kapat
Anasayfa
|
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
22 Ocak 2009, Perşembe
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Emlak Çocuk Çizerler
Sabah Günaydın Cuma Cumartesi Pazar Buzz
 
24 Saat
24 Saat
ENGİN ARDIÇ

Gazze'yi niçin yazmadım?

Çünkü Yahudi-Arap savaşındaki çeşitli "muharebelerden" yalnızca biridir de ondan...
İsrail bu kez "hayvanca" saldırmış, kadın ve çocuk ayırımı da yapmamıştır ama bir muharebedir işte.
İlk hayvanlığı da değildir bu, Müslüman Arap kadınlarını ve çocuklarını faşist ve Hıristiyan Araplar'a kestirdikleri Sabra ve Şatila kampları katliamlarını da unutmayalım...
Fakat otobüslere, kahvehanelere konulan bombalarla öldürülen Yahudi kadın ve çocuklarını da hatırlarsak, meseleyi daha bir yerli yerine oturtmuş oluruz.
Günlerdir Gazze hakkında her kafadan çıkan her sesi okudunuz ya da televizyonda izlediniz. Ağaçlara bakmaktan, hele dallarla yapraklarla uğraşmaktan, ormanı görmekte de zorlandınız...
Gazze saldırısı, koskocaman bir bütünün küçük bir parçasıdır.
Mesele Hamas örgütüyle ya da Olmert hükümetiyle de sınırlı değildir. Arap ülkelerinin çoğu bu son saldırıda pısmış ve susmuş da olsalar, bu bir Arap-Yahudi savaşıdır.
İsrail devletinin kuruluşundan da önceye, İngiliz "mandası" dönemine kadar gider.
Bu iki milletin birbiriyle kapışmasına, yönetimimiz altında gene biz engel oluyorduk, biz, yani Osmanlı... Oralara refah götürememiştik ama bizde de refah yoktu ki...
Bozguna uğradık, bırakıp çekildik, İngiltere geldi, arkasından da birbirlerini yemeye başladılar... İngiltere "bölüp yönetiyordu"... İngiltere gitti, kavga devam etti.
Kavga, 1948, 1956, 1967 ve 1973 yıllarında çok ciddi bir savaş boyutuna da ulaştı.
Her seferinde İsrail kazandı, önce Filistin ve Ürdün'ü, sonra Mısır ve Suriye'yi yenip susturdu.
Araplar, 1948 yılında Birleşmiş Milletler'in kendilerine bıraktığı topraklara razı olsalardı, barış daha o zamandan kazanılacaktı.
Bunu beceremediler, savaşı tercih ettiler her muharebeyi de kaybettiler! Şimdi artık konuyu toparlayalım: Bu savaş bitmez. Gazze saldırısı, bu savaşın yalnızca "çok kanlı ve hazin magazinidir"... Şimdi ortalık altı ay ya da bir yıl süreyle yatışacak, sonra didişme gene başlayacaktır.
Savaşın bitmesi, iki şarta bağlıdır.
Bir: Arap ülkeleri, daha doğrusu genel anlamda bütün Müslüman dünyası, İsrail devletinin "yaşamaya hakkı olduğunu" kabul edecekler, bu devletin varlığını artık tartışma konusu yapmayacaklar, bu da yetmez, ileride de tartışma konusu yapmayacaklarına dünya kamuoyunu ikna edecekler... (Türkiye bunu en başından kabul etmişti.)
İki: İsrail de, Arap milletinin varlığını kabul edecek, yanıbaşında bir de Filistin devletini tanıyacak.
Daha doğrusu, onların da insan olduğunu, onların da haklara sahip olduğunu anlayacak, daha da doğrusu, en genel anlamda "goyim" denilen "Yahudi olmayan insanların" da kendileriyle eşit olduklarını kabul edecek!
Arap, Yahudi'yi yoketmek, Yahudi de Arap'ı ikinci sınıf insan saymaktan vazgeçmedikçe, bu savaş bitmeyecektir.
Yani, bitmeyecektir.
Nereden mi bellidir? İşte bugün bu yazıma hem Müslüman köktendinciler kızacaklar hem de Yahudi okurlarım! Küçük bir gösterge olsun.