým. Kardeþi veya aðabeyi, Elazýð'daki Albay Hulžsi Bey'in (Hulžsi Yahyagil) yanýna gidip gelen, Hulžsi Efendi'ye çok yakýn bir zat.

Ama Üstad Bediüzzaman, yani sistem, hizmet olarak, klasik manada, kendi tarifi içinde tarikatçý olmadýðý gibi, Hulžsi Efendi tarikatçý deðildir. Hiç kimseye tarikat vermesi de mümkün deðildir. "Nur"a gönül vermiþ insanlar arasýnda "Hulžsi Aðabey" diye anýlýrdý. O bir gazi Türk subayý idi. Kendisi, mübarek bir zat'tý. Nur'larý okur, izah eder, anlatýrdý.

O'nun vefatýndan sonra, bunlar ortaya çýktýlar. Sanki o ocak, bir tekkeymiþ gibi. Hulžsi Efendi'nin, bunlara böyle ders vermesi mümkün deðil. Böyle tarikatçýlýk olmaz. Yani, tarikatçýlýk deðildir bu. Hulžsi Efendi'nin, bunlara böyle ders vermesi mümkün olmadýðýna göre, baþka kimden almýþlarsa, tabii onu söylemeleri lazým.

"Aczimendi"nin anlamý

Bediüzzaman, "Aczimendi"yi ifade olarak kullanmýþ. Yani, "aciz kul", "fakir kul" anlamýna. Yani, kudret sahibi, "Allah"týr. O'na göre, biz aciziz, demektir. "Aczimendi" tabiri, bir tarikat ismi olarak tuhafýma gidiyor. Aslýnda "aczi" bizim bildiðimiz anlamda "acizlik" demektir. "Mend" kelimesi ise, Farsça "li-lý" takýsýdýr. Kýsacasý "aczimendi", "acizliler" karþýlýðýnda kullanýlýr. Yani, "aciz".

Onlarýn kýlýk kýyafeti ürkütücü, ürpertici. Bu kýlýk kýyafet, bilmem detaya girer mi? Usule girmediði muhakkak. Usul, erkan-ý imamiye gibi, Ýslam'ýn esaslarý gibi hususlardýr. Allah'ýn farz kýldýðý, vacib kýldýðý þeylerdir. Ve bunlar içinde de, usuller usulü, Allah'a imandýr. Bir kere Efendimizin (s.a.v.) siyah giydiðine dair ben hiçbir rivayet bilmiyorum. Aksine, O'nun bazý hadislerinden mülhem, koskoyu, siyah giymenin tenzihen (eksiksiz) mekruh (yapýlmasý istenmeyen) olduðuna dair fýkýhta rivayet vardýr.

Efendimiz (s.a.v.) öyle kostüme çok önem vermedi yani. Neyi bulduysa, onu giydi. Bir defasýnda Efendimiz'in sýrtýnda kýrmýzý bir gömlek gördüler. Çok da yakýþýyordu. Hatta Cabir diyor ki: "Bir defasýnda ay'ýn ondördüydü. Bir ay'a baktým, bir de O'na baktým. Vallahi söyleyemem ben, ay mý daha güzeldi, O'mu daha güzeldi?" Elbise, kendisine o kadar yakýþmýþtý. O kadar güzel yakýþan elbiseyi görünce, "Ya Resullah, o elbiseyi bana versene" diyor, O da çýkarýp veriyor. Yani, þöyle hülasa (özet) edebiliriz: Efendimiz (s.a.v.) hususi böyle terzilere gidip, hususi elbise yaptýrmýyordu. Kostüme, hususi önem vermiyordu. Ama, giydiði þeylerin hepsini, çok güzel giyiyordu. Çok temiz giyiyordu, pýrýl pýrýldý. Güzel kokular sürünüyor, imrendiriyordu.

