kapat
Anasayfa
|
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
11 Nisan 2009, Cumartesi
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Emlak Çocuk Yazarlar Çizerler
Günaydın Cuma Cumartesi Pazar Emlak Buzz
 
24 Saat
24 Saat
Yeni Rüya Sineması’nın sahibi Şahin Dilbaz aileden sinemacı. Aile, Kayseri’den Adana’ya birçok yerde sinema işletmiş.

Beyoğlu'nun yaşlı güzeli ayağa kalktı

10.04.2009
Eski Beyoğlu'nun unutulmaz Rüya Sineması, seks filmleri dönemiyle saltanatının çöküş dönemini yaşamıştı. Kısa bir süre önce kapılarını Yeni Rüya olarak açan sinemanın sahibi Şahin Dilbaz'la bu değişimi konuştuk..
Beyoğlu'nda bir zamanlar çok güzel, çok kibar bir hayat yaşamış, ama sonradan iyice düşmüş birisi var. Hele eski Beyoğlu'nu bilenler, "Bu da laf mı, biz böylelerine çok rastladık," deseler, haklarıdır. Ama bu geçkin güzel, yakın zamanda yeniden doğrulup ayağa kalktı, yüzündeki o ağır ve çirkin makyajı sildi, perişan giysilerini attı. Ve artık camiden geriye kalan mihrap namına ne varsa, onunla yeniden sokağa çıktı, aramıza katıldı.
Bunca edebiyatı bir sinema salonu için yaptığımı belki anladınız. Beyoğlu'nun o emsalsiz rüya salonlarından biri, adı gerçekten Rüya Sineması olan salon, son haftalarda elden geçti, kapılarını Yeni Rüya olarak açtı. Ve şimdi İstanbul Festivali'nin en gözde salonlarından biri olarak, sanki küllerinden doğan Anka Kuşu gibi, bir kez daha hayatımıza girdi.

'SADECE EROTİK FİLM'
Olay öylesine ilginç ve heyecan verici ki... Hele benim gibi Beyoğlu âşıkları için... Çünkü bu salon çok uzun yıllardır, adına özetle seks filmleri denen türde filmler oynuyordu. Müşterileri, bir film boyunca yasak görüntülerde doyum arayan ve asla etraflarına bakıp kimseyle göz göze gelmemeye çalışan karanlık erkeklerdi. İçeri ailenin, kadınların, hatta iyi aile çocuğu gençlerin girmesi bile uygun sayılmıyordu. Şimdiyse dünya sinemasının son bir-iki yıldaki seçme ve sanatsal filmlerini gösteren bir kültür yuvası. Şaşmaz mısınız?
Şaşmayı bir yana bırakıp, bu değişimin mimarlarıyla konuşmayı yeğliyorum. Salonun sahibi Şahin Bey, ünlü sinemacılar olan Dilbaz ailesine mensup. Önce konuşmaya, eskileri karıştırmaya pek hevesli gözükmüyor. Ama beni tanıyor, iyi niyetime inanıyor. Ve sonunda yine onun işlettiği Majestik Sinemaları'nın sempatik kahvesinde oturup konuşmaya başlıyoruz.
1952 doğumlu Şahin Dilbaz, aileden sinemacı. Özellikle amcası Nami Dilbaz mesleğin en ünlülerinden. Aile, Kayseri'den Adana'ya birçok yerde yıllar boyu sinema işletmiş. Bir dönemde yerli filmer üretmişler, Yılmaz Güney, Efgan Efekan, Ümit Besen'li yapımlara imza atmışlar.
Sonra ünlü kriz dönemi gelmiş: 1974'lerde başlayan, TRT'nin yayına geçmesi, Kıbrıs dolayısıyla Amerikan ambargosu, sokaklara inen anarşi derken tüm sanayinin hem yapım, hem ithal olarak durmasıyla ortaya çıkan ünlü seks filmleri. Dışardan gelen erotik yapımlar, onlara ek olarak da artık kült sayılan Türk usülü seks filmleri: Beş Atışta Beşiktaş, Kartal Pendik Gittik Geldik, Kayıkçının Küreği, daha neler de neler... Birkaç kuşağa bir tür cinsel eğitim veren, kadın bedenini tanıtan filmler. Yani bir tür sosyal hizmet... Unutulabilir mi?
Şahin Bey o dönemle iftihar etmiyor. Ama gerçekçi bakıyor: "Bu tür filmleri zorunlu olarak herkes çekiyordu: Türker Bey'den merhum Kadri Yurdatap'a kadar... İlk büyük iş yapan filmlerden, Mine Mutlu'yu tanıtan Tatlı Tatlı'yı bizzat Memduh Ün çekiyor, ama başkası imza atıyordu. Biz de yaptık."
O dönemde, eskiden Sümer olup bir süre Küçük Emek olan sinemayı alıp Rüya Sineması yapmışlar ve bu tür filmlere açmışlar. Arada başka salonlar da bu tür filmlere başlamış: Lüks, Alkazar, Atlas, Ses, Elhamra... Çoğu sonradan yine 'tövbekâr' olmuş, bir kısmı ise yıkılıp gitmiş salonlar. Ama bir şey yapmamışlar: Filme 'parça' denen porno film eklemeleri koymamışlar. Sadece erotik film sınırları içinde kalmışlar.
Türk Sineması bu tarz filmlerden 80'lerin başında vazgeçti. Daha doğrusu, 12 Eylül dönemi nedeniyle vazgeçmek zorunda kaldı. O zaman sadece yabancı filmlerle yetinmişler: Örneğin İtalyan Tinto Brass'ın filmleri veya kimi Fransız yapımları. Böylece durumlarını korumuşlar: 2000'li yıllara dek....
Ama son yıllarda her şey değişmiş. Bir yandan artık erotik ve porno film sınırları ortadan kalkar gibi olmuş. Öte yanda tezgâhlarda 2-3 liraya satılan kaçak porno VCD'leri müşteriyi eritmiş. O eski Türk filmlerinin yeni kopyalarını basamaz olmuşlar: B kopya 2.5 milyon lira... ysa Anadolu'da direnen kimi salonlar bu filmleri gibi VCD'den gösteriyormuş. Onlarsa geçen aralıkta değişim kararı almışlar.