kapat

15 OCAK 1997 CARSAMBA

Said Nursi 16 yaþýnda hançer kuþandý

Bediüzzaman 1873'te Bitlis'in Hizan Ýlçesi Nurs köyünde doðdu. Çocukluðunda medrese eðitimi gördü. Siirt'li alimlerle yaptýðý münazaralardan galip çýkýnca öðrenciler arasýnda kavgaya neden oldu. Bu olaydan sonra hançer kuþanmaya baþladý.

70 yýldan beri Türkiye'nin siyaset sahnesi ve inanç dünyasýnda hep gündemde kalýp, fýrtýnalar koparan Said Nursi, 1873 yýlýnda Bitlis'in Hizan ilçesi, Nurs köyünde doðdu.

Ruslar'ýn, Balkanlar ve Kafkasya üzerinden, Anadolu'ya saldýrdýklarý bir dönemde doðan Said, ileriki yýllarda vatan topraklarýnýn savunulmasý sýrasýnda kuzeyden gelen bu düþman güçlerine esir düþecekti.

Said Nursi'nin babasýnýn adý "Mirza", annesinin adý ise "Nuriye"dir. Said, yedi kardeþin ortancasý olup, Mirza efendinin çocuklarýnýn adý þöyledir: "Dürriye, Haným, Abdullah, Said, Mehmed, Abdülmecid ve Mercan."

Türk tarihine "93 Harbi" diye geçen bir dönemde çocukluðunu yaþayan Said, ilk manevi baðýný Abdülkadir Geylani ile kurdu. Ýlk öðrenimini Tað köyündeki medreselerde yaptý. Yörenin ünlü hocalarýndan Mehmet Emin Efendi'nin dersleri ile eðitime baþlayan Said, bir arkadaþý ile hançerli-baltalý kavga sonucu köyüne döndü.

Küçük Said, 10 yaþýnda medrese deðiþtirip, Hizan Þeyhi diye anýlan Seyyid Nur Mehmet Hoca'nýn öðrencisi oldu. Ýleriki yýllarda ise Arvas bucaðýnda Þeyh Emin Efendi, Bahçesaray'da Mir Hasan Veli medreselerine devam edecekti.

Said Nursi 15 yaþýnda iken uzunca sayýlabilecek bir gurbete çýktý. O tarihlerde Erzurum'a, günümüzde ise Aðrý'ya baðlý Doðubeyazýt'a gidip, Beyazýt Medresesi Þeyhi Mehmet Celali'nin gözetimi altýnda üç ay süre ile ciddi bir öðrenim gördü.

Molla Said, gündüzleri, sýký bir eðitimden geçiyor, geceleri ise, Kürtler'in ünlü edebiyatçýsý Ahmet Hani'nin türbesinde kalýyordu. Said Nursi ile ilgili bir biyografik çalýþma yapan Necmeddin Þahiner, O'nun geceleri türbeye kapanmasý konusundaki tesbitlerini þöyle nakleder:

"Bir gece Said'i medresede göremeyen arkadaþlarý, merak içinde her tarafý arar, fakat bulamazlar. Daha sonra Ahmed Hani'nin türbesine bakmayý kararlaþtýrýrlar. Türbeye girdikleri zaman Said'i, mum ýþýðýnda, ders çalýþýrken görürler. Said, kendisini arayan arkadaþlarýna, niye beni rahatsýz ediyorsunuz, þeklinde sitemde bulunur.

Gündüzleri medresede, geceleri de "Memo Zin" yazarý Ahmed Hani'nin türbesinde yoðun þekilde ders çalýþan Said Nursi, üç ayýn bitiminde yollara düþtü. Tepeleri ormanlarý aþýp, ünlü Süphan Daðý'nýn yamacýndan Bitlis'e ulaþtý. Bazý kaynaklara göre yaklaþýk seksen kitabý ezberine alan Said, memleketindeki okumuþ kiþiler tarafýndan sýký bir sýnavdan geçirildi.

