kapat
Anasayfa
|
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
1 Aralık 2008, Pazartesi
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Çizerler
Sabah Günaydın Cuma Cumartesi Pazar Buzz
 
24 Saat
24 Saat
HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Umut Amerika'nın ekmeği

NEW YORK

Yılın bu aylarında Amerika'yı bayram kutlamalarının dışında da bir heyecan sarar. Üniversiteler arası bizim Amerikan futbolu onların doğrudan doğruya futbol dedikleri (bizim futbol dediğimiz şeye "soccer" diyorlar) müsabakalardır bu heyecanı yaratan.
Televizyonlar sabahtan akşama kadar o maçları yayınlar. Kanallarda her birisi bir dev olan eski oyuncular yorumlar yapar. Bunlardan biri, geçenlerde kulak misafiri oldum hoş bir şeyler söylüyordu. "Şükran Günü'nde oynamak bir onurdur" deyip cılız oyun çıkaranlara köpürüyor, "Oynayın kardeşim, şu insanlara bekledikleri oyunu gösterin" diye bas bas bağırıyor ve ekliyordu: "Amerika daima iyi oyun bekler."

Çocuk toplum olmak
Çok doğru. Şöyle bir düşününce insan bu toplumun bir gösteri ve oyun toplumu olduğunu yeniden fark ediyor. Boks, kendi futbolları, o acayip güreşleri ve basketbol yeter de artar bile oyunla kurdukları ilişkiyi anlamak için. Fakat ondan ötesi de var. Çünkü sadece oyun değil asıl eğlencedir (entertainment) bu toplumun tutkusu, onun bir aracı, bahanesi. Şu oyun dediğim gösterilerde takım coşturan ponpon kızların renkli görüntülerinden tutun, envai çeşit diğer "atraksiyon" her şeyi anlatmaya yeter.
Bunlara bakarak Amerikan toplumunun "çocuk" yanı geliyor insanın aklına. Gülen, oynayan ve eğlenmenin bir "insanlık durumu" olduğu kendisine öğretilmiş insanlar var Amerika'da. İşte hafta sonları yemeğe gidilecektir, barda içilecektir, bahçede ızgara (pardon, Türkçede de artık "barbekü" deniliyordu) yapılacaktır, sokakta koşulacaktır, çok çalışılacaktır ama hayattan zevk de alınacaktır.

Kırılan güven hattı
Bunca lafı Amerika'nın değişen yüzünü anlatmak için ettim. İyimser, iyi niyetli, kendi halinde insanlardan oluşan, iyiliksever, bu nedenle de gönül rahatlığıyla gülüp oynayan Amerikan toplumu son dört yıldır ikili bir baskının altındaydı. Bir yanıyla kendi içinde umudunu yitirmiş, sürdürülen berbat politikalardan dolayı karamsarlığa kapılmıştı; bir yanıyla da dünyanın her yerinde Amerika ve Amerikalılar en çok nefret edilen toplumlar arasında yer alıyordu. Obama şimdi bu topluma hem içeride hem dışarıda bir iyimserlik zerk ediyor.
Bu o kadar boş bir husus değil. Sistem düşünüp taşınıp bu sonucu tasarladı. Belki kanıt değil ama karine eski Beyaz Saray Güvenlik Danışmanı Zbigniew Brzezinski 'nin sözlerinde. Washington Post'tan David Ignatius 'un yöneticiliğinde Brzezinski'yle birlikte aynı işi yapmış Brent Scowcroft, Amerika ve Dünya (America and the World) isimli kitapta görüşlerini açıklıyorlar.

Güven bir kez yitince
Brzezinski içinde yaşanan dönemde dünyanın üç büyük meseleyle karşı karşıya kaldığını söylüyor. Bir, dünyanın her yerinde siyasal bir uyanış var; iki, odak ilk defa Batı'dan Uzakdoğu'ya kayıyor; üç çevre sorunundan başlayarak gelişen küresel ortak sorunlar.
"Amerika'nın gelecekteki varlığı, gücü, etkinliği bu sorunlara üreteceği cevap ve çözümlere bağlı" diyor. Halbuki, üstada göre Amerika bu konuda oldukça zayıf bir noktada. Nedeni ise Brzezinski'ye göre Amerika'daki güven kaybı. 11 Eylül'le başlayan bu güven kaybı bizzat sistemin ürettiği korku düşüncesiyle beslenerek devam etti ve bugün ortada kendisine güvenmeyen, dünyanın ona güvenmediği bir toplum var. "Halbuki" diyor kendisinin de itiraf ettiği gibi, Soğuk Savaş dönemlerinin adamı Brzezinski "O savaşı dünya Amerikan güveniyle atlatmıştı."
O dönemde de Amerika'ya güvenmeyenler vardı. O dönemde de Amerika'nın dünya politikasının özellikle tarih bilmemekten kaynaklanan nedenlerle sürekli yanlış yaptığını söyleyenler vardı; ama gene de Brzezinski'nin sözlerindeki doğruluk payı çok. Obama bu yüzden "Umut" dedi, "Değişim" dedi, "Yapabiliriz" dedi.
Şimdi herkes Amerika yeniden kendine güvenen, gülen, oynayan bir toplum olacak mı diye bakıyor ama Amerika'nın ağlattığı, gülmeyi unutturduğu toplumları hiç mi hiç göz ardı etmeden. New York'tan ayrılmak için uçağa giderken arabanın camından görünen güzelim sonbahar ışığında çarpıcı Manhattan görüntüsünü izlerken aklımdan şimşek gibi bir cümle geçti; bana Amerika'dan kalan her şeyi özetliyordu: Herkesin işi çok zor bu dünyada!