kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 30 Ağustos 2008, Cumartesi
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
Hacer GEMİCİ
Enerji Hattı

Nükleercinin iştahını fiyat kaçırdı!

Nükleer santral ihalesine yaklaşık bir ay kala görüldü ki, özel sektör bu işe pek de gönüllü değil. İhale için şartname alan şirketlerin 6 ay, hatta 1 yılı bulan süre uzatma tekliflerine Enerji Bakanı Hilmi Güler, net olarak 'hayır' yanıtını verdi. Ama işin ciddiyetini gösteren en önemli açıklama nükleer santral ihalesine İspanyol Ibardola ve Amerika'nın dev şirketi General Electric (GE) ile hazırlanan Sabancı Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı'dan geldi. Sabancı, 'ihaleye girmeyebiliriz' diyerek süreçten uzaklaştıklarını söyledi. Sabancı'dan sonra aynı samimiyette diğer şirketler de 'biz yokuz' diyecek mi hep birlikte göreceğiz.
Peki yıllardır dillere sakız olan ve özel sektörün de yapmaya can attığı nükleer santral ihalesinin cazibesini kaybetmesinin nedeni ne? Özel sektör, 'bu işte ben yokum' derse ne olacak?
Öncelikle 5710 sayılı Nükleer Santral Yasası, özel sektör bu alanda yatırımcı olmazsa kapıyı kamuya da açıyor. Zaten Güler de "İsteğimiz bu santrali özel sektörün yapması. Ama özel sektör yatırımcı olmazsa kamu bu santrali mutlaka yapacaktır" diyerek bu konudaki niyetlerini gösteriyor. Kamunun kendince bir B planı var. Tabii B planı var da, kaynak var mı? O başka bir tartışmanın konusu.

Yerel seçim kaygısı
Hükümetin 'süre uzatmam' inadının ardında ise 'o zaman kendim yaparım' yaklaşımından çok altı ay sonra Mart 2009'da yapılacak yerel seçimlerin etkisi büyük. Nükleer santral ihalesi gölgesinde seçim meydanlarına çıkmak hiç de kolay olmasa gerek.
Gelelim ihaleye bir ay kala özel sektörün iştahının niye kaçtığına. Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt AŞ'ye (TETAŞ) gönderilen sorularda bunun işaretlerini az da olsa görüyoruz. Özel sektör özetle şunları söylüyor:
* Son altı aydaki finans piyasalarındaki dalgalanmalar büyük proje finansmanı için uygun bir zamanlama olmadığını gösteriyor. 31 Mart 2009 tarihine kadar 6 aylık, hatta 30 Haziran 2009 tarihine kadar bir süre uzatımı talep ediyoruz.
* TETAŞ alım garantisi vermesine rağmen bu büyüklükte bir projeye finansmanın sağlanabilmesi için öncelikle Hazine Garantisi verilmesi ve uluslararası finans kuruluşlarınca kabul görecek proje dokümanlarının oluşturulmasının gerekli olduğu düşünülmekte.
* Yarışma sona erdikten ve yüklenici ile sözleşme imzalandıktan sonra, sözleşmenin yarışmacıdan kaynaklanmayan nedenlerle sona ermesi halinde (örneğin, Türkiye Cumhuriyeti'nin nükleer enerjiyi yasaklaması vs), sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar yüklenicinin yaptığı tüm masrafların karşılanması gerekir. Yapişlet sözleşmelerde olduğu gibi buy out (geri alma) maddesi olmalı.
Görüldüğü üzere özel sektör, aslında süre uzatımı adı altında daha çok 'Hazine garantisi' peşinde. Hiçbir risk istemeyen nükleerciler 15 değil 20 yıl boyunca alım garantisinin yanı sıra Hazine garantisi de talep ediyor. Öyle ki bazıları 'Türkiye nükleer santralleri kapatma kararı alırsa' ihtimalini bile gözönüne alarak, ' bu durumda tüm masraflar karşılansın" diyor.
Tüm bunların nedeni belli. Gerçekten uluslararası piyasalardaki dalgalanma bu tür projeler için sağlanacak finansman maliyetini ciddi anlamda şişirmiş durumda. Ortada Hazine garantisi olmadığı ve alım garantisi için de 15 yıllık bir süre olduğundan ihalede oluşacak elektrik üretim bedeli oldukça yüksek çıkacak görünüyor. Bu da 'ucuz ve temiz enerji' diye sunulan nükleer enerjinin üzerine daha başlamadan gölge düşürecek bir durum. Sektörde konuşulan ihalede birim fiyatın 15 centin üzerinde olacağız. 30 centleri bile telaffuz edenler var. İşte bu rakamlarla ihaleye çıkmak istemeyen özel sektör, süre uzatımı o da olmazsa garanti ile maliyetleri düşürme derdinde.
Böyle olunca da yıllardır Türkiye'de özelleştirme sürecini destekleyen liberalleşmeyi savunan özel sektör iş kendisine gelince 'kredi bulamıyoruz, finans kuruluşları önünü görmek istiyor' deyip serbest piyasayı bozucu bir yapı talep ediyor. Ancak başta Yuvacık Barajı olmak üzere Hazine garantilerinin faturasının ne olduğun Türk halkı biliyor. 'Al ya da öde', '2030 yıllık alım garantileri' de cabası. Umarız hükümet 'herşeye rağmen nükleer santral kurulsun' inadına düşüp yine Türk halkına yeni bir bedel yüklemez.