Ýlk hançerini kuþanýyor

Said'in gençlik yýllarýndaki ilk ve en önemli olay, 1889 yýlýnda Siirt alimleri ile münazaraya tutuþmasý sýrasýnda çýktý. Münazaranýn galibi Said ile bir kýsým öðrenciler arasýnda ansýzýn çatýþma baþladý. Olaya, Jandarma müdahale ediyor, daha sonra Said, yanýnda hançer taþýmaya baþlýyordu.

Zamanla, kendisinin simgesi haline gelen hançerle, saldýrganlarý caydýran bu gence artýk yöre halký "Molla Said-i Meþhur" diye hitab edecekti.

Yarýn:Cumhuriyetçi karýncalar Tarihe yeni bir kaynak

Gazeteniz SABAH, bugün bir "ilk"e daha imzasýný atýyor. Yaklaþýk 70 yýldan beri ülkenin gündeminden hiç inmeyen, ancak hakkýnda da saðlýklý bilgi olmayan "Nur Cemaati"nin dünyasý, tarihte ilk defa sütunlarýmýzdan kamuoyuna taþýnýyor.

Bilindiði gibi "Nur Hareketi", cumhuriyetin ilk yýllarýndan beri hakkýnda pek çok spekülasyonlar yapýlan bir "Ýslami Hareket" olarak anýlýyor. Zaman zaman siyasi tartýþmalara konu olurken, basýn da bu cemaatin haberlerine büyük önem veriyor.

Nur Cemaati, Bediüzzaman Said Nursi'nin altýbin sayfayý bulan eserlerindeki fikirlerin etrafýnda oluþmuþ. Yaklaþýk 60 yýl önce "Medreseler" açan "Nurcular", buralarda toplanýp, "Risale-i Nur" isimli eserleri okumaya baþlamýþlar.

1926'da, Van'dan Burdur, ardýndan da Isparta'ya sürgün edilen Said Nursi, ömrünün üçte birini hapis ve sürgünde geçirmiþti. Yarým asýr önce 500 bin kiþilik cemaatinin olduðu resmi kayýtlara geçen bu Ýslami topluluk, þimdi gözardý edilemiyecek bir sayýya ulaþmýþ bulunuyor.

Ýþte böylesine macera dolu bir yaþantýnýn kahramaný Said Nursi ve Cemaati bugüne kadar hiçbir gazeteciye iç dünyasýný açmamýþ, medreselerine de gazetecileri sokmamýþ. Yaþantýlarý hakkýndaki sorularý ise çoðu zaman cevapsýz býrakmýþ.

Daima büyük araþtýrma dizilerine imzasýný atan ABC Basýn Ajansý'nýn Genel Müdürü, araþtýrma yazarý Hulžsi Turgut, 70 yýldýr gizliliðini koruyan bu perdeyi sizler için araladý. "Nur Hareketi" konusunda akla gelebilecek tüm sorularýn cevaplarýný tam ikibuçuk yýl süre ile aradý. Ülkemizdeki Nur Cemaati ileri gelenleri ile tek tek görüþtü. Türk ve dünya basýnýnda ilk defa bir gazeteci olarak "Nur Medreseleri"ne girip, "Risale-i Nur Dersleri"ni izledi.

Arkadaþýmýz Hulžsi Turgut'un yýllarca süren çalýþmasý sýrasýnda

foto muhabirlerimiz ve tv kameralarýmýz yine ilk defa görüntü aldýlar. Bu çalýþmalar, ülkemizin çeþitli yörelerinde aylarca sürdü. Daha sonra Almanya ve Hollanda'ya giden ekibimiz, oralarda da "Nur Medreseleri"ne girip, kamuoyunda büyük yankýlar uyandýracak bilgilere ulaþtýlar.