Evet, bu açýdan kýyafet, detaya ait bir mes'eledir. O mes'ele ile bence ne kimseyi küstürmeli, ne de böyle yapmayan çizgi dýþýndadýr, þeklinde görülmeli, telakki edilmeli. Bana göre, onlara da bir þey denmemeli. Yani öyle yapýyorlar, ediyorlar ama, fakat tabii, gönülleri Allah bilir. Ýnþaallah öyle deðildir. Dilerim ben, þov yapýyor olmasýnlar. Bir de "asa" vardý. Efendimiz'in, öyle yanýnda sürekli "asa" taþýdýðýna dair mevsuk (inanýlýr), muteber (itibarlý) kitaplarda ciddi birþey yok. Tabii harbe giderken, silahý vardý muhakkak.

Hulžsi Turgut - Tekvando gösterilerine ne dersiniz?

Fethullah Gülen- Vallahi onu hiç bilmiyorum. Biz, muhabbet fedaileriyiz. Öyle harb-ý darb'e, kine, kavgaya niyetimiz yok. Biz, binlerce ordu ile, binlerce yeri fethetmekten, beþ-on insanýn gönlüne girmeyi, onun ruhunu fethetmeyi yeðler ve tercih ederiz.

Mehmet Kutlular: Kocatepe Camii'ndeki olay, provakasyon

Yeni Asya Nur Cemaati Lideri Mehmet Kutlular, Bediüzzaman için Ankara Kocatepe Camii'nde mevlid okutulurken aczmendilerin, polisle çatýþmasý ve geliþen olaylar üzerine bir deðerlendirmede bulundu. Kutlular'a göre olay, provakasyon. Konu ile ilgili deðerlendirmesi ise þöyle:

"Bizim camilerimiz, ibadet yeridir. Tarikatlarýn, tekke ayinlerini yaptýðý yer deðildir. Ecdadýmýz da asýrlar boyu hep böyle yapmýþ. O iþler, tekke ve zaviyede olur. Aczmendiler, camiin içine geliyor, zikrini orada yapýyor. Bu, farz-ý ibadet deðil, nafile ibadet. Bundan sonra, öteki tarikat mensuplarý da camiye gelir, ayný þekilde hareket eder. Bu, çok yanlýþtýr.Camiin nizamý da bozulur.

Biz, herkese açýk mevlid yaptýk. Onlar da gelmiþler mevlid'e. Ýkiþer, üçerli geziyorlar. Biz arkadaþlarýmýza, bunlara ilgi göstermemelerini, tartýþmaya girmemelerini söyledik.

Vali beyefendi polislere, kendisine göre bir emir veriyor, 'bunlarý içeri sokmayýn' diyor. Hiç gereði yokken, hadise çýkýyor. Bu bir provakasyondur.

Aslýnda, aczmendilerin hareketini de fevkalade yanlýþ buluyorum. Üstad Bediüzzaman'ýn böyle zikir þeklinde hiçbir hareketi yoktur. Nur cemaatinde, namaz sonrasý 'tesbihat' vardýr."

Mehmet Kýrkýncý: Ellerindeki sopalarla kimi dövecekler?

Doðu Anadolu Bölgesi'nin etkin dini otoritelerinden Nur Cemaati lideri Mehmet Kýrkýncý, "Aczmendiler olayý"ný deðerlendiriyor ve "Bunlarýn yaptýklarýnýn hiçbirisi, Üstad Bediüzzaman'ýn prensiplerine uymuyor" diyor. Mehmet Kýrkýncý'nýn bu konudaki açýklamasý ise þöyle: "Bunlarýn yaptýklarýnýn, Üstad Bediüzzaman'ýn ortaya koyduðu prensiplerle alakasý yok. Tarikatta da yeri yok. Nedir böyle gayri muntazam sakallar, elde sopalar? Bunlar, ellerindeki sopalarla kimi dövecekler. Hani, 'fakrimendi'lerdi. Yani fakirlerdi... Hani 'aczmendi'lerdi, yani aciz kullardý..."


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGÝ BASIM YAYINCILIK SANAYÝ VE TÝCARET A.Þ. (Her hakký saklýdýr) YÖRE Elektronik Yayimcilik A.S.