kapat
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
Okur Temsilcisi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
26 Ekim 2008, Pazar
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Yazarlar Çizerler
Günaydın Cuma Cumartesi Pazar Emlak
 
24 Saat
24 Saat
Halis Toprak’ın evinin dekorasyonunu kızları yapmış. Şu anda evde her şeye hâkim, ‘Emineeee’ diye seslendiği bir yardımcısı var. Evde her şey ondan soruluyor, Toprak kimselere güvenmediği kadar ona güveniyor. "O olmasa ben ne yapardım?" diyor.

Beni mezardan çıkaracaklarına sağken sorunu çözdüm, ne var bunda?

Sirin Sever
25.10.2008
Halis Toprak bir taraftan TMSF'ye olan borçlarını ödemek için uğraşıyor bir taraftan da öldükten sonra çocukları arasında miras kavgası olmasın diye ayrı annelerden olan çocuklarına DNA testi yaptırıyor. "Dünya hali bu, her şey olur, sonradan üzülmesinler diye yaptım, iyi niyetliyim," diyor..
Diyarbakırlı Halis Toprak, nam-ı diğer Halis Ağa... Bugüne kadar işadamlığıyla, sanayi tesisleriyle, malıyla mülküyle, İstinye'deki dev köşküyle, Londra'daki, dünyanın sayılı mülkleri arasında gösterilen muhteşem villasıyla, helikopteri, yatıyla anıldı hep... 33 yıllık karısı Ayşe Toprak'tan ayrılmak için 5 trilyonluk rekor tazminat ödemeye mahkûm edildiğinde de manşetlerden inmedi haliyle. Sonra da ardı arkası kesilmedi şanssızlıkların... TMSF'ye devredilen Toprakbank'ın borçları yüzünden, yıllarca bir koleksiyoner gibi biriktirdiği en değerli arazilerini, Londra'daki o meşhur villasını, malvarlıklarının hatırı sayılır bir bölümünü kaybetti. Bu konuda çok çok üzgün. Malları ucuza gittiği için 'içinin yandığını' söylüyor; "Bana bıraksalardı, hiç değilse ben gerçek değerlerine satardım," diyor. Ama bunlar zaten basını takip edenlerin bildiği hikâyeler... Benim derdim ne peki? Anlatayım... Uğruna ilk eşinden ayrıldığı Özlem Hanım'dan da ayrıldı Halis Ağa. Bununla da kalmadı, hem Özlem Hanım'dan sahip olduğu en küçük oğluna, hem de yıllar önce üç yıl birlikte yaşadığı Gülcan Sepet'ten olma 18 yaşındaki oğluna DNA testi yapılmasını istedi. İşte benim Toprak'ın kapısını çalmama neden olan olay da bu! Uzun süren bir kovalamadan sonra bizi Aslanlı Köşk'te kabul etti Toprak; hem özel hayatını hem iş hayatını anlattı. Başına gelenler yüzünden gözleri dolu dolu oldu, kendisine çok haksızlık edildiğini durmadan tekrarladı. İşte Halis Ağa'nın yaşadıkları...

-İş hayatınızda da özel hayatınızda da pek çok badireler atlattınız. Nasıl hissediyorsunuz şimdi kendinizi?
- İyiyiz dersek, yalan olur. Çok üzgünüm. Örneği az olan işler yaptım ben ülkeme. Türkiye'nin altı bölgesinde 23 tane sanayi tesisi, 4 milyon metrekare üzerinde inşaat yaptım. Milletin malına göz dikmedim, kimsenin malını, arsa hariç, almadım. Bunların karşılığında da devletten, bu iktidar hariç, çok sıkıntı gördüm. Yatırımlar yapıyorsun, devlet teminatlar veriyor ama hiçbirinin aslı astarı yok.

- Peki söyler misiniz şu an kendinizi nasıl görüyorsunuz? Sudan çıkmış balık gibi mi, pişmanlık dolu mu, yorgun mu, çok üzgün mü?
- Ben kendimi hiç affedemiyorum.

- Neden?
- Benim babam mı bu ülkeyi kurtaracak, ben niye bu kadar sene yatırım yaptım?

- Para da kazandınız ama?
- Para mara hepsini aldılar! Bilirkişi raporu ile yaklaşık 40 trilyon olarak belirlenen borcumuza karşılık benden bugüne kadar yaklaşık 700 trilyon aldılar. El konulan diğer banka sahiplerinin bazılarından faiz alınmamış olmasına rağmen bizden dünya tarihinde görülmemiş oranda fahiş faiz alındı. Devlet bu ya! Devletin böyle yapması cidden çok üzücü. Mahkeme kararı var, 'Sen bu bankayı satamazsın,' diyor. Bu banka 1 milyar dolarlık banka, 800 milyon dolara sattılar. Mahkeme kararı alıyorum, götürüp adama veriyorum, mahkeme kararına uymuyor, satıyor. Adama nasıl satıyor? İki tane banka batırmış, kanunen satamaz! Kanunen banka batırana banka verilmez! Kalktı 18 yaşındaki kızının adına satın aldı.