Medreselerde "Nur Dersleri"ni izleyen yazarýmýz, cemaatin çeþitli aktivitelerine katýldý. Bu konuda yazýlmýþ baþlýca yayýnlarý inceledi. "Nur Hareketi"nin lehinde ve aleyhindeki görüþleri tesbit etti. Onlarý, sütunlarýmýza yansýtýrken, objektif gazetecilik kurallarýna titizlikle uyma konusunda özen gösterdi.

Hulžsi Turgut'un çalýþmalarý sýrasýnda kendisine meslektaþýmýz Said Yüce danýþmanlýk yaptý. Ortaya, 1997 yýlýnýn dev araþtýrma dizisi çýktý. Nerede ise bir asra yakýn bir süreden beri adeta "kapalý kutu" olan "Nur Cemaati"nin kapýlarý, gazetenizin yaptýrdýðý bu uzun ve zorlu bir çalýþmadan sonra kamuoyuna açýlmýþ oldu.

Bugünden itibaren yayýnlayacaðýmýz "Nur Hareketi" isimli dizimiz, þu konularý kapsýyor:

* Nurculuk nedir?

*"Risale-i Nur" isimli eserlerde neler anlatýlýr?

*Said Nursi'nin yaþam öyküsü.

* Nur Cemaati'nin dünyasý.

* Basýnda, "Nur Hareketi"nin 60 yýlý.

* Bediüzzaman'dan "Duvar Yazýlarý"

* Ünlüler, ne dediler?

* "Nur Hareketi"ne karþýt görüþler.

Yazý dizimizde, kamuoyunu bilgilendirme ve haber verme görevimizi yerine getirirken, tüm yorum ve deðerlendirmeleri sizlere býrakýyoruz.

Saygýlarýmýzla.

SABAH

Nur Hareketi tarikat deðil,Ýslami cemaat Nur Hareketi,

Said Nursi tarafýndan yazýlan ve 130 parçadan oluþan "Risale-i Nur" isimli altýbin sayfalýk eserleri okuyup, bu kitaplardaki fikirleri benimseyen insanlarýn oluþturduðu bir cemaatin adýdýr.

Sözkonusu eserlerin yazarý Said Nursi, bu hareketi þöyle anlatýr:

"Mesleðimiz, imana ve Kur'an'a hizmettir. Hiçbir vazife, o vazife kadar ehemmiyetli deðildir.

Hizmetimizin esasý, ihlas (Allah rýzasýný kazanmak) ve uhuvvettir (kardeþlik)."

Nur Hareketi, bir "tarikat" deðildir. Risale-i Nur isimli eserleri okumak ve onu yaþamak amacýyla biraraya gelmiþ insanlardan oluþan Ýslami bir cemaattir.

Nur Hareketinde tarikat veya baþka Ýslami akýmlardan farklý olarak, "Ýman Hakikatleri" adý verilen "Risale-i Nur" isimli eserleri üzerine dersler yapmaktadýrlar.

Cemaatin haftalýk toplantýlarýna "ders" adý verilmektedir. Derslerinde, kamuoyuna yansýtýldýðý biçimde hiçbir þekilde ayin yapýlmamaktadýr.

Nur hareketinin özellikleri

Nur Hareketi bir tarikat olmadýðý gibi bir dernek, hatta bir siyasi cemiyet hiç deðildir.

Said Nursi, cemaatini anlatýrken þöyle der:

"Ehl-i tarikat deðil, ehl-i hakikatiz.

Rehberimiz Kur'an, Þiarýmýz (önderimiz) iman ve irfandýr (eðitim)."

Said Nursi komünizme ve dinsizliðe karþý "Nur kardeþliði" önerir. Ýslami bir cemaat oluþlarýný ise þöyle anlatýr:

"Evet, biz bir cemaatiz. Hedefimiz ve programýmýz önce kendimizi, sonra milletimizi ebedi idamdan (yokolmak), daimi ve berzahi münferid hapisten (ölümden sonraki azap) kurtarmak; vatandaþlarýmýzý anarþilikten ve serserilikten korumak, ve iki hayatýmýzý imhaya sebep olan zýndýkaya (dinsizlik) karþý Risale-i Nur'un çelik gibi hakikatleri ile kendimizi muhafaza etmektir."

