kapat

16 OCAK 1997 PERSEMBE

Kırmızı Bölge...

Kapıdan girerken inşallah bizimkiler-öbürkiler tasnifine uğramazsınız çocuklar.

Üniversitelerde bir kıvılcım çakınca, ödüm patlıyor.

- Eyvah... hepsi şaka, bu ciddi.

Diğer felâketleri o zaman unutuyorum.

Enflasyon, grev, siyasi kirlenme, Kıbrıs, Susurluk, gensoru, aklama, yıkama... hepsini bir kenara koyuyorum. Nasılsa geçer diyorum, elbet bulunur bir çaresi...

Hattâ her gece TV'lerde yaşadığımız şiddet, hiddet ve dehşet'in, mutlaka bir gün def'olup gideceğini umuyorum.

Ama üniversitelerde bir patırtı çıkınca, yüreğim ağzıma geliyor:

- Eyvah... şimdi yandık.

*

Canımı sıkan başka şeyler yok mu?

Çook.

Ticaret kaypak.

Siyaset dönek.

Adalet ürkek.

Hepsine yanıyorum.

Şu sıralar, romanları renksiz, şiirleri ruhsuz, şarkıları şahsiyetsiz buluyorum.

Her gazetenin en çok okunan, her kanalın en çok izlenen oluşuna şaşıyorum.

İlkesiz milletvekillerine, icraatsız bakanlara, iktidarsız liderlere deli oluyorum.

Artist futbolculara, eyyamcı hakemlere ve acemi kameramanlara çıldırıyorum... Tabii Fenerbahçe mitingi'nin telaffuzuna bile dayanamıyorum.

Olsun... hepsinin ilâcı var:

- Ciddiyet.

Bu bakımdan içim rahat... Elbet bunlar geçer, bir gün nasılsa ciddiyet geri gelir diye avunuyorum.

Ama üniversitelerde bir kavga çıkınca... taşlar, sopalar, bıçaklar yine ortaya dökülünce... tehlikeli sloganlar yine atılınca, karalar bağlıyorum.

Ürperiyorum.

Çok korkuyorum.

- Eyvah... aynı noktaya mı geldik?

*

Hangi nokta olduğunu bilirsiniz.

Kırmızı bölge'dir orası.

Türkiye'nin yumuşak karnıdır.

Anaların gözyaşları hâlâ kurumamıştır.

Aman dikkat.

Hükümet dikkat... Polis dikkat... Hele Basın, en dikkat.

Gözünüzü seveyim.

Siyaset, isterse daha pislensin... nasılsa geçer.

Ticaret, isterse daha da kirlensin, cemiyet isterse daha kaşarlansın... nasıl doyar, bıkar, usanır... Ya da şu veya bu şekilde hizaya gelir.

Ama Türk Gençliği, üniversite anfilerinde ve bahçelerinde birbirini yine kırmaya ve vurmaya başlarsa, bu ülkeyi bir daha kimse geriye getiremez.

Oradaki kıpırdanma, çok canımı sıktı.

- Bir kıvılcımdır.

Şimdilik öyledir.

Hemen söndürelim, üstüne kapanalım.

*

Geçen def'aki kavga, sağ-sol kavgasıydı.

Formalar belliydi bâri.

Ülkücüler-Devrimciler, birbirlerinden net biçimde ayrılıyorlardı. Zaten bir düdük çaldı, herkes dağıldı. Yine de 5500 vatan evlâdı öldü.

Bu def'a öyle de değil.

Daha beter.

Çünkü İslam ve Atatürk karşı karşıya getirilmektedir. Oyun budur.

Bizimkiler-öbürkiler diye başladığımız salon muhabbeti, bakın hangi noktaya gelip dayandı.

3-5 yılda oldu bu.

75 yıllık gerilim, 3-5 yıla sığdırıldı... Rekordur.

Bu bakımdan özel televizyonlar'ın herbiri sahiden şampiyon'dur.


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır) YÖRE Elektronik Yayimcilik A.S.