kapat

16 OCAK 1997 PERSEMBE

Ağar: Malla-mülkle ilgim yok

Başbakanlık Teftiş Kurulu'nca hazırlanan raporda dokunulmazlığının kaldırılması önerilen İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar, yakın çevresine dert yandı: Ben de konuşacağım ama herkes gibi devlet belgelerini ortaya dökmeyeceğim. Emrimde çalışan bazı insanların yaptığı hatalar beni bağlamaz.

Şebnem GÜNGÖR-Ankara

Susurluk skandalı sonrası ortaya atılan iddiaların kesiştiği kritik isimlerin başında gelen ve Başbakanlık Teftiş Kurulu'nca hazırlanan raporda dokunulmazlığının kaldırılması istemine yer verilen İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar, TBMM Susurluk Komisyonu'na ifade vermeden önce, yakın çevresine konuştu. Önümüzdeki günlerde basına konuşacağını açıklayan Ağar, "Emrimde çalışan bazı insanların yaptığı hatalar beni bağlamaz" savunmasını yaparken, "Ben de konuşacağım ama, herkes gibi devletin belgelerini ortaya dökmeyeceğim" dedi. Ağar, kendisini suçlayan DTP Milletvekili Necdet Menzir'e tepkisini dile getirirken, "Menzir şube müdürü gibi alt düzey bir kadrodaymış gibi davrandı. Biz O'nu korurduk, ama O korktu, ortaya döküldü" diye konuştu.

Susurluk kazası sonrası, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'in baskısıyla İçişleri Bakanlığı'ndan istifa eden ve hemen ardından "susma hakkımı kullanacağım" diyerek, sesiz kalan Ağar, Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunda dokunulmazlığının kaldırılmasının istenmesinin ardından, "konuşmaya" karar verdi. Bugün toplanacak TBMM Susurluk Komisyonu'na ifade vermek üzere çağrılan, ancak "mazeret" bildirerek, ifade vermeye gelemeyeceğini bildiren Ağar, "içini" önce yakın çevresine döktü. Kızının rahatsızlığından büyük üzüntü duyduğu ve moralinin bozuk olduğu bildirilen Ağar'ın yakın çevresine, doğrudan olmasa da DYP grubunun ve Tansu Çiller'in "uzak" tavrına "gücendiğini" söylediği de öğrenildi.

Yeni Yüzyıl'ın edindiği bilgiye göre, Ağar yakın çevresine, dokunulmazlığının kaldırılması istemi ve son olarak da Necdet Menzir'in açıklamaları sonrasında konuşma kararı aldığını açıkladı. Ağar'ın önümüzdeki günlerde, gazeteler ve TV'ler aracılığıyla kendisini savunacağı ve önemli açıklamalarda bulunacağı öğrenildi.

"Artık ben de konuşacağım" diyerek, sesizliğini bozma kararını yakın çevresine anlatan Ağar, "Ben de konuşacağım, ama herkes gibi devlet belgelerini ortaya dökmeyeceğim. Devlet adamlığı nedir, herkese göstereceğim. Benden ne bekliyorlar? Ne yapayım yani, diğerleri gibi devletin gizli bilgi ve belgelerini ortaya mı dökeyim? Bunu bekleyenler yanılırlar. Bugüne kadar sustuysam, devletim için sustum" dedi.

Kişisel çıkar sağladığı ve malvarlığını artırdığı iddialarına da tepki gösteren Ağar, "Benim malla-mülkle ilgim yok. 1. Derecedeki bütün akrabalarımı, bütün tanıdıklarını araştırsınlar. Benim alnım açık. Veremeyecek hesabım da yok. Meclisteki en fakir 50 milletvekilinden biri benim. Merak eden araştırsın, gerçek ortada. Ben ne yaptıysam, devletim milletim için yaptım" diye konuştu.

Devletin her kademesinde görev aldığını, çok üst düzey görevlerde bulunduğunu ve devlet adamlığının ne demek olduğunu çok iyi bildiğini vurgularken de, emrince çalışan bazı isimlerin çeşitli yanlış işlere karışmış olabileceğini, ancak bu durumundan kendisinin sorumlu tutulamayacağını kaydetti. Ağar, "Emrimde çalışan bazı insanların yaptığı hatalar beni bağlamaz" dedi.

Menzir'e büyük öfke

Ağar'ın, İstanbul Emniyet Müdürü olduğu döneme ilişkin çeşitli bilgi ve belgeleri basına sızdıran ve açıklamalar yapan Demokrat Türkiye Partisi üyesi Necdet Menzir'e de büyük tepki gösterdiği bildirildi. Ağar, Menzir'e tepkisini yakın çevresine şöyle aktardı:

"Menzir panik içinde. Üzerine gidilince sanki şube müdürüymüş gibi alt düzey bir kadrodaymışçasına korktu. Biz O'nu korurduk, ama O korkuyla ortaya döküldü."


First Merchant Bank'ta panik

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeyiz. Lefkoşe'nin iş merkezi olan Kubilay Altaylı sokaktaki Hacı Ali Apartmanı'nın 2'nci katında bulunan "First Merchant Bank"ın kapısını çalıyoruz. İçeride müthiş bir panik yaşanıyor. Panik yaşandığı içerideki görevlilerin kapıya kadar gelip defalarca kapı gözünden bize bakmaları ve kapıyı açmadan tekrar içeri kaçmalarından anlaşılıyor.

Bankanın kapısını ısrarla çalmayı sürdürüyoruz. Nihayet bir sekreter kapıyı aralıyor ve "kapalıyız" diyor. "Saat henüz 11.00, banka kapalı olur mu?" diye soruyoruz. Yanıt vermeden kapıyı kapatmak istiyor. Biz, ise bir yetkiliyle görüşmek istediğimizi belirterek, içeriye girmek için yollar deniyoruz.

Kapının önünde gerçekleşen bu kısa mücadele süresince bankanın içini inceleme fırsatı buluyoruz. Bankadan çok lüks bir otel lobisine benziyor, çok şık eşyalarla özenle döşenmiş. Bekleme odaları var ve bir mutfak göze çarpıyor. Fakat en önemlisi çelik kapılı oda. Çelik kapı kapalı. Sonradan öğreniyoruz, burası, banka müdürünün odasıymış. Sekreter, bizi dinlemiyor bile, "Banka şu an kapalı. Yetkili yok" diyor.

Sonunda kimliğimizi açıklıyoruz. SABAH gazetesi muhabiri olduğumuzu ve banka müdürü ile görüşmek istediğimizi söylüyoruz. Sekreter, Banka Müdürü Cenk Ermiya'nın banka dışında olduğunu ve bir süre gelmeyeceğini belirtiyor. Sekreter kızın yüzünde ve konuşmalarında bir ürkeklik var, belli ki çelik kapının ardında oturan Müdür Cenk Ermiya'dan aldığı talimat gereği böyle konuşuyor. Çaresiz bankadan ayrılıyoruz. Ancak dışarıda saatlerce bekliyoruz. Yine sonuç yok. Bankanın tüm perdeleri örtülmüş. Tüm çalışanlar görevleri başında olmalarına rağmen, dışarı çıkmıyor ve beklemeyi yeğliyorlar.


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır) YÖRE Elektronik Yayimcilik A.S.