kapat

10 OCAK 1997 CUMA

Mezarcı'dan mesaj

İBDA-C örgütü lideri Ali Osman Zor, Mezarcı'nın söyleyip kendisinin kağıda döktüğü mesajı Savaş Ay'a okudu. Eski Milletvekili Mezarcı mahkum olduğu davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne götürdüğünü bildirdi.

Savaş Ay, Metris Cezaevi'nde bulunan İBDA-C üyeleriyle görüştü. Eski milletvekili Hasan Mezarcı ve Aczmendi lideri Müslüm Gündüz ile aynı koğuşta kalan İBDA-C mensuplarından Ali Osman Zor adlı tutuklu, Savaş Ay'a görüşme için Hasan Mezarcı'nın bir yazılı açıklamasını okumasını şart koştu. Mezarcı bu açıklamasında "Yargısız infaz kurbanı" olduğunu belirtiyor ve şöyle diyordu:

"Şu anki kesinleşmiş mahkumiyetimin ismi gerekçesi de resmi gerekçesi de Mustafa Kemal'in Ali Şükrü Bey'i boğdurduğunu Meclis ve ülke gündemine getirmiş olmamın Mustafa Kemal'e hakaret sayılmasından ibarettir. Bu konu şu anda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne götürülmüştür ve Türkiye bu meseleden dolayı beni mahkum ettiği için mahkum olacaktır."

Savaş Ay ile İBDA-C mensubu Ali Osman Zor arasındaki görüşme daha sonra şöyle gelişti:

- Mezarcı'nın kendi el yazısı mı efendim.

- Yok ben yazdım. Benim el yazım.

- O size dikte mi ettirdi?

- Nasıl?

- Dikte mi ettirdi diyorum. Yani o söyledi siz mi yazdınız?

- Yani dikte ederken emir verdi manasında mı diyorsunuz?

- Hayır dikte şey. Hani birisi söyler öteki yazar ya.

- Yani o konuşurken ben not aldım. Tabii cümleler ifadeler kendisine ait.

- Hasan Mezarcı'nın...

- Keyfi yerinde. Eğer onu merak ediyorsanız.

- Hayır onun kısmı bitti diyorum. Sizin söylemek istediğiniz şeyler var mı?

"Yargısız infaz"

- İBDA-C bu memleketin öz sahibi. İBDA-C militanları denilen insanlar bu halkın çocukları. Aczmendi kardeşlerimizin başı diye anılan Müslüm Efendi'nin başına gelen olayın, bizim etrafımızdan manalandırılması şudur: Müslüm Efendi şahsında başta medya -polislerin İslam'a karşı hali malum- bir yargısız infaza giriştiler. Müslüm Efendi'nin yatak odasından bir türlü çıkamadılar.

Bu olayı bahane ederken Müslüm Efendi şahsında İslam'a hakaret eden, daha doğrusu İslam hakkındaki içlerindeki zehiri kusan insanlar, şunu bilmelidirler ki İBDA-C diye ifade edilen bu halkın öz çocukları fikirde ve aksiyonda Anadolu'nun sesi olan İBDA hareketi bu insanların ağızlarından dökülen kelimeleri tek tek gerekli zemin ve gerekli yerlerde yedireceklerdir.

Şimdi Aczmendilik veya Aczmendi lideri Müslüm Efendi'nin şahsında tarikat-ı tasavvufu yargılıyorlar yani Allah resulunün batılını yargılıyorlar. Bizim gözümüzde İslam'a düşmanlık besleyen laiklerden, Hıristiyan, Yahudi beslemelerden daha tehlikeli görüyoruz ki İsmail Nacar denilen soysuzu ne zamandan beri takip ediyoruz. Ve gerekli cevabı kendi aradığı usulde, kendi aradığı üslupta, kendi aradığı şekilde inşallah en kısa zamanda vereceğiz. Çünkü bu memleket sahipsiz değil, bu memleket boş değil.

Müslüm Efendi şu anda İBDA-C Koğuşunda kalmakta, malum herkes biliyor. Bu şu demektir, İBDA-C dediğim İBDA fikri ve aksiyon sistemine bağlı insanlar Müslüm Efendi'nin şu an arkasındalar ve baskından şu güne kadar olan bütün hadiselerde, mağdur edilmek istediği bütün noktalarda onu destekliyorlar.

Gündüz'ün sorumluluğu

- Müslüm Bey'in hiçbir şekilde bu olayda sorumluluğu olamaz mı?