Bediüzzaman, yarým asýr boyunca kitap yazdý

Nur Cemaati, Said Nursi tarafýndan yazýlmýþ, "Risale-i Nur" adý verilen ve 130 parçadan oluþan toplam altýbin sayfalýk kitaplarý okur. "Tarikat" ile aralarýndaki farklýlýk belirgin þekilde burada ortaya çýkar. Tarikatta "zikir" vardýr. Nur Cemaati ise "Risale" okur. Sözlüklerde, "Risale" þöyle tanýmlanýr: "Mektup, kýsa yazýlmýþ küçük kitap, mecmua, dergi", "Nur"un sözlük anlamý ise þöyle:

"Aydýnlýk, parýltý, parlaklýk"."Risale-i Nur'larýn okutulduðu medreselere, Said Nursi, "Ýrfan Mektebi", kendi tabiri ile "Mekteb-i Ýrfan" adýný vermiþ. Bediüzzaman, tüm yaþantýsý boyunca "Risale-i Nur"lara sahip çýkýlmasýný ve yayýlmasýný talebelerinden istemiþ.

Nursi, 130 parçadan oluþan bu eserlerinde, Kur'an'ýn, "insana, topluma ve tabiata dair" ayetlerini asrýn idrakine göre tefsir ederek, tecdid (yenilenme) hareketlerinin esaslarýný belirlemiþ.

"Risale-i Nur"lar, günümüzde 14 ciltte toplanmýþ. Bu ciltlerin adlarý þöyle:

Sözler , Mektubat, Lemalar , Þualar , Ýþaratü'l-Ýcaz , Mesnevi-i Nuriye, Sikke-i Tasdik-i Gaybi , Tarihçe-i Hayat , Emirdað Lahikasý , Kastamonu Lahikasý, Barla Lahikasý , Muhakemat, Ýman-Küfür Muvazeneleri, Asa-yý Musa

Said Nursi, ilk kitaplarýný 1907 yýlýnda, 34 yaþýnda kaleme aldý. Çalýþmasý, 1914'de patlak veren 1. Dünya Savaþý'na kadar sürdü. Bu eserler þunlar:

Divan-ý Harb-i Örfi e Münazarat, Hutbe-i Þamiye, Hutuvat-ý Sitte, Muhakemat, Sünuhat , Tuluat, Ýþarat, Rumuz

Bediüzzaman, "Risale-i Nur" adý verilen eserlerini ise 1926 yýlýnda sürgüne gönderildiði Isparta'nýn Eðirdir Ýlçesi, Barla bucaðýnda yazmaya baþladý. Bu eserler, o tarihlerde el yazýlarý ile ve Arap harfleriyle çoðaltýlýp, tüm Türkiye'ye daðýtýlýyordu.

Nursi'nin, bu eserlerin dýþýnda "mantýk"la ilgili "Kýzýl Ýcaz" ve "Ta'likat" isimli Arapça yazýlmýþ iki kitabý daha bulunuyor.

Polis, Fýrýncý Hoca'yý elinden kaçýrdý

12 Eylül sonrasý. Türkiye, þiddetli bir ihtilal ortamý yaþýyordu. Herkes, birbirinin gölgesinden korkar olmuþtu. Nur medreselerine haftada bir-iki gün katýlan talebeler, her an yeni bir baskýn yeme tedirginliði içinde yaþýyordu.

12 Eylül 1980 ihtilalinin üzerinden yaklaþýk üç ay geçmiþti. Takvimler 30 Kasým 1980'i gösteriyordu. Polis, Ýstanbul'un tarihi Beyazýt Meydaný'ndan, Laleli'ye giden Ordu Caddesi Derinkuyu Sokaðý'nda yeni bir baskýna hazýrlanýyordu.

