kapat
Anasayfa
|
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
23 Ocak 2009, Cuma
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Emlak Çocuk Çizerler
Sabah Günaydın Cuma Cumartesi Pazar Buzz
 
24 Saat
24 Saat
Günaydın  
AYŞE ÖZYILMAZEL

Bu yazı benden, bu yazı kalbimden

Bir anıma bakar her şey. Her şey bitebilir, fişi çekebilir, sahneden inebilirim. İstersem yapabilirim. İstediğim çok şey var yapamadığım... İstersem yapabilirim, biliyorum... Kalmak da elimde, gitmek de. Ben hep kalıyorum, öylece kalakalıyorum... Kendimle, saçma sapan bu düzenle, bana biçilmiş rollerle tepişiyorum. Kendim seçtim hepsini, suçluyum, şimdi vazgeçebilir miyim? İtirazı olan varsa konuşmasın, sonsuza kadar sussun! Bende yıkık dökük bir şeyler. Dudaklarım yayılıyor iki yana. Sizin oralarda ne diyorlar buna? Gülümseme mi? Hah! İşte ondan var 24 saat dudaklarımda. Ya içimi soran? Yok! Sorsa da benim cevap vermeye takatim yok!

KİMSE KARIŞMASIN!

Ooooo bende artık neler neler yok! Umut... Sevinç... Aşk... Mutluluk... Sahici bir şeyler arıyorum, o da yok! İnanmayı çok istedim somut bir şeylere, birilerine. Gel gör ki eksildim, kırıldım, parçalarımı kaybettim. Hepsi mi fos çıkar! Hepsi mi yarı yolda bırakır adamı. Valla ben o depresiflerden değildim, sonradan oldum. Bu yazı bana ait, bu yazı benden, bu yazı kalbimden... Kimse karışmasın, telefonlarım çalmasın, bu yazı içimden. Sevilmeye ölesiye ihtiyacım var. Ya sevmeye halim? Yok! Bir dolu sözüm var. Sözüm ona, kurallarım var. Hepsi yalan. Sığınacak bir kucak, benim için çarpan bir kalp tüm ihtiyacım. Her gece karşıma dizilmiş sırıtıyor pişmanlıklarım. Özledim, çok özledim de bulamıyorum neyi özledim... O kadar uzakta ki her şey, o kadar giremiyor ki içime, o kadar kopuk ki, neyi özlediğimi bile unuttum. Bu dünyanın prensiplerinden, tükenmez iştahından, samimiyetsizliğinden bıktım. Olmadı... Ben kaldım, o kalmadı. O tüm sahteliklerini, numaralarını, acılarını, kanırtmalarını bana bıraktı. Hepsi üstüme yapıştı, çıkaramıyorum. Bu kokuşmuşluğun içinde sadece tek cevap vardı aradığım. Ben ondan çoktan gitmiştim... Ama bilmeliydim sevdi mi? Ne saflık ama... Buralarda kimse kimseyi sevmez ki! Sıcak bir gülümsemeye, etli bir 'Seni Seviyorum'a, hissederek terli terli sevişmeye tavdım oysa... Korkarım ben bu sahteliklere az kaldım. Güzel bir yüz ve vücuttan daha fazlasıyım... Anlatamadım. İçime giren adamlar gerçekten içime giremediler bir an bile... Tenime dokunanlar gerçekten dokunamadılar. Kimse isteyerek silmedi gözyaşlarımı. Kimse egosunu okşamak için değil de, özlediği için yana yakıla çalmadı kapımı. Benim böyle olmamam gerekirdi değil mi? Hayatın bu kadar zalim olmaması... Bir telefon yok beklediğim. Bir ses çıkmıyor duymak istediğim. SMS'lerle sınırlandırılmış aşklarımız. Anlık zevklere satılmış duygularımız. Farkında mıyız? Kovala, kovala, amaçsızca savrul oradan oraya. Bu muyuz ya? Bu mu küçükken özendiğim şey? Bu muydu beni bekleyen? Böyle olmamam gerekirdi... Kocaman hayallerim vardı. Yüreğimde bitmeyeceğini sandığım sevgiler... Şimdi o kız kaçıyor her şeyden, herkesten... Aldatılmaktan ve kandırılmaktan yorgunum. Özledim çok özledim eski günleri. Yıpranmamış duygularımı, saflığımı, korkusuzluğumu özledim. Herkesi güldürmekten sıkıldım. Çözüm üretmekten daraldım. Benimkisi bozuk pil misali fişe taksan da şarj olmuyor artık. Milletin dini yalan olmuş. Uzaylı istilasını beklemeye gerek yok; dünyanın sonu zaten gelmiş. Kötülük dört bir yanımızı sarmış. Ben bu dünyaya çocuk doğurur muyum anne? Sızlıyorum, inanmak istiyorum anne... Not: Yazarınız çıldırmadı sadece bugün bunlar çıktı. İdare edin sevgili okur.