kapat
Anasayfa
|
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
24 Mart 2009, Salı
Sabah
 
Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Emlak Çocuk Yazarlar Çizerler
Gündem Siyaset Ekonomi Yaşam Dünya Teknoloji Turizm Otomobil
 
24 Saat
24 Saat

Erdoğan'dan YSK'ya eleştiri

AA
Giriş Saati : 24.03.2009 14:44
Güncelleme : 24.03.2009 18:57
Yeni Haber
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) ''Sandık kurullarında görev alanların kılık ve kıyafet ölçülerine uymaları'' şeklindeki kararını değerlendirirken, ''Sandık kurulunun olduğu yer kamusal alanmış. Böyle kamusal alan mı olur? Oraya gelenler devletin memuru değil. Oraya gelenler siyasi partilerin temsilcileri'' dedi.

Erdoğan, Bartın Cumhuriyet Meydanı'nda partisince düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, vatandaşların TC Kimlik Numaralı bir belgeyle oylarını kullanabileceklerini anımsatarak, mutlaka bunu almalarını istedi.
Nüfus müdürlüklerinin bunun için gece gündüz çalıştıklarını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Aileden bir kişi gitse (nüfus müdürlüğüne) de olur. Bunun imkanlarını hazırlıyoruz. Aman bunları ihmal etmeyiniz. Ben, bir vatandaşım demokratik hakkını kullanamazsa inanın kahrolurum. YSK bana göre burada çok ciddi bir yanlış yapmıştır. Tabii bu yanlış burada kalmadı, bir yanlış daha yaptılar.

Sandık kurulu üyelerine neymiş, sandık kurulunun olduğu yer kamusal alanmış. Ne demek yahu? Böyle kamusal alan mı olur? Böyle şey mi olur? Bunu Avrupa duyduğu zaman ne der? Oraya gelenler devletin memuru değil. Oraya gelenler siyasi partilerin temsilcileri. Bunun içinde başı açık olan da var, başı örtülü olan da var. Sen onun nasıl olur da demokratik hakkını, siyasi partinin üyesi olarak orada müşahitlik, sandık kurulu üyeliği yapma hakkını engellersin. Böyle bir anlayış mı olur? Maalesef ülkemizde kendi kendimize demokrasinin önüne engeller koyuyoruz. Bunlarla uğraşıyoruz. Artık yetti. Nedir bu sıkıntı? Demokrasi bu şekilde engellemelerle tekamül etmez.

Biz bu yarışta bir taraftan Anayasamızda 'demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir' diyeceğiz ve zorlaştırmak için de elimizden ne geliyorsa onu yapacağız. Olmaz böyle bir anlayış. Arkadaşlarımız gidiyorlar, görüşüyorlar. Ondan sonra bir araya geliyorlar, bir toplantı, 'Efendim uygun olan budur...' Ne demek bu yahu? Nasıl uygun olan budur? Temenni ederiz ki bu yanlışlardan dönülür.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Sayın Baykal sen ne kadar oy alacaksın onu söyle. Birinci olacak mısın, olmayacak mısın onu söyle. Birinci olamayacaksan, zaten ondan ben de çok memnun olurum, böyle muhalefete can kurban...'' dedi.

Erdoğan, partisi tarafından Bartın'da düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, Bartın'a yapılan yatırımları anlattı.

Turizmin ''bacasız sanayi'' olduğunu, göreve geldiklerinde 8.5 milyar dolar olan turizm gelirinin 22 milyar dolara yükseldiğini ifade eden Erdoğan, ''Niçin Amasra'ya Kurucaşile'ye turist gelmesin? Bu güzelim Bartın'ı görmeye niçin gelmesin? Ama biz getireceğiz. Bunların hazırlıklarını yapıyoruz'' dedi. Erdoğan, şunları kaydetti:

''Şimdi Sayın Baykal, Bahçeli çıkıyorlar 'geçmişi inkar ediyorsun' diyorlar. Geçmişi asla inkar etmiyorum, etmem. Tersine, Türkiye'ye kazandıran, Türkiye'de taş üstüne taş koyan herkesi de minnetle anıyorum. Hepsinin başımızın üzerinde yeri var. 1938 yılında Gazi Mustafa Kemal vefat etti. Hem İstiklal Savaşımızı başarıyla sonuçlandırdı hem de istikbal savaşımızın startını verdi. Türkiye'yi yeniden bir dünya devleti yapmak için çok önemli, büyük projeleri, yatırımları ülkemize kazandırdı. Peki onun vefatından itibaren ne oldu? Bu Anadolu, bu Trakya Gazi Mustafa Kemal'den sonra sadece iki başbakanı derin hafızasında misafir etti, hayırla yad etti. Rahmetli Menderes ve rahmetli Özal... Şimdi sayın Baykal İkinci Dünya Savaşı döneminden, zorluklardan bahsediyor. Almanya ve bir çok ülke o savaşta tamamen yıkıldı. Ama tamamen yıkılan Almanya ve diğer ülkeler dünyanın en büyük ekonomileri arasında yerini aldı, büyüdü, gelişti. Peki bütün o dönemlerde Türkiye ne yaptı? Türkiye seyretti, tribünlerden izledi. Avrupa demokrasiyle büyürken gelişirken Türkiye, demokrasisini tartışmalı hale getirdi. Kalkınmada hız kesti. Avrupa sanayileşirken Türkiye sanal korkularla yel değirmenleriyle mücadele etti. Avrupa dünyada süper güç haline gelirken Türkiye, Sayın Baykal'ın döneminde benzin, gaz yağı, margarin kuyruklarında vaktini heba etti.''

