![]() |
| 15 OCAK 1997 CARSAMBA |
![]() |
SABAH'ın dünkü manşetinde şu başlıklar yer alıyordu: "DGM 'çete' dedi. Susurluk kazasından beri gündemde olan çete iddiaları mahkeme kararıyla kabul edildi. Şimdi sıra 'çete reisi'nde..." Karar gerçekten önemli. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin Topal Cinayeti'ne karışan ve DYP milletvekili Sedat Bucak'ın koruması olan üç Özel Timciyi çete kurmak iddiasıyla tutuklaması, Susurluk olayının çözülmesi açısından umut verici bir gelişmedir. Şöyle özetlenebilir: *Üç Özel Timcinin Kumarhaneler Kralı Topal'ın öldürülmesine katıldıkları ciddi bir iddia. Bu iddianın kaynağında eski İstanbul Emniyet Müdürü Kemal Yazıcıoğlu var. Yazıcıoğlu'nun bu iddiayı Demirel'le Erbakan'a da illettiği biliniyor. * İkinci önemli nokta, bu üç Özel Timcinin DYP milletvekili Sedat Bucak tarafından ismen istenerek koruma yapılmış olmaları... * Topal'ı öldüren silahın şarjöründe Abdullah Çatlı'nın parmak izinin tespit edilmesi ve Çatlı'nın cinayete denk düşen tarihlerde üç Özel Timci ile yoğun telefon trafiği içinde bulunması... * Sedat Bucak'ın Çatlı'yı Çatlı olarak tanıması ve onunla övünmesi... * Kaza sırasında Çatlı'nın üstünden çıkan "silah taşıyabilir, Emniyet uzmanıdır" yazılı belgenin altında, Emniyet Genel Müdürü olarak Mehmet Ağar'ın imzasının bulunması... * Üç Özel Timcinin İstanbul Emniyeti'nde Topal Cinayeti'yle ilgili sorgunun daha ilk gününde Ağar'ın talimatıyla apar topar Ankara'ya aldırılmaları... * Bu üç Özel Timcinin, faili meçhul cinayette ölen MİT elemanı Tarık Ümit'in kaçırılmasında, Çatlı tarafından sorgulanmasında oynadıkları rol... (MİT Daire Başkanı Mehmet Eymür'ün Meclis Susurluk Komisyonu'ndaki ifadesi.)
Kemal Yazıcıoğlu...
Zincirin halkaları uzayabilir. Üç Özel Timci ve işledikleri iddia edilen Topal Cinayeti ise bu zincirin en önemli halkalarından biri. Ya da en zayıf olanı. Bu halkaya ciddi biçimde asılmaya başlanırsa, devlet-mafya-politika üçgenindeki kirli ilişkilerin çorap söküğü gibi çözülmesi ihtimali var. Bu bakımdan İstanbul eski Emniyet Müdürü Kemal Yazıcıoğlu en başta gelen kilit isim. Bunun nedeni, Cumhurbaşkanı ve Başbakan tanık diye gösterilerek anlatılabilir. Çünkü, Yazıcıoğlu her ikisine de bu üç Özel Timcinin Topal Cinayeti'ni işlediklerini söylemiştir. Geçen 22 Aralık'taki liderler zirvesinde Erbakan'ın konuyla ilgili sözleri, toplantı tutanağının 34. ve 35. sayfalarında aynen şöyle yer alıyor: "İstanbul Emniyet Müdürü, bunlar bir takım olayları yaptıklarını bana itiraf ettiler diye Sayın Cumhurbaşkanı'na bildirmiş. Benimle yapmış olduğu konuşmasında da 'Bana yetki ve imkan verilecek olursa, ben bu koruma görevlilerinin o Sarıyer'deki cinayette (Topal Cinayeti) olay yerinde olduklarını ispat edebilirim' dedi. (...) Şimdi işin garibi, Yazıcıoğlu'nun bütün resmi evraklarında hiçbir belge yoktur. Bu üç tane kimsenin bu işle ilişkisine ait en ufak birşey tespit edilmemiştir diyor. Resmi ifadeleri bu. "Ama Sayın Cumhurbaşkanımıza geldiği zaman 'Bunu ben biliyorum, itiraf ettiler' diyor. Peki, bir yandan bütün resmi vesikalarda 'hayır' diyorsun, şimdi gelip burada böyle söylüyorsun. Bu birbirini tutmuyor, nasıl oluyor dediğimiz zaman bize söyledikleri şudur: 'Efendim, ben herkese itimat etmiyorum. Ondan dolayı da bir şey yoktur diyorum. Üstüme gelmesinler. Çünkü gelirlerse ben bunu ispat edeceğim. Delilleri inceleme kalktığım zaman, o delillerin yok edileceğinden korkuyorum. Ama size itimat ediyorum. Size diyorum ki bana yetkili verilirse ve bu iş araştırılırsa, bu iş ispat edilir." Bunlar Erbakan'ın söyledikleri.
Demirel'e de...
Demirel'in sözleri de farklı değil. Tutanağın 51. sayfasından aynen şöyle: "Kemal Yazıcıoğlu bana dedi ki biz bu Ömer Lütfü Topal'ı öldürenleri bulduk. Bunları Ankara, geldi bizim elimizden aldı. Topal'ı öldürdüklerini nereden biliyorsunuz? İtiraf ettiler. Siz de sorsanız size de söylerler, kim sorsa söyler öldürdük diye. Hem bunlar sadece Topal'ı öldürdük demiyorlar ki, bunu da öldürdük diyorlar. Peki, sen bu ifadeleri zapta aldın mı? Hayır. Kayda geçirdin mi? Hayır. Neden? Efendim soruyoruz, söylüyor adam zaten. Benim canım da sıkıldı." Demirel'in açıklamaları da böyle.
Çeteler cenneti...
Burada kafaları kurcalayan soru biliniyor: Kemal Yazıcıoğlu'nun tutumu... Demirel'le Erbakan'a itiraflarını resmi ifadesinde tekrarlamıyor. Neden? Deniyor ki bunun ucunda üç yıllık bir hapis cezası yatıyor. O yüzden, belli bir süreyle sınırlı bir pişmanlık yasası çıkartılırsa, Yazıcıoğlu'nun bu itiraflarını resmen de yapabileceği belirtiliyor. Sedat Bucak'la ilgili sorular da var. Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunda, Susurluk Kazası'nda Mercedes'in içinde bulunan susturucular ve 13 adet suikast mermisi niçin yer almadı? Yine aynı raporda, Erbakan'ın liderler zirvesinde MİT raporuna dayanarak açıkladığı, "Bucak, Ankara'daki kumarhanelerden haraç topluyor" iddiasına niye rastlanmadı? Türkiye'yi çeteler cenneti olmaktan kurtarmak için yargıya, dürüst ve yürekli savcı ve yargıçlara büyük görev düşüyor. |
|