kapat
Anasayfa
|
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
8 Nisan 2009, Çarşamba
Sabah
 
Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Emlak Çocuk Yazarlar Çizerler
Gündem Siyaset Ekonomi Yaşam Dünya Teknoloji Turizm Otomobil
 
24 Saat
24 Saat

Demirel: DEP'liler tarihi hata yaptı

Nur BATUR
07.04.2009
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda şunları söyledi: "Halkın oyuyla gelmiş olanlar bölücülüğe destek veriyor konumuna düştü. Meclis de Türkiye de bunu taşıyamadı."..
Tarih 2 Mart 1994, Saat: 18.00... Dokunulmazlıkların kaldırılması için önergenin TBMM'de tartışıldığı sıcak saatler... Demokrasi tarihine gölge düşüren trafik olayların başrol oyuncularından Mahmut Alınak kürsüde... Sıcak saatleri zabıtlardan birlikte okuyalım: Mahmut Alınak: Bu bir komedyadır ve 'Trajediye dönüşüyor' diyorum. İşte fezleke elimde. Şaban Bayrak: Mahkeme inceler fezlekeyi. Alınak: Mahkemelerin de anasını ağlattınız; o kadar çok baskı yaptınız ki, o kadar çok bombardımana tuttunuz ki. Cengiz Bulut: Adalet Bakanı'na söyle; mahkemeler SHP'de. Alınak: Dokunulmazlıkları kaldırılan milletvekillerinin isimleri talimatla bildirilmişti. Parlamentonun üstüne gölge düşürülmüş, ipotek konmuş; eliniz kalkacak; eliniz mahkûm..

APO'YA KARŞI MISIN?
Artık salonda kıyamet kopmaya başlamıştı.. Halit Dumankaya ayağa fırlamış, "Yok öyle bir şey " diye bağırıyordu. Alınak "Hayır mahkûmsunuz. İlahlar böyle istemiş ya" diyordu. Nazmi Çiloğlu da kavgaya katılmakta gecikmedi, "Apo'ya karşı mısın, sen onu söyle" diye bağırmaya başladı. Yine zabıtlara dönelim: Alınak: Paşa emir buyursa buraya darağacını da kurarsınız. İpimi kim çeker, bilmiyorum. İpimizi çekecek birçok vekil arkadaş da var. Hukuk yok, demokrasi yok. Hepsi kandırmaca, Kürdüyle Türküyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Arabıyla ve Alevisiyle halk yığınlarını yıllardır ezilen horlanan, baskı altında tutulan, sömürülen, açlığa mahkûm edilen, kanı emilen halkı kandırma amacına yönelik. Nazmi Çiloğlu: Apo'ya karşı mısın? Alınak: Bırakın Apo'yu bırakın o saçmalıkları. Ahmet Şeref Erdem: Şov yapıyorsun. Alınak: 'Şov yapıyorsun' diyerek beni susturamaz, mahkûm edemezsiniz. Konuşacağım ben."

iŞ MAKİNELERİ YAKILIYOR
Artık olaylar iyice çığırından çıkmaya başlamıştı. DYP ve ANAP sıralarından bağırışlar durmuyor, milletvekilleri sıra kapaklarına vuruyorlardı. Alınak, "İşsizliği önleyici projeler üretelim desem ses çıkmaz" diye laf atınca, Ahmet Şeref Erdem "İş makineleri yakılıyor" diye bağırıyordu. Alınak konuştukça DYP sıralarından "PKK, PKK" sesleri yükseliyordu. Alınak ise "Bırakın PKK'yı sizin insanlar üzerinde baskı yapmanız için bahanedir" diyordu. O günlerde PKK bir yandan bölgede yatırımları durdurmak için iş makinelerini yakıyor, eğitimi durdurmak için öğretmenleri öldürüyordu . Herkes "DEP'liler neden 'PKK terör örgütüdür' demiyor?" diye soruyordu.

VATAN HAİNİ KİM?
Yine zabıtlardan Meclisi izleyelim... Artık Ahmet Sayın, Ahmet Şeref Erdem ve Nazmi Çiloğlu kürsünün önüne kadar gelmiş bağırıyorlardı: "Sen Apo'dan talimat alıyorsun." Alınak kopan büyük gürültünün ortasında bağırıp çağırmaya devam ediyordu: İşte o anlar: Alınak: Her köyle 10'ar tane darağacı kurmak için yasa çıkaralım desem bütün eller havaya kalkar Nazmi Çiloğlu: Vatan hainleri için. Alınak: Vatan haini... Vatan haini Türk lirasını..." Gürültüden sözleri duyulmuyordu artık. Sonunda oturumu yöneten Başkan Kalemli, Alınak'tan sözlerini toparlamasını istedi. Ama kürsüden inmiyordu. Gerginlik Kalemli'nin "İnin aşağıya, buyurun" sözleriyle iyice tırmandı. Artık yumrukların konuşması an meselesiydi. Alınak bir süre daha direndi ve sonunda kürsüden inmek zorunda kaldı. O gün Alınak tahrik etmeseydi tarih farklı yazılır mıydı acaba? Bu soruyu o günleri yaşayanlarla tartıştım ve çok ilginç yorumlar aldım. Daha sonraki günlerde aktaracağım. Ama o gün kavganın tırmandığı sıradaki bir gerçeği de saptadım. O sırada Meclis'in bütün kapılarının sivil polisler sarmıştı ama kimsenin henüz haberi yoktu...