kapat
Anasayfa
|
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
24 Ocak 2009, Cumartesi
Sabah
 
Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Emlak Çocuk Yazarlar Çizerler
Gündem Siyaset Ekonomi Yaşam Dünya Teknoloji Turizm Otomobil
 
24 Saat
24 Saat

Gazzeli kadının savaş günlüğü

CİHAN
Giriş Saati : 24.01.2009 11:32
Güncelleme : 24.01.2009 21:52
Yeni Haber
Adı Rina Kahel. İsrail saldırılarına maruz kalan yüz binlerce Filistinliden biri...

Mesleği tercümanlık olan ve Gazze'de yaşayan Kahel, saldırılar boyunca evinden hiç çıkamamış. Bu sürede yaşadığı korku dolu anları ise bir günlüğe aktarmış.

Savaşta neler yaşadığını tek tek kaleme alan Kahel, günlüğüne İsrail saldırılarının en şiddetli ve yıkıcı olduğu, tankların Gazze içlerine kadar girdiği 20. gününde düştüğü notları paylaştı. İşte Gazzeli bir bayanın kaleminden savaş günlüğü:

"BUGÜN SAVAŞIN 20. GÜNÜ VE HALA HAYATTAYIM"

Her gün 'bugün savaşın en şiddetli günü' diyorduk, fakat bugün gerçekten en şiddetlisi. Kurşunları hep televizyondan görüyorduk; ancak bugün gözlerimizle gördük. Gece boyunca gökyüzü havai fişeklerle aydınlanmış gibiydi. Havai fişekler yerden havaya atılır diye bilinir; fakat Gazze'de farklı. Burada havadan yere atılıyor.

İsrail askerleri şu anda Tel El Hava bölgesinde. Oradan değil bir dolara, bir penny ile bile taksi tutup evime gelebilirler.

Ben bilgisayar kullanırken tüm aile üyeleri bulunduğumuz odayı tam bir operasyon odasına çevirerek askeri analizler yapıyor. İnsanlar benim bu ortamda nasıl oluyor da internet kullandığıma şaşırıyorlar.

Üç hafta oldu ve halen evlerimizden çıkamıyoruz, hiçbir yere gidemiyoruz ve bir şey yapmıyoruz. Ne su var ne de elektrik. Gerçekten çok sıkıcı, ne yapacağımı bilemiyorum. Bazen perdelerdeki kıvrımları sayıyorum, bazen de cep telefonumla oynuyorum (tabi şarjı olursa). Tabi bazen kardeşlerimle tartışıyorum.

Her neyse, bu savaştaki en ilginç şey, Şlomo'nun (İsrail) savaş zamanında Gazzelilere sempati beslediğini ifade etmesiydi. İsrail ordusu biz Gazzelilerin istediğimiz her şeyi yapabilmemiz için günde üç saat ateşkes ilan ettiğini söylüyordu.

Bu üç saat bazen 1'den 4'e kadar, bazen 8'den 11'e, bazen de 10'dan 1'e kadar oluyordu. Yarınki üç saat ne zaman tahmin et!

Aslında bu üç saatte ne yapacağımı tam olarak da bilmiyorum. Nereye gideceğimi düşünmeye başlıyorum. (Sanki Gazze'de gidilecek çok yer varmış gibi) Ve sonunda uyumaya karar veriyorum, en azından nispeten sessiz ve kurşun sesi yok. Geceleri o casus uçaklarının çıkardığı vızıltı sesi beyinlerimizi kazıyor gibi uyumamıza engel oluyor.

Gece-gündüz, uzakta-yakında hep roket sesleri ve patlamalar duyuyoruz, sürekli sarsılıyoruz. İsrail güçleri artık mezarlık, düğün salonları, yaşanan ya da terkedilmiş evler gibi farklı ve yeni yerleri de vurmaya başlıyor.

Bu arada, Filistinlinin evini yok etmeden önce küçük bir uyarı füzesi gönderen İsrail pilotuna da teşekkür etmek istiyorum. Ne kadar insancıllar! Ve siz onlara deli ve zalim diyorsunuz! Düşünsenize pilot, sizi öldürmek için göndereceği bombadan 5 dakika önce uyarı füzesi atıyor.

Daima kendime bir atasözünü hatırlatıyorum 'kurşunlardan korkma, çünkü seni öldüren kurşunun sesini asla duymazsın. Fakat o roketlerle aynı değil. Doğru değil mi?

En ilginç şeylerden biri de telefonun çalması. Kardeşlerim ve ben hemen kimin cevap vereceği konusunu tartışıyoruz. Diğer Arap ülkelerinden pek çok kişi bizi arar. Bize iyi dilekler sunuyorlar. Fakat bazen de bizi silah bulundurmak, direnişçilerle işbirliği yapmakla itham eden israil ordusundan biri arıyor. Galiba bugün Gazze'de bizimkinden başka arayacakları telefon kalmadı. Sürekli telefonumuz çalıyor.

Yeni tartışma konumuz ise fosfor. Hayatım boyunca fosforun balıklarda bulunduğunu ve faydalı olduğunu duydum. Ama şimdi durum farklı. Fosforu insanları öldürmek için kullanıyorlar.

Boş zamanlarda faydalı bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Yeni bir spor dalı buldum: Su deposu sporu. Çatıya çıkıp kaç litre su kaldığını kontrol ediyorum. Artık depo sesine duyarlı bir kulağım var. Depoya vurunca çıkan sese göre içinde az veya çok su olduğunu anlayabiliyorum. Tabi ki bunu herkes yapabilir; ama yeni yeteneğimle içinde kaç litre olduğunu da söyleyebiliyorum.

Bugün kendimi hala hayatta buldum ve Gazze'deki durumumuzu size anlatabilmek için bunları yazmaya karar verdim. Yarın hayatta kalabilir miyim, bilmiyorum.

Lütfen bizim için dua edin. Bu sorunun çabuk bitmesi için dua edin. Yaralılar ve şehitler için dua edin. Allah'a üzerimize sabır yağdırması için dua edin. Ve hala zamanınız varsa zengin olmam için de dua edin. Daha güzel şartlarda görüşmek üzere...