kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 20 Ağustos 2008, Çarşamba
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC

KESK heyeti DSP lideri Sezer'i ziyaret etti

Yeni Haber
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, toplu görüşme sisteminin artık sona ermesi ve toplu sözleşmeli belli kriterlere dayalı, grevli bir hakkın sağlanması gerektiğini söyledi.

Sezer, "AB sürecindeki bir Türkiye'de AB üyesi tüm ülkelerin kabul ettiği ve AB müktesebatı haline de gelmiş toplu sözleşmeli grevli hakkın verilmemesi kabul edilebilir bir şey değil. Biz ILO'ya taraf bir ülkeyiz. ILO standartlarının çalışma yaşamında etkin olarak kullanılması gerekir. Bu açıdan baktığımızda da toplu sözleşme ve grev hakkının mutlaka sağlanması gerekiyor" dedi.

Yapılan ek ödemelerin İstanbul'da açıklanmasını eleştiren KESK Başkanı Evren, Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın "Patron benim" şeklindeki sözlerini de eleştirdi. Evren, "İrade benim diyor. Onlar hiç patron olmamıştır diyor, doğru söylüyor. Biz hiç patron olmadık. Sayın Başbakan bazen doğruyu söylüyor. Tatlı paralar kazanmadık. Sabit gelirlerle geçiniyoruz. İnsanca yaşamak için mücadele ediyoruz. Bütün dünyada toplumsal tepkiler, demokratik tepkiler, siyasal iktidarlar tarafından algılanır. Bunlar boşa yapılmaz" dedi.

KESK Genel Başkanı Sami Evren ve sendika yöneticileri DSP Genel Başkanı Zeki Sezer'i DSP Genel Merkezi'nde ziyaret etti. Görüşmede, DSP Genel Sekreteri Masum Türker ve DSP Genel Başkan Yardımcısı Melda Bayer de hazır bulundu.

Altı yıldır kamu çalışanlarının reel geliri ve alım gücünün düştüğünü ifade eden DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, kendilerinin iktidar oldukları dönemde gerçek enflasyon oranları ölçüsünde zam verildiğini ve bir de refah payı verildiğini söyledi. Altı yıldır refah payı uygulamasının yapılmadığını ifade etti.

Reel enflasyon oranlarının yüzde 30'lara dayandığını ifade eden Sezer, toplu görüşme sisteminin artık sona ermesi ve toplu sözleşmeli belli kriterlere dayalı, grevli bir hakkın sağlanması gerektiğine vurgu yaptı. Sendikaların bu konudaki mücadelelerine destek vereceklerini belirten Sezer, şunları söyledi:

"AB sürecindeki bir Türkiye'de AB üyesi tüm ülkelerin kabul ettiği ve AB müktesebatı haline de gelmiş toplu sözleşmeli grevli hakkın verilmemesi kabul edilebilir bir şey değil. Biz ILO'ya taraf bir ülkeyiz. ILO standartlarının çalışma yaşamında etkin olarak kullanılması gerekir. Bu açıdan baktığımızda da toplu sözleşme ve grev hakkının mutlaka sağlanması gerekiyor."

Son dönemde üretime değil, ithalata dayanan büyüme anlayışının hakim olduğunu belirten Sezer, açıklanan büyüme rakamlarının da hormonlu olduğunun herkes tarafından bilindiğini söyledi. İfade edilen büyümenin gerçekleşmiş olması durumunda memurun da alım gücünün de o oranda artacağına dikkat çeken Sezer, "Bu böyle değil. İthalata dayalı bir hormonlu bir büyüme sistemi. Üstelik rakamlarla da oynayıp, örneğin ulusal gelirin miktarı artırıldı. 9 bin doların üzerinde deniliyor. Döviz baskılanıyor. Döviz üzerinden baskılanmış, gerçek değerini bulamamış hesaplamalarla ulusal gelir şişiriliyor. Güzel. Ben de diyorum ki sayın Başbakana ulusal gelirden memurlara düşen payı da vermelisiniz. Bunu da yok sayıyorlar" diye konuştu.

Sezer, ekonomik hakların yanı sıra, çalışanların sosyal ve demokratik haklar konusunda da çok gerilerde kaldığını söyledi.

Maaşlara yapılacak artışların önemli olduğunu vurgulayan Sezer, artışların sendikalarla birlikte yapılması gerektiğini ifade etti. Sezer, "Sendikal hareketi yok sayarak hükümetin böyle bir girişimde bulunması şık olmadı" dedi. Sezer, söz konusu artışın memur emeklilerine de artışın yansıtılması gerektiğini savundu. Sezer şunları söyledi:

"Bu toplu görüşme süreci son olsun. Artık önümüzdeki süreçte toplu sözleşmeli bir süreci hep birlikte yaşayalım diyorum. Bunun için Anayasa değişikliği gerekiyorsa biz üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Bizim milletvekili sayımız nedeniyle önerge verecek sayıya sahip olmadığımız ortada. Diğer partilerden alınacak destekle sağlayabileceğimize inanıyoruz."

ANKA