- Sizin TMSF ile aranızdaki bütün alışveriş bitti mi?
- Biz diyoruz ki, biz 40 trilyon aldık. Tamam, yüzde 150 faiz al benden, bu eder 150 trilyon. Ki dünyada yüzde 150 faiz yok! Ama öyle olsun, tamam, üste kalan paramızı ver kardeşim. 550 milyon doları ver. O hâlâ 35 milyon dolar alacağım var,' diyor. Mallarımıza el koydular, aldılar, sattılar, bir kuruş vermediler bize.

AZ KALDI BU EV DE ELİMDEN GİDECEKTI
- Yani aranızdaki alışveriş bitmedi?
- Burada tıkandık kaldık. Ama inşallah paramızı verecekler, ümitliyiz çünkü yapılanlar adil değil.

- Çok mal kaybettiniz. Biri, Londra'nın sayılı malikânelerinden biriydi...
- Dünyanın ikinci değerli eviydi o.

- Sonra Yeniköy'deki ünlü Carlton arazisi?
- 1 milyar dolar edecek Carlton arazisini 60 milyon dolara sattılar.

- Çamlıca'daki, Dubai şeyhi Maktum'a satılan 73 bin 500 metrekare arsa?
- 400 milyon dolara sattılar orayı da, halbuki orası oooo.

- 'O arazi satıldığında borçlarımın tamamı ödenecek,' diyordunuz...
- Ödendi (bağırıyor)! Bizim hesabımıza göre 10 misli ödendi ama kabul etmiyorlar. Bizim parayı götürdüler İş Bankası'na verdiler, 153 milyon dolar. 70 milyon dolar borcum var, götürüyor 153 veriyor. Maksat ben orada borçlu kalayım.

- Bu kadar mal mülk, yatlarınız, katlarınız, helikopterleriniz bir bir elinizden çıkarken ne hissediyordunuz, içiniz cız etmiyor muydu?
- Etmez mi? Ben bunların hepsini alın terimle yaptım, normal fiyata gitselerdi borcum biter, üstüne de para kalırdı.

- Hiç ağladınız mı bunlar olurken?
- Çoook. En çok da Carlton'a üzüldüm. Çok üzücü, bunlar dünyada bir daha ele geçmez ki...

- Bu evin yani Aslanlı Köşk'ün satışı da gündeme gelmişti bir ara. Ne oldu, kurtardınız mı burayı?
- Burası da 15 milyon dolara gidiyordu! Allah yardım etti de alıcı çıkmadı, kurtardık. Halbuki bu ev 600 milyon dolarlık ev. Engin Akçakoca olsaydı satardı. Allah razı olsun, merhamete geldiler.

- Kim merhamete geldi?
- Ahmet Bey (Ertürk). Ahmet Bey'le
Engin Akçakoca arasında dünya kadar fark var. Bizim sanayi tesislerine karışmadı çünkü insanlar çalışıyor orada. Bu evi de sattırmadı. Holding binamızı da felç etmedi. Ümitliyim, inşallah bu paramızı da öder, ben inanıyorum. Engin Akçakoca gibi başkalarını kayırma derdinde değil.

- 'Gayrimenkul meraklısıyım,' diyorsunuz siz. Elinizden değerli mallar çıktı ama Halis Ağa da mal bitmez herhalde! Çocuklara mal mülk kaldı mı?
- Haram olsun! Çocuklarımın hepsine ev, araba, dükkân verdim, onlarınkini de sattılar. Şimdi hepsi bir evde toplandılar, maaşlarını alamıyorlar, felaket, facia.

- Burada mı yaşıyor hepsi?
- Annelerinin yanında yaşıyorlar. Neyse, o dertleri açmayın. Çok adil hareket edilmedi, çok haksızlık yaptılar.

- Çocuklarınızın sayısı kaç?
- 12. Biri Salim Toprak, biri Özlem Hanım'dan olan oğlum. Ayşe Hanım'dan 10 çocuğum var; sekiz kız, iki oğlan.

- Çocuklarınızın kaçı holdingde çalışıyor?
- Aşağı yukarı hepsi çalışıyor.

- Kızlar da çalışıyor mu?
- Hepsi değil, çalışma imkanı bulanlar...

- Şimdi tekrar baştan başlayacak gücü hissediyor musunuz kendinizde?
- Bu paraya bağlı. Eğer verirlerse gene eskisi gibi çalışırım.

- Vermezlerse?
- Vermezlerse de kalanları da satacağız. Ama müşteri çıkmıyor, herhalde hisse senedi satarız. Ama kalanlar ne yapacak? Çalışanlar? İş mi var memlekette?
Haberin fotoğrafları