kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 29 Ağustos 2008, Cuma
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC

Mavi yolculuğun kalbi betona teslim oluyor

Erdinç ERGENÇ
Dünyaca ünlü Bodrum koyları Mavi Yolculuk macerasının başladığı yerler. Bugün o güzelim koylar rant hırsıyla karşı karşıya. Ormanlar yanıyor, özel izinlerle devasa oteller, yazlıklar yapılıyor ve adım adım Türkiye'nin turizm cenneti yok oluyor..
İLİŞKİLİ HABERLER
Mavi yolculuğun kalbi betona teslim oluyor
Başlarken
Türkiye'nin dünyaca tanınmış tatil cenneti Bodrum'u cehenneme çeviren betonlaşma cenderesi, insanlık mirası koyları ve Türk turizminin alameti farikası "Mavi Yolculuk"u tehdit ediyor. Ege Denizi'nin en bakir koyları ve sırtları, pıtrak gibi fırlayan tesis ve ikinci konutların işgaline uğruyor. Tarihi ve turistik yarımadada yaşayan insanların bile sayısını geçen binaların işgali önlenemez bir hızla artarken, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, yarımadanın imar yetkisine el koyması ve plan yapması da bu işgali durduramıyor. Üstelik bakanlık eliyle yapılan, orman arazilerinin turizm için şirketlere tahsisi bu yağmayı daha da hızlandırıyor. Adeta devlet eliyle bakir koylar ve yarımadanın kıyılarından başlayarak sırtlarına kadar uzanan yeşil alanlar işgal ediliyor. 1980'lerin ortasından başlayan bu furya, daha çok turist, daha çok gelir ve daha güzel Bodrum adına yapılıyor. Ancak Bodrum'a el değmemiş doğal güzelliği için gelen turist ve yöre halkı göz ardı edilerek, planlı ve bilinçli yapılan yatırımlar, Bodrum'u betonun kucağına atıyor. Ancak sadece beton değil Bodrum'u tehdit eden. Çöken altyapı nedeniyle susuzluk, çöp sorunu, kanalizasyon ve arıtma eksikliği, gürültü kirliliği, balık çiftlikleri, ruhsata aykırı binaların yıkılamaması, 'her şey dahil tehdidi' gibi sorunlar kronikleşince, Bodrum da cazibesini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Bodrumlular, kendilerinin de pay sahibi olduğu bu gidişatın yanlış olduğunun farkına varmış görünüyor ve ortak aklı yaratıyor. Ancak Bodrum, tüm Türkiye'nin sahip çıkması gereken bir insanlık mirası. Gelin Bodrum Yarımadası'nda 'mavi bir yolculuğa' çıkalım ve sorunlar ile çözümleri yerinde inceleyelim.


"Yokuş başına geldiğinde Bodrum'u göreceksin. Sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler. Akıllarını hep Bodrum'da bırakıp gittiler" diye sesleniyor Cevat Şakir Kabaağaçlı, nam-ı diğer "Halikarnas Balıkçısı", kentin girişindeki büyük bir tabeladan. Ege'nin cennet koylarına ev sahipliği yapan o kasaba Halikarnas Balıkçısı'nın yaşadığı huzurlu bir sahil beldesi olmaktan çıkalı uzun yıllar oluyor. Ondan geriye kalan son mirasın izleri de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

İNSANDAN ÇOK BİNA VAR
Türkiye turizminin 'alameti farikası' Bodrum, Bodrum'un 'alameti farikası' da elbette Mavi Yolculuk. Bu efsane, hızla yolun sonuna doğru geliyor. Yarımadanın bakir koyları ve kentin sırtları betona teslim oluyor. 3 bin 500 yıllık tarihe sahip insanlık mirası yarımada, ikinci konutlar, yeni turizm tesisleri, balık çiftlikleri, golf alanları, villalar ve deniz dolgularıyla adeta işgal ediliyor. 1980'lerin ortasından bu yana başlayan ve herkesin 'daha çok turist' ve 'daha çok para' adına başlattığı furya, tarihi ve turistik yarımadayı tıpkı Kuşadası ve Çeşme gibi betonlaşmanın eşiğine getirdi. Bodrum'da artık insandan fazla bina var. Orman yangınlarından çok daha tehlikeli ve sinsi bir düşman, Bodrum'u ve dünya mirası koylarını sessizce katlediyor: O düşmanın adını koyalım: "Rant hırsı"...

KATLEDİLMEYİ BEKLİYOR
Mavi Yolculuk'un yapıldığı kıyıların yüzde 90'ında beton binalar yükselmiş durumda. Kıyılarında çeşitli tesislerin dolgu ve kaçak iskeleler yaptığı o el değmemiş koylardan geriye kalanlar da katledilmek üzere sıra bekliyor. Halikarnas Balıkçısı'nın, ya da kısaca 'Balıkçı'nın mirasını korumak için oluşturulan 'Mavi Yol Girişimi'nin sözcüsü Filiz Dizdar, Mavi Yolculuk güzergahının başladığı ve bittiği nokta olan Adalıyalı mevkisindeki Kisse Bükü koyunda toplam 2 bin 500 yataklı üç otel tahsisi olduğunu söylüyor. Orman arazilerinin tahsisini yürütmesi Danıştay tarafından durduruldu, Anayasa Mahkemesi de geçen yıl içinde yönetmelik maddesini yüksek kamu yararı gözeterek iptal etmiş ve bir yıl içinde yeni düzenleme yapılmaması halinde kararın kesinleşeceğini belirtmişti. Bu süre dolmadan yeni bir yasa çıkarıldı. 15 Mayıs 2008'de çıkan yasayla, eski tahsis alanların bir ay içinde başvurması halinde, ön tahsis aldıkları kabul edileceği ve sürecin kaldığı yerden devam edeceği açıklandı. Bunun anlamı, Kisse Bükü'nün kaybolmasıydı. Nitekim, bu yıl başından bu yana Kisse Bükü'nde üç kez orman yangını çıktı.
Haberin fotoğrafları