kapat

3 OCAK 1997 CUMA

Özel fetvalar

Diyanet İşleri Başkanlığı, yurtdışındaki Türkler'in sorunlarına yönelik fetvalar çıkardı. Fetvalara göre, kilisede namaz kılmanın sakıncası yok, Müslüman olmayan birisiyle evlenmek, Avrupa'da kalmak için evlilik yapmak ise haram.

ANKARA- Diyanet, yurtdışında çalışan Türk işçilerinin sorunlarına yönelik fetvalar çıkardı. Fetvalara göre, kilisede namaz kılmanın sakıncası yok ama müslüman olmayan birisiyle evlenmek, Avrupa'da kalmak için evlilik yapmak haram, Almanya bankalarına para yatırmak günah olarak kabul ediliyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu'nca yurtdışında çalışan işçilere yönelik olarak çıkarılan fetvalar şöyle:

Avrupa'da işçi olabilmek için müslüman olmadığını söyleyen bir müslüman dinden çıkar mı?

Avrupa'da işçi olabilmek amacıyla, müslüman olmadığını söylemekte zorlamayla ilgili hükümler mevcut olmadığından bu sözlerin söylenmesi caiz değildir. Zira bu kişi kendi irade ve seçeneğiyle bu sözleri söylediğinden imanı hafife almış ve böylece dinden çıkmış olur.

Kilisede namaz kılmak

Zaruret bulunmadıkça kilisede namaz kılmak mekruhtur. Ancak namaz kılınacak uygun başka bir yer bulunmadığı takdirde, temiz olmak kaydıyla orada namaz kılınmasında dinen bir sakınca yoktur. Kilise, Havra vb gayri müslimlere ait ibadet yerleri satın alınarak veya başka yollarla cami haline getirilerse mescit hükmünü alır. Artık o yerde namaz kılmakta hiçbir sakınca kalmaz.

Yurtdışında gömülmek

Cenazeyi öldüğü yere defin etmek, menduptur. Bundan maksat öldüğü yerin mezarlığıdır. Cenazeyi defnetmezden önce başka yere nakletmek de caizdir. Definden sonra kabrinden çıkararak nakil ise kesin zaruret olmadıkça mutlak suretle caiz değildir.

Bu itibarla, yurtdışında ölenlerin, bulundukları yerde bir müslüman kabristanı varsa, orada defnedilmeleri uygun olur. Şayet müslüman kabristanı yoksa, Hıristiyan mezarlığında müslümanlar için ayrılmış olan bölüme defnedilmeleri mümkün olduğu gibi, Türkiye'ye nakledilmeleri caizdir.

Cenazeyi yurtdışında bırakmak

Vefat eden bir müslümanın cenazesi, müslüman olan velisi veya akrabası tarafından kaldırılır. Eğer sözkonusu cenazenin bütün akrabası gayr-i müslim ise, cenaze hiçbirine verilmez, onun techizi, tekfini ve cenaze namazı kılınarak defni, müslüman toplumu üzerine farzdır.

Uçakta oruç açmak

Bir yerde oruca başladıktan sonra, daha önce akşam olan Doğu'daki bir yere uçakla giden bir kimse gittiği yerdeki vakte göre orucunu açacaktır. Eğer Batıya gidecek olursa durum yine aynıdır. Yani gittiği yerin vaktine uyarak orucunu açacaktır. Uçaktakiler üzerinde bulundukları yerin saatini ölçü alamazlar, güneşin batmasını beklerler.

Vekalet yoluyla kurban

Dinimize göre kurban, zekat, fıtır sadakası, kefaret gibi mali ibadetlerin ifasında başkasına vekalet vermek caizdir. Buna göre, kendisine kurban vacip olan bir kimse, kurbanını bizzat kendisi kesebileceği gibi, vekalet yoluyla memleketinde veya başka bir yerde de kestirebilir.

İşçi olmak için evlenmek

Evlenmek, Allah'ın takdir ettiği sürece, ölünceye kadar geçinmek ve aile yuvası kurup devam ettirmek için yapılan ciddi bir iştir. Şehevi hisleri tatmin etmek veya dünyevi menfaatler sağlamak gibi maksatlar geçici evlilik dinen caiz değildir.

