kapat

16 OCAK 1997 PERSEMBE

Düz mantık...

Adalet güneşinin ışıltısı göründü. Bu ülkede "hakimler de var.." diyeceğimiz ve geç kalmış bir lezzeti hissederek yaşayacağımız günler de geliyor.

Ana eksen netleşti...

Ana eksen; PKK'nın finasman kaynağı olan eroin gelirleri ile kumarhane gelirlerini kurutma mücadelesi sırasında bir takım insanlar çıkıp "işi kendi kişisel kazançlarına doğru yonttular mı, yontmadılar mı?" sorusu üzerinde şekillendi...

Yonttular mı, yontmadılar mı?...

Asıl aradığımız cevap bu...

İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine adları Topal cinayetine karışan 5 Özel Tim görevlisi koruma ile bir şoför, çete kurmak iddiasıyla tutuklandılar. Hapishaneye konuldular.

Düz mantıktan gidersek...

Beş Özel Tim'ci DYP milletvekili Sedat Bucak'ın korumalarıydı. Korumalar çete kurdularsa, korudukları insan da acaba bu çeteden haberli midir, değil midir?

Sedat Bucak da içinde midir?

Ayrıca beş Özel Tim'ciyi Sedat Bucak'ı korumayla görevlendiren de İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar değil midir? Korumalar çete kurdularsa, onlara görev veren Mehmet Ağar bu çeteden haberli miydi, değil miydi?..

Düz mantıktan gidersek...

Ne çıkıyor?

Düz mantıktan gidersek...

İşin sonu nane çıkıyor...

***

Adalet, kuşkusuz düz mantıktan gitmeyecektir. Sedat Bucak, Mehmet Ağar, korumalar, emniyet müdürleri, Teftiş Kurulu raporunda adı geçen 58 kişi "ne yaptıysak bu memleket için yaptık..." diyorlar ya, adalet her halde "açıklayın bakalım neler yaptınız.." diyecektir.

Eroinden kaç trilyon lira girdi?

Eroin parası kimlere bölüşüldü?

Kumarhanelerden ne toplandı?

Kumarhane gelirini kimler üleşti?

Kim, kimi nasıl vurdu?

Adalet bunları da araştıracak 58 isim ile olaylar arasında bağlantılar kuracak ve hepsinden önemlisi her halde adı geçenlerin, yakınlarının servetlerini de araştıracaktır.

İşin ana ekseni netleşti...

İşin sırrı da servetlerde...

"Ne yaptıysak memleket için yaptık" diyenlerin serveti nedir, nereden nasıl kazanmışlardır? Herkes bunu merak ediyor ve "Susmuyoruz. İtham ediyoruz" köşesine gelen fakslar ve telefonlarda "sessiz, suskun, seyirci kalmak istemiyoruz" diyenlerin sayısı çığ gibi artıyor. Beklediğimden daha büyük destek geldi. Okurlar fakslarına büyük şair Cahit Sıtkı Tarancı'nın;

"Memleket İsterim

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;

Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim

Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;

Kardeş kavgasına nihayet olsun.

Memleket isterim

Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;

Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim

Yaşamak sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikayet ölümden olsun.

Diyen şiirini de iliştirip gönderiyorlar.


Susmuyoruz. İtham ediyoruz (3)

Bu köşe okurlardan gelen istek üzerine açıldı.

Susmuyoruz....

İtham ediyoruz...

Kurye kız Dilek Önder, içi eroin parası dolu bir valizle İstanbul'a geldi. Dilek'in gelmekte olduğunu Avrupa polisi bildirdi ve bekleyin "kız para dolu valizi kimlere teslim edecek görün... Sonra yakalayın..." diye kanıt toplanacak ve yüksek adeletin tecelli etmesi için hakimin önüne birinci sınıf bilgi konulacak en iyi yolu gösterdi.

Fakat beklemediler...

Kurye kızın üzerine çullandılar...

Eroin parasının kimlere gitmekte olduğunu, çetenin kimlerden, hangi halkalardan oluştuğunu ve polisin, adliyenin, MİT'in, Ordunun, Özel Tim'in, Meclis'in, partilerin, mafyanın, katilleşmiş eski ülkücü tetikçilerin bu işe nasıl karıştığını yakalama fırsatını harcadılar.

İtham ediyoruz...

Bile bile harcandı...

Çete ülkesi olmak istemiyoruz..

Yüksek adelet istiyoruz....

(N.D)...

Tel: (0212) 502 86 53-502 81 38, Faks: (0212) 502 86 83-502 87 52


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır) YÖRE Elektronik Yayimcilik A.S.