kapat
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
Okur Temsilcisi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
28 Eylül 2008, Pazar
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Çizerler
Sabah Günaydın Cuma Cumartesi Pazar
 
24 Saat
24 Saat
MEHMET BARLAS
BAŞYAZI

Her toplumun güvenilir yaşlılara da ihtiyacı vardır...

Masallarda bütün çocukların "Fareli Köyün Kavalcısı" ya da bir başka kötü niyetli bir büyücü tarafından bilinmeyen bir yere götürüldüğü anlatılır.
Çocuklar yok olunca o köye veya kasabaya hüzün çöker. Kimsenin yüzü gülmez, kahkaha sesi duyulmaz. Hiçbir ailenin yarına dönük heyecanı ve ümidi kalmaz.
Sonra masal kahramanı çocukları götürüldükleri yerde bulur ve kurtarır.
Böylece yeniden neşeli, ümitli günler başlar.
Çocukların ve gençlerin bulunmadığı bir toplum, gerçekten feri sönmüş bir organizma gibidir.
Onlar enerjileri, deneyimsizlikleri, heyecanları ile bilinmeyen yarınların habercileridir. Onlar değişimin icracıları, yeninin simgeleridir.
Çocukların ve gençlerin ezici çoğunluğa sahip oldukları bir toplumda, bütün bunları yaşayarak hissetmekteyiz.
Bir Şeker veya Ramazan bayramının arifesinde, "eski bayramlar"ı düşünürken şu soruya da cevap aramak durumundayız:
- Yaşlıların olmadığı bir toplumda da, çocukların ve gençlerin yok olduğunda görülen rahatsızlıkların benzerlerine rastlanmaz mı?
Bir özdeyişe göre "Yaşlanmak cenaze namazında musalla taşına her yıl bir saf daha yaklaşmak" anlamına da gelirmiş.

Paramparça
Yaşlanmanın en somut göstergesi de, birden ailenizin en büyüğü olarak kendinizi bulmanız değil midir? "Dün" kadar yakın geçmişte mahallenin delikanlısı olarak bilinenlerin, belleri bükülmüş iki büklüm emekli dedeler olduğunu görünce şaşırmaz mısınız?
Fellini "Bir gün sofraya oturduğumda masanın en genci bendim. Sonra oturduğumda kendimi masanın en yaşlısı olarak buldum" diye anlatmaz mı bunu?
Ya da "Paramparça"yı dinlerken "Bugün benim doğum günüm/ Babamın öldüğü yaştayım" dizelerine takılmaz mısınız?
Yaklaşan bir bayrama daha girmek üzereyken, sade bireyler olarak değil toplumca da yaşlıların eksikliğini hissetmiyor muyuz?
Hani Konfiçyus, "Bir adamın babasının kral olması prens olmaya yetmez. Prens kelimesinin içinde yakışıklı, cesur, cömert, adil, şefkatli gibi anlamlar da var" demiş ya.
"Yaşlı"nın içeriği de bunun gibi olmalı. Sadece "ihtiyar" kelimesi yetmemeli yaşlıyı anlatmaya...
- Deneyimli, affedici, şefkatli, sevgi veren, saygın, sözüne güvenilir...
"Gençlerin istikbal diye gördükleri onun için mazi olan" ve gençlerin sahip olabilecekleri şeyler için onlarla yarışmak yerine, onlara doğruyu ve akıl ile vicdanın yolunu gösteren...

Gerçek yaşlılar
Siyasetin çözüm üretmek, demokratik değişim sürecini devam ettirmek, toplumun beklentilerini merkeze yansıtmak gibi işlevleri olduğunu hatırlattıkları zaman, "Bunun da bir beklentisi var" diye kimsenin düşünmeyeceği yaşlılarımız adeta kalmadı.
Cumhurbaşkanlığına, başbakanlığa kadar yükselmiş ve artık "Dün"ü geride bırakmış olmaları gereken yaşlılarımızın, "Bu kavgaları defalarca yaşadık. Bunlar kimseye hayır getirmez. Demokrasi birlikte yaşama sanatıdır" demelerini bekliyoruz.
"Geçen hafta"yı bile "Uzak tarih" olarak gören, yazılı hafızası olmayan, geçmişi tam olarak bilmedikleri için aynı hataları sürekli tekrarlayan, akıl yerine duyguyu ön planda tutan, öfkeyi sevginin yerine geçirebilen çocukların ve gençlerin çoğunlukta bulunduğu bir toplumda, "gerçek yaşlılar"ın özlemini siz de duymuyor musunuz?
Bırakın toplumu ve siyaseti.
Yitirdiğiniz babalarınızın, annelerinizin, dedelerinizin, ninelerinizin yaşadıkları dönemlerde sizi nasıl koruduklarını, kolladıklarını ve sevgiye doyurduklarını unuttunuz mu?