- Yok olamaz. Bir meseleyi değerlendirmek, meselenin istediği şartlarda mümkün olur. Şimdi Türkiye'de zina suç değilken, şeri nikah, imam nikahı diye gevelenen şeri nikah suç. Müslüm Efendi diyor ki, "Ben laik, kemalist düzeni kabul etmiyorum. Hayatımı da ona göre tanzim etmiyorum ve kafamdaki saçlarımın bütün zerresine kadar şeri düzeni getirmek için mücadele ediyorum." Siz tutup laikliğe karşı bir insanı, Atatürk'e karşı bir insanı, Hıristiyan, Yahudi, Batıcı sisteme karşı bir insanı o sistem içinde yargılamaya kalkarsanız zaten birinci yanlışı yapmış olursunuz. Yapılan yanlış daha doğrusu şuurlu yanlış bu zaten. Müslüm Efendi diyor ki "DGM'den çıkınca ben dörde kadar fulluyeceğim." Böyle diyen bir insanı siz neyle suçluyorsunuz. Zaten diyor ki ben İsviçre'den gelen Medeni Kanunu kabul etmiyorum. Böyle bir insanı neyle suçluyorsunuz.


Gündüz: Fadime'nin katili polisle medya

Savaş Ay, İBDA-C mensubu Ali Osman Zor'a Fadime Şahin'in demeçleriyle ilgili, kendisinin ve Müslüm Gündüz'ün neler düşündüğünü de sordu.

- Televizyonları izliyor musunuz efendim. Fadime Hanım'ın demeçlerini duyuyor musunuz?

- Fadime Hanım bir yerde mazlum. Müslüm Efendi dışarıya gönderdiği kasette de belirtiyor. "Fadime Hanım'ın katili polisle beraber şu an medyadır" diyor. Müslüm Efendi diyor ki, "Fadime Hanım, intihar noktasındayken bana geldi, hayatı sevmeye başladı, 'senin sayende kilo almaya başladım dedi." Şu an yapılan psikolojik baskı, ruhi ve psikolojik baskı Fadime Hanım'ı daha da berbat hale getirmiştir. Dikkat edilirse dünden beri de Fadime Hanım konuşmamaktadır zaten. Dün şubeden çıkarken medya mensuplarına artık medya çok baskı yapıyor sıkıldım dedi. Tahminimiz Fadime Hanım bundan sonra da konuşmayacaktır.

"Başkası yapınca ayıp"

- Müslüm Bey'in kendisine karşı herhangi bir gönül düşürmesi var mı yoksa, yaşının küçüklüğüne mi veriyor, yoksa yaşadığı olayın, şokuna mı veriyor?

- Şimdi benim de bildiğim kadarıyla sizin de 20-21-23 yaşlarında kadın arkadaşlarınız falan var. Mesele başkası yapınca ayıp, biz yapınca normal noktasıyla ele alınırsa o zaman bizim Kemalist düzen mensubu, laiklik taraftarı insanlara o kadar çok söyleyecek şeyimiz var ki ve edecek o kadar çok küfürümüz var ki, bunu ben buradan deyin Sivas'a kadar yol olur, siz deyin Antep'e kadar yol olur. Yani her gün 30 tane metres değiştirenler, her gün 30 tane koca değiştirenler, efendim paparazzi programlarında veya vesair programlarda er kişinin erkeklik duygusunu dejenere edici program hazırlayanlar var; Türkiye'de 3 yaşındaki çocuklara tecavüz ediliyorsa, tecavüzün sebebi de budur, buralarda aranmalıdır. Şimdi bu şekilde hareket edenler, Müslüm Hoca'nun kucağına düşmüş, Müslüm Hoca'dan yardım isteyen, Müslüm Hoca'ya el açmış bir hanımı, hanımla Müslüm Hoca'yı yargılamaları ve yargılama şekilleri artık siz değerlendirin.

- Müslüm Hoca, Fadime Hanım'ın yaptıklarını bağışlıyor mu?

- Şimdi Müslüm Hoca diyor ki, Fadime Hanım çok asil bir insan, çok asil bir hanım. Ailesi hakkında da aynı şeyi söylüyor. Hatta babası için diyor ki Müslüm Hoca, "Eğer babasıyla ben 5 dakika görüşebilsem, eminim bu söylediklerinin hepsinden vazgeçecektir ve bu söylediklerinin doğru olmadığını anlayacaktır. Şimdi böyle bir insan var karşında ve bu insanın durumunu kimse düşünmüyor. Kızcağız çıkıyor TV'de yirmi dakika yarım saat hüngür hüngür ağlıyor. Kimse bu kızcağıza sen niye ağlıyorsun demiyor. Hanımın psikolojik durumunu hesap eden yok. Olay bir magazin kültüründen daha öteye gitmiyor. İşin siyasi, ahlaki boyutu, dini boyutu hiç işlenmiyor. Halbuki samimi olsun herkes. Yani Müslüm Hoca'nın başına gelen gayet basit. Aczmendi lideri, Aczmendiler de laik kemalist düzene karşılar. Yoksa Müslüm Hoca gibi bu şekilde davranan insanların haddi hesabı yok piyasada.


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır) YÖRE Elektronik Yayimcilik A.S.