kapat

16 OCAK 1997 PERSEMBE

Puzzle...

Puzzle, İngilizce bir kelime. Bir sabır oyununun adı... Kesilmiş parçaları düzgün birleştirdiğiniz vakit ortaya bir resim çıkıyor...

Kesik kesik parçaları ortaya anlamlı bir resim çıkaracak şekilde nasıl yerleştireceğinizi keşfedebilmek ise oyunun "sabır" isteyen yanı...

Son zamanlarda gazete haber ve yorumlarını okurken, kendimi puzzle oynar gibi hissediyorum...

Ama bir farkla...

Gazete "puzzle"ında "sabıra" gerek yok... Resim kendiliğinden beliriyor çünkü... Yeter ki siz haber ve yorumları arka arkaya sıralayıverin...

* * *

Benim dünkü "puzzle"ım şöyleydi:

"Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin son zamanlarda aldığı kararları 'yanlı ve siyasi' bulan Türkiye, bu kuruluşlarla ilişkilerini 'dondurmaya' hazırlanıyor.

Türkiye'nin bu kuruluşlarla ilişkilerini dondurması halinde, Türk vatandaşları insan haklarının ihlal edildiği durumlarda Strasbourg'a başvuramayacaklar." (Zeynel Lüle-Hürriyet)

* * *

"Türk vatandaşlarına, Strasbourg mahkemelerine kişisel başvuru hakkının tanındığı 1987'den beri yaklaşık 1600 başvuru kaydedildi. Bunlardan 700'ü kayda geçirildi. 480'i hakkında Türk Hükümeti'nden bilgi istendi.

Başvurulardan 134'ü kabul edildi. 278'i reddedildi. 38 başvuru hakkında kapsamlı rapor hazırlandı.

Özellikle Güneydoğu'dan gelen köy yakmalar ve işkence başvurularında yüklü tazminat ödemeye mahkum edilen Türkiye, bir yıl öncesine oranla en çok başvurunun yapıldığı ülke durumunda.

Başvuru sayısı 1995 yılında 214 iken, 1996 yılında 562 oldu." (Yukarıdaki haberin içinde "Başvuru yağıyor" başlıklı kutu)

* * *

"Ümraniye Cezaevi'nde ölenlerin cenaze töreninde çıkan olayları izlerken gözaltına alınan ve 8 Ocak'ta cesedi bulunan Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe'yi öldürdükleri iddiasıyla açığa alınarak haklarında dava açılan on bir polis daha göreve iade edildi.

Yargılamanın uzun süreceğini belirten Emniyet Genel Müdürlüğü'nün başvurusu ve İçişleri Bakanı Meral Akşener'in onayıyla polisler görevlerine iade ediliyor." (Sabah)

* * *

"Türk Ceza Kanunu'nun 'çete oluşturmak' suçunu içeren 313'üncü maddesinin Devlet Güvenlik Mahkemesi kapsamından çıkarılması yönündeki kanun tasarısı, TBMM Adalet Komisyonu'ndan geçerek Meclis'e gönderildi.

RP ve DYP gruplarının hafta sonuna kadar yasallaşması için çaba harcadıkları tasarı ile üç özel tim görevlisi ve diğer muhtemel çete sanıklarının DGM'de yargılanması mümkün olmayacak."

("Çeteyi kaçırıyorlar" başlıklı manşet-Radikal)

* * *

"Karanlık olayların flaş ismi Yaşar Öz'ün, üst düzey bürokratlara verilen yeşil pasaportla gittiği Amerika'da eroin satmak isterken yakalanmaktan son anda kurtulduğu ortaya çıktı.

Yaşar Öz, Amerikan makamlarınca, "95-CR 1103" numarasıyla arananlar listesine alındı.

Bu gelişme, korkunç bir kuşkuyu da beraberinde getirdi. Yaşar Öz'ün yeşil pasaportu 1994 yılında evinde ele geçirilmiş ve sonra da resmi yazıyla İstanbul polisince Emniyet Genel Müdürlüğü'ne gönderilmişti.

Yaşar Öz, ABD'ye bir yıl sonra gittiğine göre, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne gönderilen pasaportunu bilinmeyen bir yolla yeniden elde etti. Bu pasaport kendisine kim tarafından verildi?"

("Devlet pasaportu ile eroin pazarlığı" manşetinden-Hürriyet)

* * *

"Lice'de vatandaşların zorla korucu yapıldığı iddialarını yerinde araştırmak isteyen HADEP heyetine, Olağanüstü Hal Bölge Valisi Necati Bilican izin vermedi.

Lice ilçesinde iddiaları yerinde araştırmak isteyen HADEP Genel Başkan Yardımcıları Vali Bilican'ı makamında ziyaret etti. Lice'ye gitme izni alamayan heyet üyeleri basın toplantısı düzenledi.

Ahmet Türk, Lice'de durumu yerinde görmek istediklerini belirterek şöyle dedi:

"Korucuların neden suskun olduğunu anlamak istedik. Bunlar gönüllü silah almış olsalar, engelle karşılaşmazdık. Lice'de yüzde 72 oranında oy almıştık. Halkın güvenini verdiği bir siyasi parti ilçeye sokulmuyor." (Hürriyet)

* * *

"26 Ağustos 1994'te Silivri'deki Yüksekova'lı Kadir Akbıyık'ın yazıhanesinde fidyecilerle buluştuk. Polis baskın yaptı.

Kanat ve suç ortakları DYP Bingöl milletvekili adayları Mehmet Yazıcıoğulları ve Nizamettin Kuzulu yakalandı.

Mahkemede tutuklanarak dört yıl ceza aldılar.

Çeteyi çökerttik derken sadece 15 gün sonra Kanat'ı dışarıda gördük. Resmi olarak içeride gözüküyor ancak dışarıya çıkarılmış." (Susurluk Komisyonu'nda Naci Keremoğlu'nun yaptığı açıklama-Milliyet)

* * *

"CHP Genel Sekreter Yardımcısı Sinan Yerlikaya da 'Yeşil'i tanıyor. Yerlikaya 'Yeşil'i anlattı. Onu Tunceli Ovacık ilçesinde görmüş. Nasıl karşılaştıklarını şöyle anlattı:

'Yeşil'in Ovacık Emniyet Amirliği binasında kaldığını biliyordum. Arayıp kendisiyle konuşmak istediğimi belirttim. Bizi emniyet amirinin odasında ve onun koltuğuna oturarak karşıladı. Devlete karşı gelenleri temizlediğini söyledi. Elinde bulunan defterden benim adımı gösterdi. 'Bak sen siyasi davalara giriyorsun. Dosyan iyice kabarmış. Senin de hesabını göreceğim' dedi.

Sinan Yerlikaya bu görüşmeyi 1990 yılında yapıyor. 'Yeşil'le ilgili şikayetleri kaymakama iletiyor. Aldığı cevap ilginçtir. Yeşil'in direkt Ankara'ya, hatta Genelkurmay'a bağlı olduğu kendisine söyleniyor. Kaymakam ve ilçe jandarma komutanı yüzbaşı, ona bir şey yapacak güçleri olmadığını belirtiyorlar." (Oral Çalışlar-Kimdir bu 'Yeşil?'- Cumhuriyet)

* * *

Bugünlük, puzzle burada tamamlanıyor. Çünkü resim ortaya çıkıyor. Siz de resmin çok berrak bir biçimde ortaya çıktığı konusunda benimle aynı fikirde değil misiniz?


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır) YÖRE Elektronik Yayimcilik A.S.