kapat
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
Okur Temsilcisi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
17 Kasım 2008, Pazartesi
Sabah
 
Haberler Spor Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Yazarlar Çizerler
Magazin Sağlık Televizyon Yazarlar Kültür Sanat
 
24 Saat
24 Saat
Sonay Dikkaya, oğlu Şan’ın doğumuyla başlayan zor günlerin artık geride kaldığını söylüyor.

Umudum hiç bitmedi

12.11.2008
Prematüre doğan oğlunu büyüten haber spikeri Sonay Dikkaya, verdiği mücadelenin mutlulukla sonlandığını söyledi: Doğum sonrası Şan'ı hemen yoğun bakıma aldılar ama umudumu hiç yitirmedim..
Başarılı haber spikeri Sonay Dikkaya, hamileliğinin 29. haftasında 680 gr. bir bebek dünyaya getirdi. Prematüre olduğu için kör olma ihtimali yüksekti, olmadı. Şiddetli beyin kanaması geçirebilirdi, hafif atlattı. Sağır olabilirdi, şanslıydı... Dikkaya, zor geçen günleri ve verdiği savaşı Parents dergisine anlattı.
* Üç sene bebek yapmak için büyük bir mücadele verdik. Hep aksiliklerle karşılaştık. Dış gebelik yaşadım, ikiz bebek düşürdüm, boş gebelik oldu, tüp bebek yapmaya çalıştım, tutmadı. Sonra normal yolla hamile kaldım. En başından beri hep küçük kanamalarım oldu. Ama o atan minik kalbi gördüğümüzde havalara uçtuk.

ŞAN'I ÜÇ HAFTA TUTTUK
* Her şey iyi giderken hamileliğin ilk döneminde yapılan rutin testlerde bebeğin ölçülerinde anormallikler tespit edildi. 26. haftada bir gece, korkunç bir kanamayla hastaneye kaldırıldım. Baktılar ki doğum başlamış. 26'ncı hafta çok erken, zaten bebeğin gelişiminde gerilik var; doktorum Fevzi Şen bebeğin erken doğmasını önlemek için elinden geleni yaptı. 23 gün hastanede yattım. Rahmim dikildi. Şan'ı 29. haftaya kadar, yani üç hafta tuttuk.

ÇOK DİRENDİM
* Hastanede yatarken Şan tam 500 gramdı, büyümüyordu. Hastanede kaldığımız 23 gün boyunca Şan'ın nabzı çok kötüydü. Ama ben inatla direndim. Sonrasında Şan'ın hareketleri durdu, nabız çok düşmeye başladı. Ve 29. haftada apar topar ameliyathaneye girdim.
*
Doğumdan sonra bebeğimi göremedim, hemen yoğun bakıma aldılar çünkü. Ama hiçbir zaman bebeği kaybettiğimi düşünmedim. Hep içimde umudum devam etti. Eşim Ufuk çaktırmadan bir cep telefonuyla oğlumun resmini çekmiş yoğunbakımda. Onu göstermeye kalktı. Kesinlikle bakamadım.
* Yoğunbakıma girdim. Tam bir şoktu. Acayip küçük bir bebek! 680 gram doğdu, fakat 80 gram düştü tabii. 30 santimdi boyu. Kıpkırmızı bir balon gibiydi. Çok küçüktü ama tırnakları bile vardı. Yaşadığım büyük bir şoktu ama hiç ağlamadım. Ta ki odaya geri dönünceye kadar. Ertesi gün tekrar bebeğimin yanına girdim. İşte o an gerçekten koptum, hıçkırıklarla ağladım.
*
Şan 90 gün yoğunbakımda kaldı. Ciğerleri çok zor gelişti. Ama tüm bu sürecin sonunda 2 kilo, 40.5 santim olarak oğlumuzu elimize tutuşturdular.

TEHLİKE ATLATTI
* İlk başta size bebeğinizin gözlerinin kör olabileceğini söylüyorlar. Çünkü çok fazla oksijen alıyor bebek yoğunbakımdayken. O oksijen göz damarlarında bir şekilde hasar bırakabiliyor. Şan'ın gözlerinde böyle bir tehlikenin oluşma ihtimali yüzde 99'du. Biz yüzde 1'i bile yaşamadık. Bunun dışında kulaklarında duyma problemi olabiliyor. Asıl tehlike ise ilk zamanda geçirdikleri beyin kanaması. Prematüre bebekler doğduklarında dışarıya hazır olmadıkları için ses, basınç gibi çevresel etkenler onların beyin kanaması geçirmesine neden olabiliyor. Şan onu da çok küçük ve çabuk atlattı.