kapat
Anasayfa
|
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
25 Nisan 2009, Cumartesi
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Emlak Çocuk Çizerler
Sabah Günaydın Cuma Cumartesi Pazar Buzz
 
24 Saat
24 Saat
MELİHA OKUR

Türkiye'nin mücevherleri...

Dâhiler, "Hiç beklenmedik şartlardan" çıkar. Liderler, içinde yaşadığımız "Toplumun dinamiklerinden" doğar. Liderler, büyük eserler, birer özet ifadedir. Türkiye, ele avuca sığmayan bir ülke. İç dinamikleri hep farklı işliyor. Bilgiye ve eğitime pek önem vermiyor. Lider yetiştiremiyor.
Yüzyıllardır üzerinde yaşadığımız coğrafya galiba bu yüzden kısır ve sıkıcı...
O yüzden siyasette, sanatta, iş dünyasında "Rol modellik" yapabilecek insan da yetiştiremiyoruz. Yetişeni takdir etmeyi bilmiyoruz.
Koskoca iş dünyasına bakın hele! Bugüne kadar iki büyük lideri ancak çıkarabilmiş; Koç Holding'in kurucusu Vehbi Koç'u unutmak mümkün mü? Sabancı Holding'e altın çağını yaşatan Sakıp Sabancı' nın boşluğunu dolduracak bir aday var mı? Yok, yok! Türk iş dünyası hep boşlukta! Hep yalnız ve bu derin dünya krizinde, iş yapanlar lidersizliği, vizyonsuzluğu çok daha derinden hissediyor.
Bu eksiklik 10-11 Nisan'da İstanbul'da yapılan Dünya Türk İşadamları Kurultayı 'nda kendini iyice hissettirdi. DEİK ile Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın birlikte düzenlediği kurultaya katılan ve farklı açılımlar yakalamaya çalışan 2 bin Türk işadamı el yordamıyla yol bulmaya çalışılıyor olmasından çok sıkıldı. Kolay mı?
Yurtdışında 175 bin girişimcimiz var. 50 milyar dolarlık iş potansiyeli yaratmışlar. Bu rakam, küresel kriz öncesi 14 trilyon doları bulan dünya ticareti içinde bir damla su. Ama küçük bile olsa para kazanmayı öğrenmek Türk işadamına çok şey öğretmiş. Lobi yapmak, dünya rekabetinin kurallarını öğrenmek, küresel ticaretin boşluklarını görmek az şey mi? Fakat bizim Türk işadamlarının kolları kanatları kırık. Çünkü iş yaptıkları ülkede kendi hemşerilerinin kendilerine rakip olmasını hazmedemiyor, "Türk'e Türk'ten daha fazla zarar veren yok!" diyorlar.
Haklılar... Biz, yurtdışında Türkiye'ye katma değer yaratan 175 bin girişimciye, "Türkiye'nin mücevherleri" diyoruz. Hepsi pırıl pırıl parlıyor. Onların ışığını doğru kullanmak zorundayız. Sermaye birikim kültürü olmayan bir ülke olarak girişimcilerimizin ışığını doğru kullanmak zorundayız.
Sözü uzatmayalım. Bu noktada dikkatinizi Avustralya'nın TÜSİAD'ı denilen Avustralya Türk Sanayici ve İşadamları Derneği'ne (ATBİ) çekelim.
ATBİ'nin 46 üyesi var. Üyelerinin iş hacmi 1 milyar doları aşıyor. ATBİ'ye üye olmak kolay değil. Üye olmak isteyen yılda 15 bin dolar ödüyor. ATBİ Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Karamemiş, "Biz, artık ciro üzerinden konuşmayı, değerlendirme yapmayı bıraktık. Kalıcı olmak istiyorsak önce inovasyon ve yaratıcı fikir olacak. Değişim böyle oluyor" diyor.
Peki, biz niye sadece ATBİ'yi yazıyoruz?
Bugün 25 Nisan, "Anzak" günü. Türklerin "Çanakkale Savaşı," Avustralyalıların var oluşlarının başlangıcı. Avustralya ve Türkiye için bugünün ortak özelliği var; o da "Gelibolu." Dün 24 Nisan'dı.
Pek çok ülkede olduğu gibi Avustralya'da da Ermeni soykırım protestosu vardı. ATBİ, bu protestolar için farklı bir yol seçmiş, tenis turnuvası düzenliyor. Bu yıl 20 ülkenin katılımıyla 19 Nisan'da başlayıp dün biten ikinci tenis turnuvasında ödüller dağıtıldı. Buyrun, ciddi bir lobi çalışması!..


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.

Ayrıntılar için lütfen tıklayın