kapat
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
Okur Temsilcisi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
15 Ekim 2008, Çarşamba
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Çizerler
Sabah Günaydın Cuma Cumartesi Pazar
 
24 Saat
24 Saat
ENGİN ARDIÇ

İmtiyazsız tabakasız

Türkiye'de "sınıf" kelimesini kullanmak uzun süre yasak kaldı.
Yok yani, "5 Edebiyat B sınıfı" ya da "birinci sınıf lokanta" gibi değil, sosyal sınıf anlamında...
Üniversitede bile yasaktı, tez hazırlayanlar "sosyal tabakalaşmadan" söz ederek laf kıvırtmaya çalışırlardı, Birinci Şube'nin "uyanmamasına" dua ederek... Komünizm masası şefi Parmaksız Hamdi Bey adamın canına okurdu çünkü...
Çünkü imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleydik ve de biz bize benzerdik! Kaç milyonerimiz vardı? Hiç! Binaenaleyh efendiler...
Sınıf gerçeğinin dehşetini iliklerinde hisseden Türkiye, ancak altmışlı yıllarda sınıftan söz edebilmeye başladı.
Sonra, "sosyal bilinçlenmenin ekonomik kalkınmanın önüne geçtiği" gerekçesiyle, toplum mühendislerinin bunu gene yasakladıkları dönemler oldu...
Gözünüz aydın, tabaka geri geliyor.
Şimdi daha başka mühendisler çareyi şöyle bulmuşlar: Liselerdeki sosyoloji dersinde, çocuklara "sınıf" değil "tabaka" öğretilecekmiş!
Kapitalizm, sosyalizm falan da öğretilmeyecekmiş, bunun yerine "toplumun beklentilerine uygun davranma" eğitimi verilecekmiş, "milli ve manevi duygular" güçlendirilecekmiş.
Bu duygular, "sabırlı olmak ve Atatürk sevgisi" gibi duygularmış.
Sosyoloji dersi ha, uyumayın... Olay lisede geçiyor. Emile Durkheim, Max Weber falan mezarlarında döndüler.
Ve de, kelek "yerli malı haftası" etkinlikleri gibi, birtakım etkinliklerle de buna tüy dikiliyor: Çocuklar gruplara ayrılacaklarmış, çeşitli toplum tabakalarını araştıracaklarmış ve sonunda "toplumsal tabakamızı tanıdık, sevdik" diyeceklermiş! Birçok elementi gördük, birçok elementi tanıdık...
Ya da, işçisin sen işçi kal, git topla takımları.. On iki-on dört İngiliz anahtarını da bana getir, tokadı yemeden... Felsefe bu.
Yani, fazla dırlanma.
Sınıf değiştirmeye de kalkma.
Senden önce değiştirebilen değiştirdi, sen geç kaldın yavrum.
Yaşın tutmuyorsa bu senin sorunun, baban vakitlice hazine arsası kapatıp üstüne gecekondu dikmediyse, yanmışsın çıra gibi...
Sınıfını sev, büyüklerini say, küçüklerini koru.
Haddini bil. Herkes de yerini bilsin.
Büyüklerin de herşeyi senden daha iyi bilsinler.
Buna da eğitim desinler.
Eğitimi yesinler.
Bununla yetineceğim, bu konuda gerçek duygu ve düşüncelerimi, tepkilerimi yazmayacağım, çünkü hapise girerim.