Ýhtilal günü baþlatýlan terörist avý devam ededursun, Ýstanbul siyasi polisi bu defa da "Nurcu" avýna çýkmýþtý.

Nurcular, Soðanaða semti, Derinkuyu Sokaðý'nda bulunan Hilal apartmanýna sýk aralýklarla tek tek giriyor, polis ekipleri ise, soðuk kýþ gecesinde yeni hedeflerini "suçüstü" yapmak için çevreyi kuþatýyordu.

Saatler 20'yi gösterirken, Siyasi Polis C Grubu þefi olan baþkomiser, Hilal Apartmaný'nýn yarý açýk kapýsýndan giriyor, ekibinde bulunan polis memurlarý ise kendisini izliyordu.

Polis þefi, giriþ kattaki dairenin ziline dokunuyor, kapý yavaþça açýlýyor, yeni bir "kardeþ"lerinin geldiðini zanneden kiþi, bu sefer "eller yukarý" ikazý ile irkiliyordu. Kapýyý açan kiþi, Kuleli Askeri Lisesi'nde görevli bir öðretmen subaydý. Ama medreseye gelirken, sivil giyinmiþti. Polis, kendisine kapýyý açan Nur Talebesi'nin bir subay olduðunu farkedemeyecekti

NURCULAR'IN ÝSTEMEDÝKLERÝ AN...

Polis ekibi süratle apartman dairesine girmiþ, Nurcular'ýn topluca bulunduklarý geniþ salonun kapýsýna kadar dayanmýþtý.

Bundan sonrasýný birlikte izleyelim:

Polis þefi: Eller yukarý. Polis!

Burada ne yapýyorsunuz?

Nurcular: Risale-i Nur okuyoruz.

Polis þefi: Hiç kýpýrdamayýn!

Burada kaç kiþi var?

Nurcular: Bilmiyoruz.

Polis þefi: Maþallah maþallah çok kalabalýk olmuþunuz...

* * *

Türkiye, þiddetli bir ihtilal ortamý yaþýyordu. Herkes, birbirinin gölgesinden korkar olmuþtu. Nur medreselerine haftada bir-iki gün katýlan talebeler, her an yeni bir baskýn yeme tedirginliði içinde yaþýyorlardý.

Zaten, Hilal Apartmaný'nýn zili son defa çaldýðýnda "Mehmet Fýrýncý Aðabey"in dersi biraz önce baþlamýþtý. Nur talebeleri, medresede yerlerini almýþ, "Aðabey"lerinin okuduðu Risale-i Nur'u sükunetle dinliyorlardý.

Bu son zil, bir tehlike iþareti veriyor, beklenmek istenmeyen misafir ise geliyordu.

FIRINCI'YI BIRAKIYORLAR

Bediüzzaman Said Nursi'nin ünlü talebelerinden "Fýrýncý Aðabey", 30 Kasým 1980 günkü derste imana ve ahiret inancýna dair bir konuyu okuyordu. Bu olayý, polis baskýnýnýn 17'nci yýlýnda Mehmet Fýrýncý'dan dinleyelim:

"Hilal Apartmaný'ndaki medresede, derse henüz baþlamýþtýk. Polis baskýnýna uðrayýnca, oturduðumuz yerden kollarýmýzý da havaya diktik. Uzunca bir süre sonra kollarýmýzýn aðrýdýðýný farkeden Polis Þefi, ellerimizi indirmemizi emretti.

Sonra yanýma geldi, 'sen bir kenara çekil amca', dedi. Mevcudumuzu, bizleri tek tek sayarak tesbit ettiler. 225 kiþi olduðumuzu öðrenince, sayýmýzý çok fazla buldular. Þef, beraberindeki polislere, 'Ýyilerinden 14-15 kiþiyi seçin, ötekileri býrakýn' dedi.