''Biz hizmete mi oy vereceğiz yoksa kuru ideolojiye mi? Esere mi oy vereceğiz yoksa hiç bir eseri olmayan insanların, partilerin peşinden mi koşacağız?'' diye soran Başbakan Erdoğan, ''Futbol takımı tutar gibi siyasi parti tutulmaz. Kim hizmet verirse onun peşinden koşmalıyım, onu güçlendirmeliyim. AK Parti Hükümeti, belediyeler bu ülkeye hizmet vermiyorsa oy vermeyin. Ama veriyorsa onu daha da güçlendirin'' dedi.

''NİYE BIRAKTIN GİTTİN?''

Hızlı tren, boğaz tüp geçidi, Bolu Tüneli, Karadeniz Otoyolu yatırımlarını anlatan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Sayın Baykal dün çıkmış diyor ki 'AK Parti'nin iktidarı döneminde bu kadar gelir oldu, bunlar nereye gitti?' En yüksek gelir bu dönemde oldu' diyor. Şecaat arz ederken sirkatini söylüyor. Evet, bizim iktidarımız en yüksek geliri elde ettiyse işte bu yatırımları da yaptı, demek ki başarılı bir iktidar. Sen ne yaptın onu söyle. Ben sana senin ne yaptığını soruyorum. Sayın Bahçeli 3.5 yıl bizden önce iktidara ortak oldu. Millet beş yıllığına görev verdi. Niye bıraktın gittin? 5 yılı tamamlamadılar. Kimse sana 'bırak' demedi. Niye kaçtın? Onun cevabını ver. İnanın bunların eline 5, 10 tane koyun verin, kaybedip gelirler. Bunlar da böyle idarecilik, midarecelik öyle bir şey yok. Zaten Sayın Baykal'ın böyle bir derdi de yok. İktidara gelmek diye bir derdi yok. Bunu kendisi söylüyor. Ne dedi, 'AK Parti bu seçimde yüzde 52'nin altına düşerse başarısız'... Şimdi yani bu daha maça çıkarken mağlubiyeti kabul etmiş zaten. Kabul etmiş de şu anda kaç gol yiyecek onun hesabını yapıyor. Yani 3 mü, 4 mü, 5 mi yiyecek? Yani 'ne kadar az yersem o kadar karlıyım'... Bir siyasi partinin lideri bunu söyler mi? Senin seçimi kazanmayı konuşman lazım. Sayın Baykal, sen ne kadar oy alacaksın onu söyle. Birinci olacak mısın, olmayacak mısın onu söyle. Birinci olamayacaksan zaten ondan ben de çok memnun olurum, böyle muhalefete can kurban...''

''ÜÇLÜ KURMUŞLAR''

Başbakan Erdoğan, iktidarları döneminde tüm illerin üniversiteye kavuştuğunu, ayrım yapmadıklarını, artık üniversitesiz il bulunmadığını ifade etti.

Tüm dünyada işsizlik olduğunu, işsizlikle mücadele ettiklerini söyleyen Erdoğan, ''Tabii ki bunu azaltmanın gayreti içerisinde olacağız. İşsizlik fonundan destekliyoruz. Sosyal devlet ilkemizi de unutmadık, unutmuyoruz'' dedi.

''Bunlar bir üçlü kurmuşlar, CHP, MHP ve yandaş medya. Bu ülkede iktidarı bunlar belirlemiyor. Bu ülkede iktidarı burası belirliyor, siz. AK Parti medya ile gelmedi. AK Parti medyaya rağmen geldi'' diyen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

'' Ama ne diyor Sayın Baykal, 'Ben Ergenekon'un avukatıyım' diyor. Düşünün, 'ben medyanın bazılarının avukatıyım' diyor. Sayın Baykal biz de milletimizin avukatıyız. Farkımız bu. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemeyeceğiz ve yedirtmeyeceğiz, dedik. Bakınız Sayın Bahçeli diyor ki '28.5 milyar dolar biz IMF'ye borçlandık'. Bize ne kadar borçla devrettin Sayın Bahçeli? Dün iyice kimyası bozulmuş, hakaret üstüne hakaret ediyor. Ben hakaret etmiyorum, görüyorsunuz rakam söylüyorum. Bana 'müfteri' diyor. Eğer şu söylediğim rakamlar yanlışsa çık açıkla. 23.5 milyar dolar borçla biz devraldık. Şu anda 7.8 milyar dolar borca indirdik. Onlar borçlandı biz borç ödedik, ortada...''