Yabancı erkekle evlenmek

Müslüman bir hanımın, ister ehl-i kitaptan olsun, ister olmasın, müslüman olmayan bir erkekle evlenmesi haramdır. Müslümanlığı kabul etmedikçe, yapılacak nikah sahih değildir.

Nikah tazelemek

Nikah tazelemenin gerektiği durumlar, dinden çıkıp tekrar İslam'a girmek, bain talakla boşanma durumlarıdır. Bu itibarla bir kimsenin eşinden uzun süre ayrı kalması sebebiyle nikahı bozulmaz ve eşinin yanına döndüğünde yeniden nikah yapılması gerekmez.

Gümrük ödemeden getirilen mal

Gümrük vergisi, ithal edilen maldan devletin aldığı bir vergidir. Bu ve diğer vergiler hizmet olarak halka döner. Bu vergilerde ülkenin ve onda yaşayan insanların hepsinin hakkı vardır. Vergi ödemeyen kişi de bu hizmetlerden yararlanmaktadır. Malını gümrüksüz geçirmek isteyenler yalan beyan ya da rüşvetten dolayı günahkar olurlar.

Müslüman olmayanın hakkı

Gerek müslüman, gerek gayr-ı müslim olsun, bir başkasının üzerimize geçmiş haklarını kendilerine iade etmek, ölmüşlerse, varislerine vermek veya onlarla helalleşmek gerekir. O da mümkün değilse müslüman hakkı için, bir hayır kurumuna tasaddukta bulunmak ve gayr-ı müslim hakkı için de amme menfaatına olan bir işe sarfetmek veya hazineye yatırmak suretiyle, hayatta iken, kul hakkı sorumluluğundan kurtulmak gerekir.

Almanya bankalarından faiz almak

Müslüman için İslam ülkelerinde yapılması haram olan bir şeyin, İslam ülkesi olmayan yerlerde yapılması da haramdır. Bu itibarla, İslam ülkelerinde haram olan faizli akitlerin yapılması İslam ülkesi olmayan yerlerde de haramdır. Kaldı ki müslümanlar gayr-ı müslim ülkelerin bankalarındaki cüzi bir faizle bekletilen dövizleriyle bu ülkenin iktisadına hizmet etmiş, katkıda bulunmuş olurlar.

Müslüman kadının yabancıyla çalışması

Kadın ev işleri ve çocuk bakımı dışıdaki işlerle mükellef değildir. Ancak, çalışacağı işe kocası müsaade eder, o iş kadının yapabileceği bir iş olursa, iş yerinde İslami tesettür kurallarına uyarak, iffetini koruyarak, dini ve milli varlığından terbiye ve şahsiyetinden bir şey kaybetmeden erkeklerle ancak işi ile ilgili hususlarda ilgilenip laubali olmadan yuvası dışında çalışmasında da sakınca olmaz.

Müslümanın içki satması

İslamın haram kıldığı alkollü içkileri sadece İslam ülkelerinde değil, yabancı ülkelerde de bir müslüman tarafından satılması, alınması caiz değildir.

Tedavi için yapılan kan naklinde, kan verenin müslüman veya gayr-ı müslim oluşunun bir farkı yoktur.

Bir gayr-ı müslimin gönül rızasıyla cami inşaatına yaptığı bağış kabul edilebilir.

Kesin dönüş

Müslümanın hayırlısı ne dünyasını ahireti uğruna, ne de ahiretini dünyası uğruna feda etmeyendir, belki her ikisinden de payını alandır. Dünyadan payını almış olan bir müslüman kendinin ve yakınlarının din ve ahlak bakımından bozulacağı, milli benliği, vatan sevgisini kaybedeceği ileride çocuklarının veya torunlarının asimile olup dini ve milli değerlerine karşı yabancılaşma, kültürünü ve kimliğini unutma tehlikesi sözkonusu olacaksa, bir an önce vatanına dönmesi, kendini ve sorumlu olduğu neslini bu tehlikeden koruması gerekir. Zira her müslümanın hem nefsini, hem de ehlini cehemnem ateşinden koruması Allah'ın emridir.


© COPYRIGHT 1997 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır) YÖRE Elektronik Yayimcilik A.S.