Beni ve yanýmda Risale okuyan, Almanya'dan gelmiþ bir öðrenci dahil çoðumuzu serbest býraktýlar. Daha sonra içimizden 15 kiþiyi alýp, Merkez'e götürdüler. Bu gibi polis ve jandarma baskýnlarý ile bir ömür boyu karþýlaþtýk. Risale-i Nur okurken yakalandýk. Ertesi gün ise gazeteler, 'Nurcular ayin yaparken basýldý' þeklinde yazdý. Kitap okumanýn adýný, ayin yaptýlar.

Ýçimizden 15 arkadaþýmýz sýkýyönetim makamlarýna teslim edildi. Geride kalan bizler, bir hafta sonra yine ayný medresede toplandýk. O akþam, yeni bir ders yaptýk. 'Müdafaalar'dan bölümler okudum. Ama bu sefer Emniyet'ten gelen olmadý."

POLÝS, ARADIÐINI KAÇIRIYOR

30 Kasým baskýný sýrasýnda polis, Nur Cemaati'ne "çok kibar" davranýyor, herhangi bir sert harekette bulunmuyordu. Bu arada polis þefi, beraberindeki memurlara, "Kýrmýzý Kitaplarý toplayýn" talimatýný veriyordu.

Bediüzzaman Said Nursi'nin, "Risale-i Nur" isimli eserleri hep ayný tip, kýrmýzý ciltli kitaplardan oluþtuðu için, polis dilinde bunlarýn adý "Kýrmýzý Kitaplar" þeklinde geçiyordu.

Polis, suç delili olan "Kýrmýzý Kitaplar"ý toplamýþ, ancak Nur Cemaati'nin önde gelen isimlerinden Mehmet Fýrýncý'yý, farkýnda olmadan serbest býrakmýþtý.

Olayýn devamýný, Mustafa Çalýþan'dan dinleyelim:

"Beyazýt'taki dershanede polis baskýnýna uðrayýnca, cemaat içinde en büyük tedirginliði ben duydum. Çünkü, ertesi sabah yedeksubay adayý olarak askere gidecektim. Böylesine kritik bir ortamda, askerliðimin kazaya uðramasýný istemiyordum.

Mevcudumuz çoktu. Polis, içimizden küçük bir grubu götürmeye karar verdi. Beni de serbest býraktýlar. Bu arada, o baskýnýn en ilginç yaný, Mehmet Fýrýncý Aðabey'in serbest býrakýlmasýydý. Eðer, Risale-i Nur okumak suç idiyse, bu cemaatin baþýnda, dersi veren Fýrýncý Aðabey'in 'en suçlu kiþi' olmasý gerekirdi. Ama, onu serbest býraktýlar. Daha sonra Emniyet'e götürdükleri arkadaþlarýmýzý sorgularken, Mehmet Fýrýncý'yý tanýyýp, tanýmadýklarýný sormuþlar. Kendisinin, nerede olduðunu öðrenmek istiyorlarmýþ. Ama arkadaþlarýmýz, serbest býraktýklarý kiþinin, Mehmet Fýrýncý olduðunu söylememiþler. Polis, Fýrýncý Aðabey'i elinden böyle kaçýrmýþ."

SABAH, NUR MEDRESESÝ'NDE

Günümüzde sayýlarý binleri bulan Nur Medreseleri 70 yýl boyunca buna benzer pek çok olaya sahne oldu. Zaten bu olay, 1926 yýlýndan beri Türkiye'nin gündemindeydi.

Yakýn tarihin çeþitli dönemlerinde gazeteler "Nurcular basýldý", "Nurcular, ayin yaparken yakalandý" þeklinde yazýyor, Aðýr Ceza Mahkemeleri'nde 1935-1991 yýllarý arasýnda tam 1500 dava açýlýyor, ancak Nur Medreseleri'nin içyüzü, iç dünyasý basýna yansýmýyordu.

