kapat
Anasayfa
|
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
25 Nisan 2009, Cumartesi
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Emlak Çocuk Çizerler
Sabah Günaydın Cuma Cumartesi Pazar Buzz
 
24 Saat
24 Saat
ERDAL ŞAFAK

Hukukun üstünlüğü

Artık gelenek oldu: 1990'ların başından beri, Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş yıldönümü ve yeni Adli Yıl'ın başlaması törenlerinde yapılan konuşmaların ağırlık merkezinde yeni Anayasa yapılması veya mevcut Anayasa'da köklü değişikliğe gidilmesi çağrıları yer alıyor.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç da dün Yüce Mahkeme'nin 47'nci kuruluş yıldönümü törenindeki konuşmasında bu geleneği sürdürdü ve Anayasa'da bir dizi değişiklik yapılması zamanının geldiğini belirtti: Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı yolunun açılması, siyasal partilerle ilgili maddenin yeniden düzenlenmesi gibi. (Not: Törende yeni Anayasa ihtiyacını Başbakan Erdoğan dile getirdi: "Anayasa Mahkemesi'nden siyasi partilerimize, Yargıtay'a, sivil toplum örgütlerimize varıncaya kadar geniş bir toplumsal kesimde acil bir anayasal düzenleme veya anayasal alanda yenilenme, tazelenme, güncellenme talepleri olduğu aşikârdır.")

AİHM kararları
Yeni bir Anayasa veya köklü bir Anayasa değişikliği her derdimize deva olacak mı? Keşke...
Bir başka soru: 1987'den bu yana yapılan 10'u aşkın değişiklikle mevcut Anayasa'nın neredeyse üçte biri yenilendi, hak ve özgürlükleri çağdaş standartlara taşıdı. Günlük yaşamımızda bunun olumlu yansımalarını görüyor muyuz?
Görsek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) yapılan başvurularda ilk üçe girer miyiz? (Not: Bu gidişle yakında ilk sıraya yükseleceğiz.)
Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç, geçen ay makamında yaptığımız sohbet sırasında AİHM klasmanındaki kötü yerimizden duyduğu üzüntüyü dile getirdi. "Bunca düzenlemeden sonra Avrupa'ya başvurular azalması gerekirken, tam tersine neden artıyor?" diye sorduk; çekerek "Anayasa'nın 90'ıncı maddesinde yapılan değişikliğin uygulanmamasından kaynaklanıyor" yanıtını verdi.
Anayasa'nın 90'ıncı maddesinde yapılan değişiklikle Türkiye, uluslararası anlaşmaların kanun hükmünde olduğunu kabul etti. Dahası, maddenin son fıkrasındaki "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır" ifadesiyle, uluslararası hukuku iç hukukun üstüne çıkardı.
Ama, bu düzenleme yeterince uygulanmıyor. Uygulanmadığı için de hak sahipleri soluğu AİHM'de alıyor.
Peki neden uygulanmıyor? Yanıtını yine Kılıç'tan öğrendik: "AİHM kararları ve içtihatı izlenmiyor. İzlenme AİHM'e açılan davalarda yüzde 6070 azalma olur."
Düzeltelim; "İzlenmiyor" değil, "İzlenemiyor."
AİHM içtihatının izlenmesi için yabancı dil, özellikle de İngilizce bilmek gerekiyor. Oysa 9 bini aşkın yargıç ve savcının yalnızca yüzde 1'inin yabancı dili var.

Haşim Kılıç'ın feryadı
Baştaki soruyu tekrarlayalım: "Yeni bir Anayasa veya köklü bir Anayasa değişikliği her derdimize deva olacak mı?" Örneğin insanın doğuştan sahip olduğu onurunu ve haklarını güvence altına alabilecek mi? Keşke...
"Keşke" diyoruz çünkü mevcut Anayasa'da da bu konuda çok ileri düzenlemeler var:
* "Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz." (Madde 17/3)
* "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz." (Madde 20/1)
* "Kimsenin konutuna dokunulamaz. Hâkim kararı olmadıkça; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça, kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz." (Madde 21)
Ve en önemlisi:
* "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." (Madde 38/4)
* "Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez." (Madde 38/6)
Elinizi vicdanınıza koyun; Anayasa'nın herkesi bağlayan bu hükümlerine uygulanması bir yanasaygı gösteriliyor mu?
Saygı gösterilse dün Kılıç, "Yargı kararı olmadan suçlu ilan edilen insanların onurları yok ediliyor. Bu bir insanlık suçudur" diye feryat eder miydi?
Saygı gösterilse yine dün 58 baro başkanının imza koyduğu bildiride malum soruşturmayla ilgili 50 maddelik kara liste yer alır mıydı?


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.

Ayrıntılar için lütfen tıklayın