Hareket, 1926 yýlýnda Bediüzzaman Said Nursi'nin, Van'dan Burdur'a sürgün edilmesiyle baþlamýþtý. Ýþte o tarihten bugüne kadar hiçbir basýn mensubu Nur Medreseleri'ne girip, gerçek dünyasýný kamuoyuna yansýtamamýþtý.

70 yýllýk Nur Hareketi tarihinde ilk defa Nur Medreseleri, kapýlarýný bizlere açtý. Medreselerin yaný sýra, Nur Cemaati de, tüm sorularýmýzý içtenlikle cevaplandýrdý.

Ekibimiz, ilk defa Isparta'daki Eðitim ve Kültür Vakfý Medresesi'ne konuk edildi. 26 Ekim 1996 Cumartesi gecesi gerçekleþen bu çalýþma, "Nur Hareketi Tarihi"nde bir kilometre taþý niteliðindeydi.

Isparta'da yaþayan yüzlerce Nur talebesi, ülkemizin özgür ortamýnda akýn akýn medreseye toplanýyor, birlikte yatsý namazýný kýlýyordu.

Saat 20'de, Vakýf binasýnýn geniþ salonunda, Risale-i Nur dersi baþlýyor, Nur talebeleri karþýlarýnda ekibimizi görünce, büyük bir hoþgörü ile çalýþmalarýmýza yardýmcý oluyorlardý.

Salonda, toplumun her kesiminden genç, ihtiyar erkekler vardý. Hepsi, temiz giyimliydi. Ýçlerinde sakallý olanlarýn sayýsý çok azdý. Cemaatin pek çoðu kravat takmýþ, takým elbise giymiþti.

Salonun baþ tarafýnda bulunan bir küçük masada, Ýlahiyat Fakültesi öðretim üyelerinden Doç.Dr. Murat Sarýcýk haftalýk dersi yapmaya hazýrlanýyordu. Konusu ise "ülkenin bölünmez bütünlüðü" idi. Yine kürsüdeki bir baþka koltukta ise Prof. Dr. Ömer Rýza Akgün oturuyor, cemaatle birlikte dersi izliyordu.

Risale-i Nur dersi, 45 dakika sürdü. Cemaat daha sonra fatiha okuyup, çaylarýný yudumladý. Ardýndan, gecenin ikinci ve son dersi gerçekleþti. Nur dershanesinde bir profesörle öðrencisi, iþadamý ile iþçisi dizdize oturup, Risale-i Nur dersini takip ediyordu.

ALMANYA VE HOLLANDA MEDRESELERÝ

SABAH ekibi, Isparta, Erzurum ve Ýstanbul Nur Medreseleri'nin yaný sýra Almanya ve Hollanda medreselerini de ziyaret etti. Oralardaki cemaat mensuplarý ile görüþüp, Risale-i Nur derslerinde hazýr bulundu.

Ülkemizin gündemini 70 yýldýr iþgal eden, ancak kamuoyu tarafýndan yeterince bilinmeyen Nur Hareketi, medreselerin, ekibimiz tarafýndan ziyaret edilmesiyle yeni bir boyut kazandý.

Hareketin önde gelen isimleri, tüm sorularýmýzý cevaplandýrýp, fotoðraf ve film çekmemize, konuþmalarý ses bandýna almamýza imkan verdiler.

Nur Hareketi, tüm ayrýntýlarý ile kamuoyunun bilgisine sunulur hale gelmiþti. Bir asra yakýn bir zamandan beri zihinleri meþgul eden sorular, bu araþtýrma dizisinde cevabýný bulabilecekti.

Artýk onlar da "Ýçimizden biri" idi...

Yarýn: Ýhtilalciler, Bediüzzaman'ýn cenazesini nereye sakladý?


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGÝ BASIM YAYINCILIK SANAYÝ VE TÝCARET A.Þ. (Her hakký saklýdýr) YÖRE Elektronik Yayimcilik A.S.